--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

En büyük ihtiyacımız: Faziletli insan

Yavuz Bahadıroğlu
Yavuz Bahadıroğlu

Çiçero: “Onur, faziletin hediyesidir.”  

Alain: “Fazilet, insanın gücünü kendisinden alması ve bu gücü kendi üzerinde kullanabilmesidir.”

Descartes: “Fazilet, iyi olarak kabul ettiğimiz şeyleri yapmakta gösterdiğimiz kararlılık ve sabırdan ibarettir.”  

Beethoven: “Çocuklarınıza fazileti öğretin, insanı ancak o mutlu eder.” 

Bunlardan sadece Alain’eitirazım var: “Fazilet, insanın gücünü kendisinden alması ve bu gücü kendi üzerinde kullanabilmesi” değil, gücünü imanından alıp, akıbet Allah’a döneceği bilinciyle yaşamasıdır.

Osmanlı ceddimiz böyleydi: “Nezaket”, “nezâhet”, “nezafet”, “nefaset, “maharet”, “metanet, “necabet, “asalet”, “cesaret”, “ahiret”, “samimiyet, “izzet” gibi, tümü “fazilet”i oluşturan kavramları içselleyip hayatın “olmazsa olmaz”ı yapmıştı. 

Çünkü “fazilet”in varlığı “insan” yaptığını biliyordu…

İtiraf etmeliyiz ki, “fazilet”in yerini envai çeşit “rezalet” aldı. Değersizleştik!

Değersizleştikçe, başkalarına değer vermez olduk…

Hayhuy içinde yuvarlanıp gidiyoruz!

Eskilerimiz “Fazilet sahibi insanın dört şeyi açık olacak” derlerdi:

Şuuru açık olacak (olanı-biteni kavrasın da oyuna gelmesin diye)

Yüreği açık olacak (sevsin, sevilsin diye);

Eli açık olacak (versin, paylaşsın diye);

Sofrası açık olacak (yedirip içirsin diye);

Kapısı açık olacak (komşu ve misafir rahatça gelsin diye)…

Yüreğimiz kilitli, ellerimiz yumruk durumunda…

Sofra kurmak yerine, fesfutlarda (Fast-food)ayakta yiyoruz…

Oturduğumuz siteler surlarla çevrili, kapılarımız ise şifreli. Her site askeri garnizona dönüşmüş durumda: Kapıda bekçiler, bariyerler, kimlik sorgulamaları…

Misafir bekleyen de yok, komşuyu ağırlayan da…

Her akşam televizyon esirleriyiz!

Eskilerimiz “Fazilet sahibi insan dört şeye sahip çıkacak” derlerdi…

1- Eline sahip çıkacak (çalmayacak);

2- Beline sahip çıkacak (namusunun üstüne titreyecek);

3- Diline sahip çıkacak (kırıcı söz söylemeyecek);

4. Gözüne sahip çıkacak (namahreme-harama bakmayacak);

5. Gönlüne sahip çıkacak (sevdiğine verecek)…

“Faziletli insan” nasıl mı anlaşılır?

Dost ve arkadaşlarına karşı tatlı sözlü, samimi, güler yüzlü; herkese karşı ise dürüsttür… 

Her anlamda güvenilirdir…

Asla yalan söylemez, hile yapmaz…

Gelmeyene gider, dost, akraba ve komşuları ziyaret eder…

Yaptığı yardım ve iyilikleri başa kakmaz…

Hakka-hukuka riayet eder…

Kimsenin aleyhine konuşmaz, gıybet etmez, kin tutmaz…

İnsanları gülümseyerek selamlar, hal-hatır sorar…

Dudaklarından tebessüm eksik olmaz…

Her türlü musibet karşısında sabreder…

Kötülerden ve kötülükten uzak durur…

Fakirlerle dostluk kurmaktan, onlarla oturup kalkmaktan zevk duyar…

Fani dünyaya ait şeylerle övünmez, hiç bir şekilde böbürlenmez, gururlanmaz, tevazu içinde yaşar…

Yaptığı hayır ve hasenatta Allah’ın rızasından başka şey gözetmez…

Âlimlerle dost olur, sorunlarını onlara danışır…

Allah’ın emir ve yasaklarının dışına çıkmamaya çalışır…

Saygı ve nezaket çizgisinden çıkmaz…

Yavuz Bahadıroğlu Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle