Boşanmalar neden artıyor?
Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) boşanmaların hızla arttığı yolundaki araştırması bence gündeme bomba gibi düşmeliydi, ama gazetelerimizle televizyonlarımız “sıradan haber”ler arasına sıkıştırdılar...
Ne de olsa, boşanmaların bu derece artmasında onların yayın politikalarının (sözde “sanat çevreleri” dedikleri çevrelerin geleneksel aile hayatımıza taban tabana zıt yaşantılarını allayıp-pullayarak yansıtmaları gibi) hatırı sayılır bir payı var: Suçluluk ve sorumluluk (zannetmiyorum ya) hissetmiş olabilirler!
Bana gelince: Bendeniz, boşanmalardaki artışa ilişkin bilgi ve araştırmaları “Rus krizi”nden bile daha fazla önemsiyorum. Çünkü sadece bugünlerimizi değil, geleceğimizi dahi tehdit ediyor. Peki, neden artıyor boşanmalar?.. Cevaba muhtaç soru budur ve tek sebebe bağlanamayacak kadar da karmaşıktır.
Sorumsuz yayınların etkisi olduğu kesin (çok fazla magazin programı ve gazetelerde gereğinden fazla magazin haberi var)...
İkincisi: İnternet, cep telefonu, sosyal iletişim ağları, v.s...
Üçüncüsü: Yanlış “özgürlük” algısı (evliliği bir nevi “esaret” gibi görme)...
Dördüncüsü: Eşlerin çalışma mecburiyeti (ya da eğitimli kadınların “anne”likle yetinememesi olgusu...
Beşincisi: Geçim sıkıntısı (ki çoğunlukla aşırı evlilik masraflarından kaynaklanıyor)...
En önemli maddeyi sona sakladım: Ailenin yaşlı ve deneyimli insanlarından ayrı oturmak...
Şimdiki ailelerde yaşlılar yok. Bu yüzden iki tecrübesiz gencin oluşturduğu aile kurumu, ilk duygusal kavgada dağılabiliyor. Oysa yaşlılarla aynı evi paylaşmak avantajlıdır...
1. Genç evliler için ev arama zahmeti ortadan kalkar... Aileler kuruluş aşamasında bir sürü eşyaya para harcama derdinden kurtulurlar. Böylece eşyaya verilecek para daha önemli işlerde değerlendirilebilir.
2. Kurulu bir düzen olduğu için, gençler, vakitlerini yeni düzen kurmaya harcamazlar. Dolayısıyla daha ilk günlerde yıpranmaz, yorulmazlar. Tabii bunlardan kaynaklanacak tartışmalara ve kavgalara da girmezler.
3. Gelin hanım kocasının sevdiği yemekleri bizzat kaynanasından öğrenme imkânı bulur. Annesinin oğluna nasıl davrandığını gözlemler ve zaman içinde bunları uygulayarak kocasını kendisine bağlar.
4. Yemek ve temizlik gibi önemli iki büyük derdi olmayacağından, kocasıyla rahat rahat gezmelere çıkabilir. Eve ayıracağı zamanı kocasına, (sonra da) çocuklarına ayırabilir.
5. Anne-baba kanalıyla da eve para girdiğinden (emeklilik vesaire), yeni evliler geçim sıkıntısı çekmezler.
6. İşten atılma korkusu hayatlarını cehenneme çevirmediğinden, mutlu olma ihtimalleri artar.
7. Aileye kaynana ve/veya kayınpeder kanalıyla da para girdiği için, gelin hanım çalışmak zorunda kalmaz. Damat bey, aynı gerekçeden dolayı ikinci bir işte çalışmayacağından vaktinden önce çökmez. Tüm vakitlerini birbirlerine hasrederler.
8. Damat, zaman zaman iş icabı geceleri de çalışacak yahut seyahatlere çıkacaktır. Bu durumda, evde anne-baba yoksa, gelin hanım yapayalnız kalır. Özellikle evliliğinin ilk yıllarında, alışmadığı bir muhitte, hatta kentte yaşadığı için yalnız kalmaktan ölesiye korkabilir. Korkusu sinirlerini bozacağından, başka biçimde eşine yansıtabilir. Böylece yeni ailenin ilk kavgaları başlayabilir.
9. Çocuklarıyla aynı evde oturan anne babalar, mutlu olurlar. Onların mutluluğu genç evlileri etkileyeceğinden tüm ailede mutluluk havası eser.
10. Hamilelik döneminde, deneyimli bir insanın ailede varlığı, ilk çocuğuna hamile olan genç bir gelin için büyük güvencedir. Eğer ailede tecrübeli biri yoksa, geçici süreler için yine annelerden yardım istenecek, böylece iki taraf da mecburen alışmadıkları ortamı paylaşacak ve büyük ihtimalle huzursuz olacaklardır. Bu da zaten stres içinde olan hamile gelini daha büyük bir strese sürükler.
11. Çocuklar, büyüme çağında, yalnız anne-babaya değil, dede ve nineye de muhtaçtır. Pek çok hayat dersini onlardan alırlar. Dede ile nine kavramı belli yaşlardaki çocuklar için bir sığınaktır. Annenin yersiz öfkelerinden ve zaman zaman şiddete varan çıkışlarından kaçan çocuk, dedesine yahut ninesine sığınır. Her biri hayattan alınma masalları, kıssaları, hikâyeleri ve hatıraları onlardan dinler. Hatta çocuklar, çıkarsız sevmeyi, yaşlı yakınlarını severek öğrenirler.
12. Anne-babaya sevgi, saygı; anne-babayı koruma, kollama, gözetme ve mutlu etme, zaten Allah’ın emri, Peygamber’in kavlidir. Bu itibarla ibadettir.
Demek oluyor ki, yaşlı anne ve babalarımızın yüreği cennetin kapısıdır. Onların yüreğine girmek demek, cennette gitmek demektir.


