Değerler Eğitimi
Milli Eğitim Bakanlığı’nın, mülki amirlere gönderdiği “Değerler Eğitimi”ne ilişkin kitapçığına, ahlâktan, faziletten, ahiretten, maneviyattan söz edilince, bazı çevreler yine dellendi!..
“Bu çağda bu kafa!” klişesini yine dillerine pelesenk edip saldırıya geçtiler.
Pek de farkında olmadan (sanırım), bir önceki yazımızda ifade etmeye çalıştığımız “nezaket”, “nezâhet”, “nezafet”, “nefaset, “maharet”, “metanet, “necabet, “asalet”, “cesaret”, “ahiret”, “samimiyet, “izzet” gibi, tümü “fazilet”i oluşturan kavramları topa tuttular.
Bu yüzden neye karşı çıktıklarını doğrusu tam anlayamadım: “Değerler eğitimi”ne mi, “imanlı ve faziletli insan” yetiştirilme gayretine mi, “ahlâk”a mı, topyekün “ahlâk sistemi”ne mi, yoksa yalnızca Sayın Bakan’a ve eğitimi yönetenlere mi?..
Bu karşı çıkış, sadece, “Bu iktidarın yaptığı herşey yanlıştır” cümlesiyle çerçevelenmeye müsait “muhalefet” anlayışının ürünü de olabilir pekalâ: Tıpkı Marmaray’a, Üçüncü Köprü’ye, Üçüncü Havalimanı’na ve pek çok temel yatırıma karşı çıkmaları gibi…
Neresinden bakarsanız bakınız, “Vur vur inlesin!” mantığı dışında izahı olmayan bir tepki kondu.
Çünkü karşıtı, “faziletsiz insan” yetişmesini istemektir ki, fazilet sahibi hiçbir insanın böyle bir önerisi olamaz.
İslâm düşünürlerini okumak şöyle dursun, hatta çoğunu duymadıklarını bildiğimden, kendilerine kolaylık olması için, daima “referans” aldıkları Batılı düşünürlerden birkaç tespit aktaracağım…
Mesela Çiçero şöyle diyor: “Onur, faziletin hediyesidir.”
Fazla “dinci” kaçtıysa Alain’den buyursunlar: “Fazilet, insanın gücünü kendisinden alması ve bu gücü kendi üzerinde kullanabilmesidir.”
Yahut Descartes’tan: “Fazilet, iyi olarak kabul ettiğimiz şeyleri yapmakta gösterdiğimiz kararlılık ve sabırdan ibarettir.”
Fazla felsefi kaçtıysa Beethoven verelim:“Çocuklarınıza fazileti öğretin, insanı ancak o mutlu eder.”
Hani Beethoven’i sever-sayar dinler görünürler ya… Belki katkısı olur.
•
Yahya Kemal merhum, bir makalesinin son cümlesinde şöyle diyor: “Eski Türklerin bir dini hayatı vardı, dini hayatı olduğu için de çok şeyi vardı… Yeni Türklerin de dini hayatları olduğunda çok şeyleri olacaktır.”
Tabi Yahya Kemal’in kasdettiği maddi değerler değil, “manevi değerler”…
“Erdem” olarak Türkçeleştirilen, ama yerine uymayan o muhteşem kavram: Fazilet!
Varlığı “insan” yapan en büyük değer…
Bu kadarı, “Atamız maymundu” diyenler için bile ağır bir yüktür!


