--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Hafıza tazelemek

Yavuz Bahadıroğlu
Yavuz Bahadıroğlu

AK Parti’ye kapatma dâvası...

27 Nisan e-muhtırası...

Aba altından sopa göstermeler...

Abdüllatif Şener projesi: Rivayete göre, “özde değil sözde Atatürkçü” olan Sayın Abdullah Gül’ün yerine Abdüllatif Şener cumhurbaşkanı yapılacak, Erdoğan’a karşı koçbaşı olarak kullanılacaktı. 

Proje tutmadı...

Derken meşhur “Arap Baharı” gündeme geldi: Durup dururken ayaklanan halklar başlarındaki yöneticileri attılar.  

Biz “Nihayet oralara da demokrasi geliyor” diye sevinirken, bir de baktık, kargaşa geldi. Demokrasi ile henüz tanışan Mısır, seçimle işbaşına gelen Mursi’yi kanlı bir darbe ile devirdi... 

Bizim “Bahar” zannettiğimiz olgu, hızla  “kış”a döndü.

Irak’tan, Libya’dan, Tunus’tan sonra Suriye de karıştı. Suriye’de iç savaş çıktı, yüzbinlerce çoluk çocuk öldü.

 Türkiye’yi doğrudan vurmayı göze alamayanlar, çevresinde sorunlar çıkararak, izole ettiler; Türkiye yine de pes etmedi...

Ardından milyonlarca göçmeni Türkiye sınırına sürüp, iyi giden ekonomimizi altüst etmeyi denediler: Türkiye tüm dünyaya insanlık dersi vererek hepsine kapılarını açtı... 

Bu kez birkaç ağacın yerinin değiştirilmesini istismar ederek, Taksim merkezli bir kargaşa başlattılar...

Tahrik üstüne tahrik yaptılar. Algı operasyonlarıyla Erdoğan’dan ve ekibinden kurtulmaya çalıştılar...

Kurtulamadılar...

Derken, Kobani bahanesiyle Türkiye’yi tekrar sıkıştırmayı denediler...

Yine olmadı...

Tayyip Erdoğan durdurulamadı, AK Parti yıkılamadı!

Seçim öncesinde blok oluşturdular. Yurtiçi ve yurtdışından destek verdiler. AK Parti’nin oylarını bir miktar etkilediler. Türkiye 13 yıl aradan sonra koalisyonlar dönemine girdi. Etraf yine toz-duman oldu...

Ve bu toz-dumanın içinden bir kitap çıktı: “Abdullah Gül ile 12 Yıl”. Yazan: “Ahmet Sever”. Sayın Gül’ün basın danışmanıymış. Kitabı yayınlayan yayınevi ise “el malum”: “Doğan Kitap”... 

Hedef yine aynı: Sayın Erdoğan ve AK Parti!

Harika bir zamanlama ile çıkan bu kitaba göre, Sayın Gül “çok iyi”, Sayın Erdoğan “çok kötü”!

Projeler nasıl da arka arkaya geliyor!

Tesadüf bu ya, Birinci Dünya Savaşı öncesinde de böyle olmuştu. Osmanlı topraklarının İtilaf Devletleri arasında paylaştıran 1916 tarihli gizli Sykes-Picot Antlaşması’ndan yaklaşık iki yıl kadar önce, İngiltere, Osmanlı topraklarını paylaştıran bir harita dağıtmıştı (bugünlerde de gazetelerde “yeni harita”lar yayınlanıyor).

Bu haritada Anadolu Türklere bırakılıyor, doğu vilayetlerimiz dışında Adana ve Trabzon’u da içine alan topraklar üzerinde Ermenistan kuruluyor, Suriye, Irak, Filistin ve petrol bölgesi Basra (petrol yatakları) İngiltere’ye bağlanıyor, İstanbul ile Boğazlar uluslararası bir komisyonun idaresine terk ediliyordu. 

Ege bölgesinin yeni sahiplerinin tespiti ise pazarlık sonucu belirlenecekti.

Birinci Dünya Savaşı işte bu büyük projenin ayrıntısıdır ve dört temel hedefi vardır: 1. Osmanlı vurulup bölüşülecek; 2. Filistin’de Yahudi devleti kurulacak; 3. Petrol yatakları kontrol altına alınacak; 4. Bu projenin kalıcı olması için de Müslümanlar Hilâfet gücünden mahrum bırakılacak. Yani hilafet kaldırılacak... 

Proje adım adım hayata geçirildi. Başımızda bir halife olmadığı için de o gün bugündür İslam dünyası ile “kedi-fare oyunu” oynuyorlar.

Tarihten ders alındığını bilsem, “Yağma yok! Müslüman bir ısırıldığı deliğe parmağını bir daha sokmaz” diyeceğim, ama ders aldığımızdan pek de emin değilim.

Artık yaşayıp göreceğiz! 

Yavuz Bahadıroğlu Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle