Evlilik zorlaştı
Başlık parasını soran sorana…
Belli ki evlenme çağında bulunan gençlerin canı çok yanıyor…
“Osmanlılarda başlık parası var mıydı?” diye soruyor.
“Yoktu” demeyi ne kadar isterdim, ama maalesef diyemiyorum. Çünkü başlık parasının geçmişi Osmanlı’dan bile eski.
Zaman zaman Osmanlı Devleti tarafından sert tedbirler alınmasına rağmen, başlık parası kaldırılamadı. Üstelik de dini bir yanı yok. Yani başlık parası dinsel değil, gelenekseldir. Evliliği müthiş şekilde sarpa sardırmaktadır!
Evliliği sarpa sardırıp zorlaştıran olgulardan biri de “ayrı ev açma” sendromudur! Oysa “kaynana evinde” (gelinlerin tabiriyle) oturmanın sayısız yararları var…
1. Genç ev-lil-er için ev ara-ma zah-me-ti or-ta-dan kalk-ar…
2. Aileler bir sürü eşyaya para harcama der-din-den kur-tu-lur-lar (Eşyaya ve-ril-e-cek para daha önemli işlerde değerlendirilir).
3. Ku-ru-lu bir düzen olduğu için, gençler, ye-ni düzen kur-maya vak-it ayırmazlar…
4. Hazır eve yerleştikleri için evliliğin da-ha ilk günlerinde yıpranmaz, yo-rul-maz-lar. Ta-bii bun-lar-dan kay-nak-lan-a-cak kavgalara da gir-mez-ler.
5. Ye-mek ve te-miz-lik gi-bi önemli iki büyük der-di olmayacağından, kocasıyla ra-hat ra-hat gez-me-lere çıkabilir. Eve ayıracağı zamanı kocasına ve çocuklarına ayırabilir.
6. Anne-ba-ba kanalıyla da eve para girdiğinden (emeklilik vesaire), ye-ni ev-lil-er geçim sıkıntısı çekmezler.
7. İşten atılma kor-ku-su hayatlarını ce-hen-neme çevirmediğinden, mut-lu ol-ma ih-ti-mal-le-ri ar-tar.
8. Ail-eye kaynana ve/ veya kayınpeder kanalıyla da para girdiği için, ge-lin hanım çalışmak zo-run-da kal-maz. Da-mat bey, aynı gerekçeden dolayı ikin-ci bir işte çalışmayacağından vak-tin-den önce çökmez. Tüm va-kit-le-ri-ni bir birle-rine has-re-derl-er.
9. Da-mat za-man za-man iş icabı gec-e-le-ri de- çalışacak ya-hut sey-a-hat-lere çıkacaktır. Bu du-rum-da, ev-de anne-ba-ba yok-sa, ge-lin hanım ya-pa yalnız kalır. Özellikle evliliğinin ilk yıllarında, alışmadığı bir mu-hitte, hat-ta kent-te yaşadığı için yalnız kal-mak-tan ölesiye kor-kab-i-lir. Kor-ku-su si-nir-le-ri-ni bozacağından, başka biçimde eşine yansıtabilir. Böylece ye-ni ai-le-nin ilk kavgaları başlayabilir.
10. Çocuklarıyla aynı ev-de ot-u-ran anne bab-a-lar, mut-lu olur-lar. Onların mutluluğu genç ev-li-le-ri etkileyeceğinden tüm ai-lede mut-lu-luk havası es-er.
11. Ha-mil-e-lik döneminde, de-ney-im-li bir insanın ai-lede varlığı, ilk çocuğuna ha-mile olan genç bir ge-lin için büyük güvencedir. Eğer ai-lede tecrübeli bi-ri yok-sa, geçici süreler için yine an-ne-lerd-en yardım is-ten-e-cek, böylece iki ta-raf da mec-bur-en alışmadıkları ortamı paylaşacak ve büyük ih-ti-malle hu-zur-suz olacaklardır. Bu da za-ten stres içinde olan ha-mile ge-li-ni da-ha büyük bir strese sürükler.
12. Ge-lin hanım kocasının sevdiği ye-mek-le-ri biz-zat kaynanasından öğrenme imkânı bu-lur. An-nes-i-nin oğluna nasıl davrandığını gözlemler ve za-man içinde bunları uy-gu-lay-a-rak kocasını ken-di-sine bağlar.
13. Çocuklar, büyüme çağında, yalnız anne-ba-baya değil, dede ve nin-eye de muhtaçtır. Pek çok hayat der-si-ni on-lar-dan alırlar. Dede ile nine kavramı bel-li yaşlardaki çocuklar için bir sığınaktır. An-ne-nin yer-siz öfkelerinden ve za-man za-man şiddete va-ran çıkışlarından kaçan çocuk, de-de-sine ya-hut nine-sine sığınır. Her bi-ri hay-at-tan alınma masalları, kıssaları, hikâyeleri ve hatıraları on-lar-dan din-ler. Hat-ta çocuklar, çıkarsız sev-meyi, yaşlı yakınlarını seve-rek öğrenirler.
14. Anne-ba-baya sev-gi, saygı; anne-babayı kor-u-ma, kol-la-ma, gözetme ve mut-lu et-me, za-ten Al-lah’ın em-ri, Pey-gam-ber’in kav-li-dir. Bu it-i-bar-la ib-a-det-tir.
De-mek oluy-or ki, yaşlı anne ve babalarımızın yüreği cen-ne-tin kapısıdır. Onların yüreğine gir-mek de-mek, cen-nette git-mek de-mek-tir.
Bununla birlikte yaşlılarla oturmanın bazı mahzurları da yok değil. Zaman içinde ona da bakalım inşallah.


