--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

İçinden “siyaset” geçmeyen “siyasi” bir yazı

Yavuz Bahadıroğlu
Yavuz Bahadıroğlu

Farkındasınızdır, bu ülkenin çalışan kadınlarının çoğu huzursuz (istatistiklere yansıyor)…

İş hayatının yanı sıra, ev hayatını da üstlenmişler…

Bir de “annelik” var ki, 24 saat kesintisiz sürer…

Temizlik, çamaşır, bulaşık, vs, cabası… Bu kadar sıkıştırılmış bir hayatı yaşamak çok zor…

Üstelik iş yerinde, aynı işi yapan erkeklere kıyasla daha düşük ücret alıyorlar…

Bir de “taciz” ve “şiddet” görüyorlar!

Bu ülkenin “eğitimli” erkekleri bile “eğitimli” kadınlarını dövüyor!

Biz erkekler keşke biraz daha anlayışlı olabilsek…

Tablo aslında daha karışık ve de vahim…

Yetiştirilme tarzıyla bağlantılı olarak, erkeğin evlenememe korkusu yok, kadının var…

Erkeğin eğitim alamama endişesi yok, kadının var (kız çocukları hâlâ “okuyup ne olacak?”) kıskacında…

Erkeğin yalnızlık tasası yok, kadının var…

Erkeğin çocuk bakma derdi yok, kadının var.

Her toplumda, özellikle de bizim toplumumuzda hayat erkekten ziyade kadına zor!

Hâlbuki…

Dünyadaki işlerin yüzde 66’sı kadınlar tarafından görülüyor; 

Buna rağmen kadınlar dünyadaki toplam gelirin ancak yüzde 10’una sahip olabiliyorlar…

Buna karşılık dünyadaki tüm işlerin ancak yüzde 34’ünü yapan erkekler, dünyadaki toplam gelirin yüzde 90’ını, toplam mal varlığının ise yüzde 99’unu alıyorlar…

Kadınlara, dünyadaki mal varlığının sadece yüzde biri kalıyor…

***

“Moda” dünyası tarafından “yem” olarak kullanılmaları, kadın olmanın en zor yanlarından biri gibi…

Evlilik programlarının, dizilerin, magazinin, yarışmaların ve eğlence âleminin hem hedefidir kadın, hem de en önemli malzemesi!..

Kısacası kadın her alanda ve her anlamda istismar ediliyor. Ama “feminist” çevreleri işin bu yönüyle fazla ilgilenmiyorlar. Onlar da bir nevi istismarın peşinde.

Hatta “başörtüsü problemi” yaşandığı dönemlerde sık sık gözlemlediğimiz gibi, feminist çevreler bizatihi kendileri “kadına şiddet”in aracı olabiliyorlar.

Dayak konusuna gelelim (öldürme olaylarna hiç girmeyelim isterseniz)…

Türkiye şehirlerinde yaşayan evli kadınların yüzde 18’i, köylerde yaşayanların ise yüzde 76’sı eşleri tarafından dövülüyor…

Kadınların yüzde 57,7’si evliliklerinin ilk gününde şiddet olgusuyla karşılaşıyor…

Aile içi suçların yüzde 90’ını kadına karşı işlenen suçlar oluşturuyor.

Kadının şiddete maruz kaldığı evlerde çocuklar nasıl etkileniyor dersiniz?

Şiddeti önleyemedikleri için suçluluk duygusu hissediyorlar…

Şiddet ortamında büyüyen çocuklar iki tehdidi bir arada yaşıyorlar: Hem travmatik olaylara şahit oluyor, hem de aynı şiddeti görme korkusu altında yaşıyorlar…

Şiddet ortamında büyüyen çocuklarda hırsızlık, okuldan kaçma gibi davranış bozuklukları daha sık görülüyor…

Özgüvenleri yok oluyor…

İhmale ve istismara uğramaya, diğer çocuklara göre, daha korumasız hale geliyorlar…

Diğer çocuklara şiddet uygulama eğilimine giriyorlar... 

Erkek çocuklar, diğer erkek çocuklara göre daha agresif, kız çocuklar daha çekingen ve pasif davranışlar gösteriyor… 

“Suç” eğilimi oluşuyor.

Konuya yarın devam edeceğim, inşallah…

 

Yavuz Bahadıroğlu Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle