Aydın-sanatçı ve siyasetçi ihaneti!
Habere göre, “Hükümetin gidişatından aydınlar ve sanatçılar kaygılı” imiş…
Ne tesadüf: HDP yöneticileri de “kaygılı”!
Oh oh oh! Demek ki, hükümet doğru yolda…
Biliyorsunuz, bu kesimin söylediklerinin tersi doğrudur! Tarih bize bunu ispatlıyor. Her daim böyle olageldi.
Şimdi söyler misiniz lütfen, dünyada kendi aydınının, sanatçısının ve siyasetçisinin ihanetine uğramış kaç millet var?..
Biz varız: Biz kendi aydınının, sanatçısının ve siyasetçisinin ihanetine uğramış tek milletiz!
Tanzimat öncesinden başlayarak yıl be yıl sanat ve siyaset tarihimize bakarsanız, sayısız “aydın ihaneti”, sonsuz “siyasetçi ihaneti” ve limitsiz “sanatçı ihaneti” görürsünüz!
Bunlar kimi zaman “Batıcı”, kimi zaman “Rusçu”, kimi zaman “Çinci”, kimi zaman “komünist”, kimi zaman “casus”, kimi zaman “Almancı”, Amerikancı”, “Fransızcı”, kimi zaman “Gezici”, kimi zaman “terörist”, kimi zaman “faşist”, zaman zaman “laikçi” ve her zaman “darbeci”!..
Ama asla hiçbir zaman “yerli” ve “milli” değil!..
Hiçbir zaman halktan yana değil!..
Tam tersine, milleti küçümser, aşağılar, “cahil” diye dalga geçer, “bidon kafalı” diye hakaret eder, kıyafetinden ibadetine kadar her şeyinden rahatsız olurlar.
Tuhaf: Bu ülkenin “aydın” ve “sanatçı” geçinenleri, darbelerden “kaygı” duymaz, hattâ darbelere “saygı” duyup darbecileri “kahraman” ilân ederler.
Demokrasi olmadığı dönemleri (950 öncesiyle darbe dönemlerini) “demokrat” ilân ederken, demokrasi olduğu dönemlerde “demokrasi isterüükk” diye kazan kaldırırlar.
Ne zaman ki, halkın oylarıyla seçilen bir hükümet ülkede büyük yatırımlar yapar, yapısal değişikliklere gider, darbeci güruhun anayasasını değiştirmeye, askeri darbe ve müdahelelere dayanak olan maddeleri kaldırmaya kalkışır, hemen ortaya çıkıp “kaygılıyız” diye bağırmaya başlarlar.
Bu çevre, ne hikmetse, halk çoğunluğunun seçtiği hükümetlerin yönetimde olduğu dönemlerde kaygılanır…
Askeri yönetimlerin cebren ve hile ile işbaşında bulundukları dönemlerde ise zerre kaygı duymazlar!..
Bütçenin iflas ettiği dönemlerde, zerre kaygı duymazlar!..
IMF’ye yüksek faizle külliyetli miktarda borçlandığımız dönemlerde zerre kaygı duymazlar!..
Devletin-milletin “cebren ve hile ile” soyulduğu dönemlerde, zerre kaygı duymazlar!..
Enflasyonun yükselmesinden, siyasi istikrarlığın alıp başını gitmesinden, ekonomik krizlerle milletin soyulmasından zerre kaygı duymazlar!
Sadece işler yoluna girdiğinde kaygı duyarlar! “İyi kaygılanmalar” deyip, “siyasi ihanet”lere gelelim…
Birinci Meşrutiyet Meclisi “siyasi ihanet” yüzünden dağıtıldı…
İkinci Meşrutiyet Meclisi de öyle…
Bazı etkili vekiller, bazı etkili aydınları da yanlarına alarak Osmanlı Devleti’nin altını oymaya başladılar…
Şimdi aynı görevi HDP’li siyasetçiler üstlenmiş görünüyor: Sırtlarını PKK ve PYD’ye dayayıp terör örgütleriyle içli-dışlı çalışıyorlar. O kadar ki, Meclisi bile terörize ediyorlar.
Biz cemi’ cümlesini iyi tanıyoruz. Maksatlarını çok iyi biliyoruz. Ne yapmak istediklerinin farkındayız…
İşte bu yüzden çıkışları ciddiye alınmıyor, bir işe yaramıyor.
Merak etmeyin, ateş olsalar cirimleri (cüsse, hacim, büyüklük) kadar yer yakarlar!


