Canlı bomba
Ankara Garı’nda patlatılan iki canlı bombanın bilançosu korkunç: Resmi açıklamalara göre, 97 ölü, 250 civarında yaralı...
Tekrar ölenlere rahmet, yaralılara şifa, ailelerine başsağlığı diliyorum.
Sayın Erdoğan’a ve AK Parti iktidarına zararı dokunur beklentisi içinde el ovuşturanlar var...
Sevinç twitleri atılıyor...
“Tek, Erdoğan iktidarı yıkılsın da varsın devletle birlikte yıkılsın!” mantığı zaten anlaşılır bir mantık değil.
Amerika’ya, Fransa’ya, İspanya’ya terör saldırısı olduğunda, herkes kenetlenirken, Türkiye’de ayrışma devam ediyor.
Bereket versin, çok azınlıktalar, nefret eksenli yaklaşımları geniş halk kitlelerinde onaylanmıyor.
•
Bu nasıl bir “nefret”tir ki, hiç tanımadığı insanları katledebiliyor?..
Mücadelenin içeriğinden habersiz masum çocukları bombalayabiliyor?
Çırpınan insanlar beni insanlığımdan utandırdı. Kıvranan yaralıları izlerken yüreğimin acıdığını, insanlık adına ürperdiğimi hissettim.
Terörle sonuç almanın imkânsızlığı tarihin tescilinde iken, serseri mayın gibi öteye-beriye toslamak, “Ağanın atını dövemezsem semerini döverim” mantığını hatırlatan bir yönelişle bombalar patlatmak nasıl bir anlayış?
Hangi açıdan bakarsanız bakın, terörü meşru bir zemine oturtamazsınız!
Onun için insan izahını yapamıyor, sadece lânetleyebiliyor.
Lânet olsun!
•
Bir taraftan da, insanları bu hale getiren sebepleri düşünüyorsunuz. Nerede yanlış yapıldığını bulmaya çalışıyorsunuz. “Biz nerede yanlış yaptık?” sorusu beynimde kıvranıyor.
Ana-babalar bu çocukları yetiştirirken, nerede yanlış yaptılar? Öğretmenler eğitirken, nasıl yanlışlar yaptılar? Veremedikleri ya da yanlış verdikleri nedir?
Türkiye’nin gelecekteki huzuru için bu analizi en gerçekçi biçimde yapmamız gerekiyor.
•
İnsanlarda sevgi yok, merhamet yok, hikmet yok, hürmet yok.
Sözün tam burasında size bir terkip sunacağım: “...kalb-i insanîden hürmet ve merhamet çıksa, akıl ve zekâvet, o insanları gayet dehşetli ve gaddar canavarlar hükmüne geçirir, daha siyasetle idare edilmez.” (Said Nursî, Şuâlar, s. 507-508)
Ancak bu yaklaşımla sorular cevaba kavuşuyor, Ankara’da patlatılan canlı bombaların arkasındaki canavar sevgisizliktir.
Yetiştirilen çocukların kalbine, Allah ve Peygamber sevgisinde temellenmiş “hürmet” ve “merhamet” koyamamışız.
Bin türlü şey öğretmişiz, ama “hürmetli”, “hikmetli” ve “merhametli” olmayı öğretememişiz.
Bunlarla dolu olmayan her insanın beyni yıkanabiliyor. Canavara dönüştürülebiliyor. Hiç tanımadığı insanları ve çocukları katledebilen bir vahşetin aracısı olabiliyor.
Peki ne yapacağız?.. Uzun vadede yapmamız gereken belli: Yüreği sevgi, hürmet, hikmet ve merhametle çarpan çocuklar yetiştireceğiz.
Türkiye’yi yönetenler bu konuda tam anlamıyla bir “ittifak” görüntüsü verecekler...
Milli Eğitim Bakanlığı ders kitaplarını sevgi eksenine oturtacak. Kültür Bakanlığı “insan” olmanın ne anlama geldiğini anlatan kitaplar yayınlayıp dağıtacak... Belediyeler danslı-valslı eğlenceler tertiplemeyi azaltıp kültürel programlara ağırlık verecek...
Televizyonlar, terörün oluşturduğu vahşet tablolarını, reyting kaygısıyla uzun süre ekranda tutmayacak... Gazeteler terör haberlerini büyütmeyecek... Yazarlar Türkiye’nin kararlılığını vurgulayacak... Sanatçılar terörü lânetleyecek.
Önünde sonunda bunu aşacağız. Bundan hiç kimsenin kuşkusu olmasın.


