Enkaz altında kalmak…
Sadece insan bedeni yıkıntı altında kalmaz, insan ruhu da enkaz altında kalabilir…
Siz hiç hayallerinizin enkazı altında kaldınız mı?..
Kendi hatalarınızdan kaynaklanan olumsuzluklar ruhunuzu param parça etti mi hiç?..
Yüreğiniz derin derin hiç acıdı mı?
Önümde acı yüklü mailler var: Çoğu bir hata, bir yanlış, bir bencillik yüzünden kaybedilen güzelliklere yanıyor. “Keşke yapmasaydım”lar uzayıp gidiyor.
“Keşke” demeyi sevmiyorum, ama bazen ben de “keşke” demekten, pişmanlıklar içinde yaptıklarımla yapamadıklarımı sorgulamaktan kurtulamıyorum.
•
Gönül saksılarınıza diktiğiniz papatyalar var mı? Varsa eğer ne olur çok özen gösterin, ne olur hatalarınıza kurban etmeyin onları.
Bir zamanlar gönül saksıma ektiğim bir papatyam vardı. Suyuna sevgi katıp sulardım. Gün be gün yeşerirdi. Bir gün bir hata ettim: Suyuna kezzap kattım. Boynunu büktü. Anladım neden sonra anlamasına, anladım da yüreğimdeki tüm sevgi suyunu döktüm köklerine, fakat...
Heyhaat!
•
Bir gün bir hata, bir yanlış, bir günah...
Papatyaya kezzap suyu dökme günahı, hatası, yanlışı...
Arkasından hatanızı, günahınızı, yanlışınızı izah sadedinde gelen yeni hatalar, yeni yanlışlar...
Neden? Çünkü hatanızla, bir anlamda da kendinizle yüzleşmeye cesaret edememişsiniz. Bundan dolayı yeni yanlışlar yaparsınız, yeni potlar kırarsınız, yeni yaralar açarsınız kendi yüreğinize...
Sonunda yüreğiniz bunalır ve ardından acımaya başlar. Pişmanlıklar içinde çözülürsünüz. “Keşke” dersiniz, “yapmasaydım, konuşmasaydım, susmasaydım”...
Ve dersiniz ki: “Keşke en başından tekrar başlayabilseydim”.
Başlayın o zaman! Eğer yeniden başlayacak cesaretiniz varsa, kırdığınız vazoyu yapıştırın, papatyanızı yürek suyuyla sulayın, zaman tanıyın kendinize, emek verin, yeniden yeşertin yüreğinizi; yeniden içinize aksın mutluluk pınarınız...
Tâ başından başlayın her şeye, yeniden.
Unutmayın: Her gün yeni bir başlangıçtır...
Her sabah güneş yeni umutların üstüne doğar...
Her hafta kendi şartlarıyla başlar...
Haftaya merhaba deyin, güne merhaba deyin, aya, yıla merhaba deyin ve hayatı sorgulamaya kalkışmadan yaşamaya çalışın.
Elinizdeki güzelliklerin değerini bile bile ve onların üstüne titreye titreye ve ümitlerinizi yeşerte yeşerte…
•
Bilin ki, ümitte hayat var! Ümit bir diriliş azmi, kurtuluş muştusudur. Ümitlerinizi asla yitirmeyin, asla “ümit fakirin ekmeği” diye düşünmeyin ve asla “her gün bir öncekinin aynısı, değişen hiçbir şey yok” (bu mealde mektuplar alıyorum) diye yakınmayın.
Hayata böyle yaklaşımlar ümidi boğar. Ümidin boğulduğu yerde insan da boğulur.
“Şimdiye kadar olmadı, ama bu kez olacak!” deyin...
“Bu sefer inşaallah başaracağım! Güçlükleri yenip düze çıkacağım” diye niyet edin.
Ve başlayın besmeleyle, tekrar tekrar başlayın...
Her sabah göle maya çalın, belki çaldığınız mayalardan biri tutar. Tutan niyetler, gerçekleşen hayaller, yeni başlangıçların (göle maya çalmaların) sonucu değil mi?
Başarmak isteyen herkes belki başaramaz, belki herkes ulaşmak istediği yere ulaşamaz, ama başarmak istemeyenin başardığı da hiç görülmemiştir.
Belki bugün sizin gününüzdür, belki bugün başaracaksınız!


