• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Yaşar Değirmenci
Yaşar Değirmenci
TÜM YAZILARI

Yüzüncü Yıl’ın 29 Ekim’i mazimiz atlanarak kutlanamaz! 

25 Ekim 2023
A


Yaşar Değirmenci İletişim: [email protected]

Yüzüncü Yıl’ın 29 Ekim’i yaklaşırken mübalağa (aşırılık) aldı başını gidiyor. Bu hal Gazze’yi bile unutturuyor. Bilhassa belediyelerin kutlama adına yaptıkları harcamalar, tükettikleri imkânlar, kaybettikleri enerji, geri getirilmesi imkânsız zaman kaybı, vb. her türlü israfın göstergesi. Bunlara ilave olarak mâziden kopuş bizi sanki 1923’te kurulmuş bir devlet yapıyor. Yahya Kemal’in “Kökü mâzide olan âtiyiz” sözünü de unutmamamız gerekiyor. 

Türk milleti, Selçuklu’nun, Osmanlı’nın İslam’ı en güzel biçimde yaşamış bütün insanlarının manen içinde bulunduğu bir büyük beraberliktir. Biz, Cumhuriyetle beraber kurulan bir devlet değiliz. Cumhuriyeti kuran da tek lider, tek önder değil. Şahıslar ilahlaştırılmadan, yapılanlar tenkit süzgecinden geçirilmeden, din/dil ve tarih şuuru verilmeden kendi kültürümüzü bilemeyiz/öğrenemeyiz/öğretemeyiz. Bu ülkede yaşayıp, bu vatan topraklarında büyüyüp, bu milletin evladı iken, vatan, millet, devlet düşmanlarıyla beraber olamayız/olmamalıyız. 

Zulümleri, katliamları, ‘Batı uygarlığı’ adı altında yutturulan emperyalist zalim devletlerden ve uşaklarından kurtulduğumuz günler olsun 29 Ekim’ler. Yaptıklarının hesabını vermemek için yurt dışına kaçanlara sahip çıkılmayan günler. “Hainlere taraf olma!” ilahi ikazının unutulmadığı günler. “Kendilerine hıyanet edenleri savunma! Çünkü Allah, hainliği meslek edinmiş, günahkârları sevmez. Bunları savunmak da hainleri savunmak manasına gelir” ilahi ikazını da unutmadığımız gün olsun 29 Ekim. Milletin, ümmetin, insanlığın ümidi biziz. 

Biz millet olarak insanın haysiyetini, şerefini korumakla mes’ul ve mükellefiz. Milletleri, toplumları, ümmetleri, insanları ve insanlığı biz örnek olarak yaşatırız. Mukaddesatın, kutsiyetin, kaynağı ve aslî konusu; sadece imandır, dindir, İslâm’dır. Tek hak dindir. Bizler de Elhamdülillah Müslümanız. Dinimizi yaşayalım. Dinimize uyalım, dinimizi kendimize uydurmayalım. İslam’a teslim olalım ve onu en güzel ile temsil edelim. Peygamberimizi hayatın dışına itmeyelim. O’nun sahte kutsallarla mücadelesini, putları yıktığını unutmayalım. 

Oryantalistlerle, sekülerleşme ile paganizmle, putlaşmalarla, sahte kutsallarla mücadele; Peygamberimizin izini sürmektir. Her hal ve şartta, her millî gün ve törenlerde bu duygulardan uzaklaşılmaz/uzaklaştırılamaz. Din/iman ve devlet, aynı potada yoğruldukça biz, büyük devlet ve büyük millet olmuşuzdur. Tarih, bir ibretler aynasıdır. Bugün, hâlâ benzer sancılar içindeyiz. Bizim bir millî-manevi zâfiyet meselemiz vardır. Dine toplumsal hayatın kapılarını (laiklik, demokrasi, vs. toplumsal hangi isim altında olursa olsun) kapatırsanız dinin zayıflaması devlet için tehlikedir. Devletin sahibi millettir. Milletin dini, milletin manevi yapısı, devletin himayesi altındadır. 29 Ekim Cumhuriyet’in ilan günlerini kutlarken bu duyguları unutmayıp canlı tutmalıyız.   

Statükoya razı olmak, her şeyi olduğu gibi kabul etmek, ‘olan’a kendini uydurmak, elbet tasvip edilir bir davranış olamaz. Batı’nın kavramlarıyla, onlara ait değerlerle biz düşünemeyiz. Hiç kimse başkasının ağzıyla yemek yiyemez. Ülkemize, milletimize, devletimize ve insanımıza sahip çıkmak birinci görevimiz olmalıdır. Bu sahiplik şahısların putlaştırılması, putlaştırılan insanın ‘ortak değer olması’ ile olmaz. Bu günler, törenler, kutlamalar, anılmalar (bütün bu ve benzeri faaliyetler) vasıtadır, araçtır. Gaye, amaç değildir.  

‘Ortak değer’ milleti millet yapan değerlerdir. Dindir, imandır, İslâm Medeniyetidir. Kendi medeniyetini değiştiren; kim olursa olsun ortak değer olmaz, olamaz! Hiçbir şahıs (kim olursa olsun kusursuz ‘lâ yüs’el’ değildir. Masum ve mahfuz olan sadece Peygamberlerdir.)  

Türkiye’nin ruhu İslam’dır. İslam, bu toplumun hem varlık sebebi hem de tarihi teşebbüs yapmasını mümkün kılabilecek kaynağıdır. Bu kaynak kuruduğu zaman bu toplum ele geçirilir, işgal edilir ve yok edilir. Köklere inemezsek göklere yükselemeyiz. 

Milletimiz, “Allah devlete, millete zeval vermesin” diyerek dualarında devletimizle milletimizi bileştirmiştir.  

 Bütün bu ve benzeri hususları canlı tutacak mâzimizden kopmayacak, Selçuklu’yu da Osmanlı’yı da 29 Ekimi’ de Malazgirt’i de Mekke’yi, Medine’yi de, Kudüs’ü, Semerkant’ı da, Buhara ve Endülüs gibi Taşkent’i de, Bosna-Hersek’i de elde olanları da, kaybettiklerimizi de (maddi-manevî) unutmayacağız/unutturmayacağız.  

İnkılap adı altında yapılan kültür katliamını da. Osmanoğulları’nın bir günde apar topar sürülmelerini de altı yüz elli senelik hanedanın yaptığı hizmetleri de.

Osmanoğulları’ndan, haçlıların intikamını alıp Osmanlı’yı yıkmasını da. Unutmadık/unutmayacağız. Direniş, diriliş ve fetih ruhunu kaybetmeyerek devletimiz yaşıyor ve yaşayacak. Tarihimizi öğrenirken dikkatli, hassas, belgelere dayanarak öğrenmeli, hak ve hakikatin istikametinde düşünmeliyiz. Doğru kimden gelirse gelsin kabullenmeli, yanlış da kimden gelirse gelsin red ederek kabullenmemeliyiz.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Siz

Bu ülkeye siz ve bizi getiren kafaya .Sizden Hüseyin Çelik. Eski bir bakan. Bizi Abdülhamit diye kandırdılar. Abdülhamid zamanında 20 Türkiye büyüklüğünde toprak kaybedildi. Bunları arşivlere bakarak söylüyorum. Bize anlatılan tarih yalan diyor. Gir YouTube gör. Simdi ona da hain dersiniz. (ittihatcıların kaybettiği toprakları abdulhamid han'a sayıyorum)

ömer

Çok güzel bir yazı sayın yazar. Kaleminize sağlık.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23