--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Boşanmalar neden artıyor?

Yavuz Bahadıroğlu
Yavuz Bahadıroğlu

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) boşanmaların hızla arttığı yolundaki araştırması bence gündeme bomba gibi düşmeliydi, ama gazetelerimizle televizyonlarımız “sıradan haber”ler arasına sıkıştırdılar...

Ne de olsa, boşanmaların bu derece artmasında onların yayın politikalarının (sözde “sanat çevreleri” dedikleri çevrelerin geleneksel aile hayatımıza taban tabana zıt yaşantılarını allayıp-pullayarak yansıtmaları gibi) hatırı sayılır bir payı var: Suçluluk ve sorumluluk (zannetmiyorum ya) hissetmiş olabilirler!
Bana gelince: Bendeniz, boşanmalardaki artışa ilişkin bilgi ve araştırmaları “Rus krizi”nden bile daha fazla önemsiyorum. Çünkü sadece bugünlerimizi değil, geleceğimizi dahi tehdit ediyor. Peki, neden artıyor boşanmalar?.. Cevaba muhtaç soru budur ve tek sebebe bağlanamayacak kadar da karmaşıktır.

Sorumsuz yayınların etkisi olduğu kesin (çok fazla magazin programı ve gazetelerde gereğinden fazla magazin haberi var)...

İkincisi: İnternet, cep telefonu, sosyal iletişim ağları, v.s...

Üçüncüsü: Yanlış “özgürlük” algısı (evliliği bir nevi “esaret” gibi görme)...

Dördüncüsü: Eşlerin çalışma mecburiyeti (ya da eğitimli kadınların “anne”likle yetinememesi olgusu...

Beşincisi: Geçim sıkıntısı (ki çoğunlukla aşırı evlilik masraflarından kaynaklanıyor)...

En önemli maddeyi sona sakladım: Ailenin yaşlı ve deneyimli insanlarından ayrı oturmak...

Şimdiki ailelerde yaşlılar yok. Bu yüzden iki tecrübesiz gen­cin oluşturduğu aile ku­ru­mu, ilk duy­gu­sal kav­ga­da dağılabiliyor. Oysa yaşlılarla aynı evi paylaşmak avantajlıdır...

1. Genç ev­lil­er için ev ara­ma zah­me­ti or­ta­dan kalkar... Aileler kuruluş aşamasında bir sürü eşyaya para harcama der­din­den kur­tu­lur­lar. Böylece eşyaya ve­ril­e­cek para daha önemli işlerde değerlendirilebilir.

2. Ku­ru­lu bir düzen olduğu için, gençler, vakitlerini ye­ni düzen kur­maya harcamazlar. Dolayısıyla da­ha ilk günlerde yıpranmaz, yo­rul­maz­lar. Ta­bii bun­lar­dan kay­nak­lan­a­cak tartışmalara ve kavgalara da gir­mez­ler.

3. Ge­lin hanım kocasının sevdiği ye­mek­le­ri biz­zat kaynanasından öğrenme imkânı bu­lur. An­nes­i­nin oğluna nasıl davrandığını gözlemler ve za­man içinde bunları uy­gu­lay­a­rak kocasını ken­di­sine bağlar.

4. Ye­mek ve te­miz­lik gi­bi önemli iki büyük der­di olmayacağından, kocasıyla ra­hat ra­hat gez­me­lere çıkabilir. Eve ayıracağı zamanı kocasına, (son­ra da) çocuklarına ayırabilir.

5. Anne-ba­ba kanalıyla da eve para girdiğinden (emeklilik vesaire), ye­ni ev­lil­er geçim sıkıntısı çekmezler.

6. İşten atılma kor­ku­su hayatlarını ce­hen­neme çevirmediğinden, mut­lu ol­ma ih­ti­mal­le­ri ar­tar.

7. Ail­eye kaynana ve/veya kayınpeder kanalıyla da para girdiği için, ge­lin hanım çalışmak zo­run­da kal­maz. Da­mat bey, aynı gerekçeden dolayı ikin­ci bir işte çalışmayacağından vak­tin­den önce çökmez. Tüm va­kit­le­ri­ni birbirle­rine has­re­derl­er.

8. Da­mat, za­man za­man iş icabı gec­e­le­ri de­ çalışacak ya­hut sey­a­hat­lere çıkacaktır. Bu du­rum­da, ev­de anne-ba­ba yok­sa, ge­lin hanım ya­payalnız kalır. Özellikle evliliğinin ilk yıllarında, alışmadığı bir mu­hitte, hat­ta kent­te yaşadığı için yalnız kal­mak­tan ölesiye kor­kab­i­lir. Kor­ku­su si­nir­le­ri­ni bozacağından, başka biçimde eşine yansıtabilir. Böylece ye­ni ai­le­nin ilk kavgaları başlayabilir.

9. Çocuklarıyla aynı ev­de ot­u­ran anne bab­a­lar, mut­lu olur­lar. Onların mutluluğu genç ev­li­le­ri etkileyeceğinden tüm ai­lede mut­lu­luk havası es­er.

10. Ha­mil­e­lik döneminde, de­ney­im­li bir insanın ai­lede varlığı, ilk çocuğuna ha­mile olan genç bir ge­lin için büyük güvencedir. Eğer ai­lede tecrübeli bi­ri yok­sa, geçici süreler için yine an­ne­lerd­en yardım is­ten­e­cek, böylece iki ta­raf da mec­bur­en alışmadıkları ortamı paylaşacak ve büyük ih­ti­malle hu­zur­suz olacaklardır. Bu da za­ten stres içinde olan ha­mile ge­li­ni da­ha büyük bir strese sürükler.

11. Çocuklar, büyüme çağında, yalnız anne-ba­baya değil, dede ve nin­eye de muhtaçtır. Pek çok hayat der­si­ni on­lar­dan alırlar. Dede ile nine kavramı bel­li yaşlardaki çocuklar için bir sığınaktır. An­ne­nin yer­siz öfkelerinden ve za­man za­man şiddete va­ran çıkışlarından kaçan çocuk, de­de­sine ya­hut nine­sine sığınır. Her bi­ri hay­at­tan alınma masalları, kıssaları, hikâyeleri ve hatıraları on­lar­dan din­ler. Hat­ta çocuklar, çıkarsız sev­meyi, yaşlı yakınlarını seve­rek öğrenirler.

12. Anne-ba­baya sev­gi, saygı; anne-babayı kor­u­ma, kol­la­ma, gözetme ve mut­lu et­me, za­ten Al­lah’ın em­ri, Pey­gam­ber’in kav­li­dir. Bu it­i­bar­la ib­a­det­tir.
De­mek oluy­or ki, yaşlı anne ve babalarımızın yüreği cen­ne­tin kapısıdır. Onların yüreğine gir­mek de­mek, cen­nette git­mek de­mek­tir.

Yavuz Bahadıroğlu Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle