--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

“El kesenin eli kesile!”

Yavuz Bahadıroğlu
Yavuz Bahadıroğlu
10

Rivayet olunur ki, Fatih Sultan Mehmed, adını taşıyan camiin inşaatında kullanılacak mermer sütunları kestiren Rum mimarlardan İpsilanti Efendi’ye kızıp elini kestiriyor.

Bunun üzerine İpsilanti Efendi, ilk İstanbul Kadısı Sarı Hızır Çelebi’ye başvuruyor. Haksızlığa uğradığını belirtip, hakkının Padişah’tan alınmasını istiyor.

Kadı, Padişah’ı mahkemeye çağırıyor. Padişah girdiğinde İpsilanti Efendi dâvâcı makamında ayakta durmaktadır. Padişah “maznun” minderine bağdaş kurmak üzereyken, Kadı Efendi’nin kükremesine irkiliyor:

“Begüm, hasmınla mürafaai şer’ olunacaksın, (beyim, davacı ile hukuk önünde yüzleşeceksin) ayağa kalk!”  

Padişah ayağa kalkıyor. Kendisini savunması istenince, öfkesine mağlûp olduğunu ve bu yüzden hata ettiğini belirtiyor. Kadı Efendi “Kısasa kısas” hükmü veriyor: Hüküm gereğince Padişahın da eli kesilecektir.

Dinleyenler dehşetten ve hayretten dona kalıyorlar. Padişah boyun bükmüş, hükme rıza göstermiştir. Durum o kadar alışılmışın dışındadır ki, İpsilanti Efendi’nin eli, ayağı titremeye başlıyor. Aklı başına gelir gibi olunca da kendisini Padişah’ın ayaklarına atıyor.

“Dâvâmdan vazgeçtim. İslâm adâletinin büyüklüğü karşısında küçüldüm. Böyle bir cihangirin elini kestirip kıyamete kadar lânetlenmeyi göze alamam.”

Fatih’in eli kesilmekten kurtuluyor. Ama tazminat ödemeye mahkûm oluyor. Kestirdiği elin diyetini şahsî gelirinden ödüyor. Ayrıca Rum mimara bir de ev veriyor.

Mahkeme sona erip herkes çıktıktan sonra, Padişah, Kadıya dönüyor:

“Bak a Hızır Çelebi” diyor, “bu padişahtır deyu iltimas eyleseydin de şer’i şerife mugayır hüküm verseydin, şu kılıçla başını uçururdum.”

Kadı Hızır Çelebi minderini kaldırıyor, minderin altında duran demir topuzu Padişaha gösteriyor:

“Siz de padişahlığınıza mağruren hükmü tanımasaydınız, billahi bu topuzla başınızı ezerdim.” (Bu olay “Evliya Çelebi Seyahatnâmesi”nin Millet Kütüphanesindeki Ali Emiri koleksiyonunda bulunan yazma nüshanın birinci cildinin 36. sayfasında detaylı biçimde, ayrıca Abdurrahman Adil’in “Hâdisat-ı Hukukiyye” isimli eserinin 1923’te yayınlanan 12. cüzünün 185-186. sayfalarında mevcuttur).

İkinci örnek yine Fatih’ten: Macar milli kahramanı Jan Hunyad’ın (Hunyadi-Janos), Sırbistan’ı işgal edip bütün Ortodoks kiliselerini yıkacağını söylemesi üzerine büyük bir korkuya kapılan Sırp yöneticiler Fatih Sultan Mehmed’e bir heyet gönderiyorlar. Heyet, Fatih’e şu teklifte bulunuyor:

“Hunyad bizi ve inancımızı yok etmek istiyor, lütfen ülkemizi siz feth edin, bizi Hunyad’ın zulmünden kurtarın.”

Fatih, “Tamam” diyor…

Ancak heyetin içinde yer alan bazı papazların yüreğinde az da olsa bir tereddüt kalmıştır. Aralarında kısa bir konuşma geçiyor. Sonrasında Heyet Başkanı bazı papazların yüreğindeki tereddüdü Padişah’a arz ediyor: 

“Gerçi” diyor, “adaletinizden ve müsamahanızdan eminiz, ancak kiliselerimizi yıkmayacağınızı ağzınızdan duyarsak, daha mutlu döneceğiz.”

Fatih Sultan Mehmed, şu mealde cümlelerle Sırp önderleri rahatlatıyor:

“İnşallah Sırbistan’a hâkim olduğumuzda, camiler yaptıracağız, ancak kiliselerinize dokunmayacağız. Siz nerede bir cami görürseniz yanına kilise yaptırabilirsiniz. Hatta duvarını bitiştirebilirsiniz de... Bizim dinimiz işte böyle bir dindir.” (İ. Hami Danişmend, Tarihi Hakikatler, c. 1, s. 501-502, İstanbul 1979, Tercüman Yayınları).

 

Yorumlar

(10)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Emin

14 Ağustos 2020 09:41

Ufak atta civcivlerde yesin yazdigina kendin inaniyormusun Bukadarda abartilmaz Biraz insaf yahu milleti bukadar aptal zannetmeyin

Mahir

12 Ağustos 2020 16:12

Her nasılsa kitaplara geçmiş bir hikaye. Ne derece doğru? Böyle hikayeler çok duyup okuduk. Fakat hiçbir kimse hayatta benzer bir olaya tanık olmamıştır. Tarih efsanelerle dolu!

bozeren

12 Ağustos 2020 15:00

ben böyle bir duruma inanmıyorum. menkıbe geleneğimizin bir ürünü olarak görüyorum.

Hikmet Yılmaz

12 Ağustos 2020 14:29

Tarihçi olarak irdelenmesi gereken konuyu yazara sormak gerek ; Macaristan,Rusya, Polonya İngiltere ... Ve beğenmediğimiz Ermenistan, Bulgaristan bile, "İstanbul Sözleşmesi" gibi yasayı niçin kabul etmemişlerdir. ? Aile yapısı tarih değil mi ?

Murat Yağmur

12 Ağustos 2020 14:18

Nerede o hakimler? Şimdi olsa meslekten ihraç ederler o hakimi.. Hep birlikte oturup ölen hukuk sistemimize ağlayalım. Unutmayın ki âdil-i mutlak bir Rabbimiz var. Her şeyin hesabı mutlaka o gün sorulacak. O terazi ince tartar her şeyi. Kaçış yok. Zalimlerin hesabı çetin olacak ahirette. Mazlumlar da neşe içinde olacak.

turgut ertav

12 Ağustos 2020 14:00

Fatih,Rum mimar İpilanti nin elini kestirmiş.Yazar kalkmış kadıalrı övüyor.Fatih kadıları taksaydı,adil olsaydı,islamın hükmüne değer verseydi ;Rum mimar İspilanti nin elini kestir miydi?İşin bu tarafını es geçmişsin.Cafcaflı hikayelerle haklı kandırmayın sayın yazar.

Nedim

12 Ağustos 2020 12:42

Kesin yasanmistir...

Mümine

12 Ağustos 2020 08:46

15 Temmuzdan birkaç yıl önceye kadar Türkçe olimpiyatlarına devletin önemli isimleri alkış tutuyor övüyordu. Bunların gerçek yüzünü bilmiyorduk deyip sıyrıldı hepsi. Anadolunun garip insanları MİT tırları olayından önce öğrenci evinde kaldığı için terör örgütüne üye olmaktan 6 yıl ceza alıyor meslekten atılıyor. Bu ne adalet. Onların ben bunların o zaman terör örgütü olduğunu nereden bileydim deme şansı yok mu?? Üstelik toy denecek yaşta kalmış, siyasiler bile alkış tutarken bulunmuş Cumhurbaşkanının çağrısıyla bunlardan ayrılmış olmasına rağmen.

Okuyucu

12 Ağustos 2020 08:07

Rivayet

Garibin eli gitti ama...

12 Ağustos 2020 03:58

Bu mu ADALET!...

Yavuz Bahadıroğlu Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle