Baharın yüreğinden geçiyoruz!
Tam mevsimidir bu mevsim, tam ayıdır Nisan; baharın en yüreğinden geçme ayı Nisan’dır…
Bir müjdedir, diriliştir, silkinme ve tazelenmedir.
Ben bugün izninizle Nisan’a, bir anlamda kendime kaçıyorum!
Çünkü bıktım!..
Algı operasyonlarından, savaş nâralarından, terör belâsından, iktidar-muhalefet çekişmelerinden, havada uçuşan hakaretlerden, kadın bakanın kadınlığını hatırlamayacak kadar erkek egemen bir mantıkla küfürler savuran ana muhalefet liderinden, Sayın Devlet Bahçeli’ye operasyon çekme dışında hiçbir konuda anlaşamayan genel başkan adaylarının ahkâm kesmelerinden, köşe yazarlarının bir gün “ak” dediklerine başka bir gün “kara” demelerinden, bazı akademisyenlerin PKK yanlısı çeşitlemelerinden, sosyal medya müptelâlarının ipe-sapa gelmez gevezeliklerinden bıktım…
İnsan beynini matkapla oyup kendi fikirlerini doldurmaya kalkan, her oturumda aynı klişelerle bağırıp-çığıran televizyon yorumcularından ve “ihanet” haberlerinden gına geldi…
Dediğim gibi, bu gündemi reddediyor, hayatın gündemi olarak algıladığım bahara gidiyorum! Ve diyorum ki, bahar en güzel biçimde şiirlere gelir.
İşte Halide Nusret Zorlutuna’dan “Git başımdan bahar” başlıklı bir şiir. Siz bu şiiri Ayasofya’yı düşünerek okuyabilirsiniz…
Çekil bu gölgeli yolda gezinme,
Bahar bakışların yine pek sarhoş.
Yanılıp gönlüme misafir inme.
Kapısı kilitli, mihrabı bomboş;
Mabettir orası, meyhane değil...
Işıklar, kokular, sesler, çiçekler...
Ömrünün her günü bir başka düğün,
Bülbüller koynunda açtı çiçekler,
Güller dökülürler göğsüne bütün!..
Gerçekten güzelsin, efsane değil:
Altınlı başında papatya niçin?
Sarı saçlarına pembe gül takın
Git bahar... Gönlümde ibadet için,
Diz çöken kızları ürkütme sakın,
Kalbime girme, o kâşane değil!..
Git bahar, git bahar! Uzaklarda gül,
Denize renginden bırak hediye,
Ufuklarda gezin, semaya süzül...
Kalbime sokulma “Peymane!” diye,
Gördüklerin kandil, peymane değil!
Nisan şiir ayı, şair ayıdır biraz da. Benim de favori ayımdır: Nisana bayılırım. Sanki her şey bir anda değişecek, hayat olumsuzdan olumluya dönüşüp insanları mutlu edecek gibime gelir!
Bu beklentim tabii ki hiçbir Nisan’da gerçekleşmedi, ancak her Nisan’ın tüm güzelliğini bu beklenti içinde yaşarım.
Çünkü Nisan, hayatımıza renk katan güzelliklerin (ağaçların, çiçeklerin, güllerin) canlanma ayıdır! Bu yüzden ona sizin adınıza da “hoş geldin” demek istiyorum: “Hoş geldin Nisan” ve merhaba bahar!
Şimdi de gelin Ataol Behramoğlu’nu dinleyelim…
¥
Yüzümü bulutlara kaldırıp,
Dua eder gibi mırıldanıyorum,
Kuşlarla otlarla yıkanıyorum,
Rüzgarla ilkbaharla…
¥
Güneş gözkapaklarımı ısıtıyor,
Ah! Güvenilmez ilkbahar güneşi…
Rüyada mıyım gerçek mi bu?
Hem var gibiyim, hem yok gibi.
¥
Bahar da böyle zaten: “Var”la “yok” arası… Gelişiyle gidişi bir oluyor. Fark eden yaşıyor, edemeyen “yaşar gibi” yapıyor!


