--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Bak Arınç, ‘gayretullah’a ne dokunur, öğren!

Ali Karahasanoğlu
Ali Karahasanoğlu
2

Çizilen resmi size aktarayım.

Muhalifler öyle diyorlar.

Muhafazakar geçinip, solcularla dirsek temasını sürdürenler öyle diyorlar.

“Her şey batık, her şey kötü” diyorlar.

“Fon ne ki? Daha nice yanlışlar var” diye üzerine gidilen tekil yanlışın çözülme sürecine girdiğini gizleyip, daha vahimlerinin henüz ortaya çıkmadığı algısını oluşturuyorlar.

Atamalarda ehliyet yok... Kadrolaşma var... İsraf var...

Ne kadar kötülük var ise, hepsi tuşların tamamına basılmışçasına, Türkiye’de aktif durumda olduğunu iddia ediyorlar.

Bugün somut olayları değerlendirme adetimizi bir kenara bırakıp;

Ekrem İmamoğlu’na, Murat Ongun’a “Allahsızlar” diye haykıran rüşvet veren kişilerin çıkışlarını ve muhataplarının süt dökmüş kedi gibi suspus olmalarını kenara bırakıp...

“Fon usulsüzlüğünde siyasi iktidar anında tavır aldı, ilgili kişinin parti ile ilişiği kesildi, edindiği paranın iadesi de sağlandı” gerçeğini bin defa yazsak, yine o solcuların “Siyasi iktidar yandaşlarını koruyor” algısı üretmeye devam edeceklerini bilerek...

“Emeklilere üç kuruşu çok gördüler, şimdi fonda milyarlar battı...” algısı ile sanki emekliden esirgenen para, fonzedelere verilecekmiş gibi operasyon çekenlerin saldırganlıklarını göğüsleyerek...

Aktüel iki gelişmeden, ama arka planlarındaki bakış açısını değerlendirmek üzere...

Bugün köşemizi, kendi adetimizin dışına çıkarak, felsefi değerlendirmelere, anlatımlara ayırayım...

Dün Sağlık Bakanı açıkladı:

“Sigara ile mücadele kapsamında yeni düzenlemeler hazırlanıyor. Tütün ürünü satışlarında yaş doğrulama sistemine geçilecek ve sigaranın görünürlüğü kısıtlanacak.”

Solculara da, muhafazakar geçinenlere de, herkese çağrıda bulunayım.

Dürüstçe cevap verelim.

Bir dakikalığına da olsa dürüst olalım, siyasi tartışmaları bir kenara bırakalım...

Bir iktidar düşünün.

Muhaliflerin penceresinden aktaracağım: Her şey berbat. İktidarın halk ile arası korkunç açık... Milletin bir daha iktidar partisine oy vermeyeceği, iddialara göre kesin...

Böyle bir durumda;

Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, sigara ile mücadele kapsamında yeni düzenlemeler hazırladıklarını nasıl söyler? Tütün ürünü satışlarında yaş doğrulama sistemine geçileceğini ve sigaranın görünürlüğünün kısıtlanacağını nasıl açıklar?

Gerçekten, dürüst herkesten mantıklı bir cevap bekliyorum...

Üç tane oy için her kılığa giren siyasetçileri çok gördük...

Hacı ile hacılık taslayan, meyhaneci ile meyhane arkadaşlığına soyunanları çok gördük...

Bir seçim kazanmak için, “Rakip ne veriyorsa, bir fazlasını ben vereceğim” diyerek ucu açık taahhütlerde bulunanları çok gördük.

Ama toplum sağlığını düşünüp, halkın can emniyetini önceleyerek...

Bu sebeple siyasi iktidara küsen, darılan, arasına mesafe koyan nefsi davranışta olan sigara tiryakilerine laf anlatılamayacağını herkes bildiği halde...

En yakınlarımızda insanların; kimisi babamız, kimisi abimiz, kimisi kardeşimiz, kimisi çocuğumuz...

“Şu sigarayı bırak” dediğimizde nasıl agresifleştiklerini bildiğimiz için, hiçbir menfaatimiz olmadığı halde böyle bir tavsiyede bulunduğumuzda tersleneceğimizi tahmin ederek suskun kaldığımız gerçeği ortada iken...

Halktan oy almayı kendisine rehber edinmiş bir siyasi iktidar, hele hele muhaliflerin dediği gibi her şeyi berbat noktaya da götürür iken, nasıl olur da bir de sigara tiryakilerini karşısına almayı aklına getirebilir?

Yanlış anlaşılmasın...

Bu girişim ertelensin demiyorum.

Siyasi iktidarın dürüstlüğünü, eleştirilerin aksine bu milletin refahı için gece gündüz çalıştığını, riskleri göze aldığını, oy peşinde koşmadığını ispat için bunları hatırlatıyorum...

Ki, birkaç veri aktarayım:

Türkiye’de 15 yaş üstünde, her gün sigara kullananların oranı %28,3.

Daha net söyleyelim...

13,6 milyonu erkek ve 6,4 milyonu kadın olmak üzere, 20 milyon insanımızın günlük sigara tüketimi ile başı dertte...

Sağlığını tehlikeye atıyor...

Cebinden para harcıyor, israf yapıyor... Çevresini zehirliyor... Hastalıkların çocuklarına da geçtiğini düşünürsek, ailesini bile zehirlemiş oluyor...

Ama bununla mücadele konusunda ne toplumsal bir baskı var, ne sivil toplum kuruluşlarının ciddi bir çağrısı var, ne de üniversitelerimizden gelen ciddi uyarılar var iken...

Siyasi iktidar kendisine bu durumu vazife olarak görüp (Ki görmeli, bu bir halka lütfu değil, iktidarın vazifesidir) oy kaybı yaşamayı da göze alarak harekete geçiyorsa...

Siyasi iktidar için yapılan o bir sürü olumsuz değerlendirmeyi bir daha gözden geçirmemiz gerekmez mi?

Yine somut ikinci adımı hatırlatayım:

15 yaş altındakiler için sosyal medya kullanma yasağı...

Resmi Gazete’de yayınlandı, yakında yürürlüğe girecek.

Toplumun geleceğini, gençliğin eğitimine öncelik vermeyi, çocuklarımızın fiziki sağlığının yanı sıra ruhi sağlığını da düşünmüyor olsa, siyasi iktidar böyle bir adımı niye atsın?

Hem de muhalif kesim, gençlerin geleceği için atılacak bu adım tüm Batılı ülkelerde çoktan hayata geçirildiği halde bizdeki bu gelişmeye “sansür” tanımlaması yapıyor, “İktidarın eleştirilmekten korktuğu için bu adımı attığı” intibaı uyandırdığı ve olumsuz propagandayı yaymaya çalıştığı halde...

15 yaşın üstündekilerin eleştirisinden çekinmeyen bir iktidar, oy kullanma yaşına bile gelmemiş çocukların hesaplarını kısıtlayarak siyasi bir amaç gözetmiş olamaz ki...

15 yaş altına kısıtlamanın da tartışmasız sebebi; ülkenin geleceği, milletin sağlığı, halkın huzuru...

Ama az veya çok oy kaybettirebilecek, kısa vadeli düşünen insanların “İktidar bizi niye kısıtlıyor ki?” diyerek düşmanlık içine düşebileceği bir konu.

Bunda da siyasi iktidar tereddüt etmiyor...

O zaman insaflı olalım.

Hani Bülent Arınç ağabey diyor ya:

“Şöyle yaparsak ‘gayretullah’a dokunur, böyle yaparsak ‘gayretullah’a dokunur” diyor ya...

Siyasi iktidarın yanlış yaptığı noktaları söyleyelim...

Ama CHP’nin / YP’nin içinde yüzdüğü pislik deryasından hiç bahsetmeden, siyasi iktidarın tekil olaylarını büyüterek, hemen hiçbir siyasi partinin cesaret edemeyeceği adımları milletin huzuru için hayata geçirmede kararlılık göstermesini alkışlamazsak, bu; ‘gayretullah’a dokunur...

Ali Karahasanoğlu Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle