--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Türkiye’nin ayağındaki pranga 

Yaşar Değirmenci
Yaşar Değirmenci
18

Kemalizm, uygun bir zaman ve zeminde üst seviyede tartışılıp doğru ve güzel olan düşüncede fikirde ittifak edilmeli. 

Kemalizm bir fikir, ideoloji değil. Kemalizm’in iyi, doğru ve güzel bir fikrî tarafı olmadığı için belli seviyede tartışılması, yanlışlardan vazgeçilmesi, hataların kabul edilmesi çok zor. Beyin felci geçirmiş, hafıza kaybına uğramış insanların durumundan farksızlar. Kemalizm’le İslâm’ı karşı karıya getirme seküler ve laik yapının işgüzarlığıdır. Kemalizm; bu milletin İslâmî kimliğini ve iddialarını adım adım yok etmek için kullanılan bir istismar vasıtası. 

Ülkedeki güç ve çıkar odaklarının güçlerini ve çıkarlarını pekiştirmekte kullandıkları bir sömürü aracıdır Kemalizm. Kendi öz değerlerini kaybedenlerin paganizme, sekülerizme, deizme sonuçta nihilizme gitmesi fark edilemiyor.  

Kemalizm, din katına yükseltildiği için Kemalizm’i, entelektüel düzlemde, seviyeli bir dille tartışmak çok zor. Hep gündemde tutulduğu, muhafazakâr olanlar camiden çıkıp anıtkabire gittiği, duadan saygı duruşuna geçtiği alıştırıla alıştırıla yerleştirildiği için, atılması da kabullenilmesi de gittikçe zorlaşıyor. Aya giden astronotun ilk secdeye kapanıp şükür secdesi akabinde ona bu imkânı sağlayan bu millete, bu devlete, bu devletin Başkanına teşekkür etmesi gerekirken, hiç yeri yokken Kemalizmi uzaya taşıyor. Belli mihraklar da alkış tutuyor.  

Bu ülkenin enerjisini, gücünü, dinamizmini yok etmek isteyen şer şirret güçler ve şebekeleri, toplumda önce yapay kamplaşmalar oluşturarak, sonra da bu yapay kamplaşmaları gerçeğe dönüştürecek adımları adım adım hayata geçirerek hem bu toplumu birbirine düşürmeye hem de içerden durdurmaya ve çökertmeye çalışıyorlar. Bu hususta en güzel kullandıkları mekân ve her türlü faaliyet alanı yaptıkları saha, ele geçirdikleri belediyeler. 

15 Temmuz sonrası taşları yerli yerine oturtma konusunda mesafe kat etmeye başladığımız ve dış politikada 25 yıllık AK Parti iktidarının en büyük stratejik başarılarına imza attığımız toparlanma ve zamanla ayağa kalkma sürecinde Kemalizm tartışması yapılması son derece anlamsız ve tehlikelidir. Türkiye’nin dışardan büyük dış politika çok yönlü ağırlığı nüfuzu olan bir devlet olarak girdiği, çepeçevre kuşatıldığı, içerde ise anlamsız bir kutuplaşmanın sürekli olarak kaşındığı bir ortamda Kemalizm’le entelektüel olarak yüzleşme ve hesaplaşmada verimli sonuçlar elde edemeyiz. Kemalizm de seküler bir din’e dönüştürüldüğü için entelektüel olarak, akl-ı selim’le tartışılamaz. Kemalizm, bir Batılılaşma projesidir. Kemalizm, bir redd-i miras’tır; bu toplumun İslâmî iddialarının tasfiyesi, medeniyet iddiasının reddi, topluma tepeden, Jakoben yöntemlerle bir kimlik dayatma projesidir. Kemalistlerin İslâm’ı sadede bireysel bir inanç meselesi olarak gören ve Kur’ân’ın reddettiği din algısı, hem “Kemalizm’in din karşıtı olmadığı” fikrinin ne kadar temelsiz olduğunu hem de Kemalizm’in topluma seküler bir din dayatmaya kalkıştığını göstermek için kâfîdir. Kendi medeniyetimizin ruh köklerini, temellerini oluşturan İslâmî ruh inkâr edildi, yerine bu toplumda karşılığı olmayan laik bir ruh ikame edilmeye çalışıldı. Laik Kemalizm’in cumhuriyet dönemi; inkılapları, bu milletin bütün değerlerinin yok edildiği bu milletin değerlerinin imha edilmesidir. Batı’yı çok iyi bilen Kemalistlerden Tanpınar’ın ifadesiyle “kültürel inkâr”dır. İntiharla sonuçlanacak bir inkâr! 

CHP’li İBB yönetiminin ‘heykel kent’ kurma hedeflerinden, büyük bedeller ödeyerek satın aldığı heykelleri çirkin görüntüleriyle dikkat çekmiş, ‘sanat’ yutturmacasıyla övünmüşlerdir.

Türkiye’nin geleceğine şekil verecek köprü, otoyol, Marmaray, yerli otomobil, milli uzay gibi devasa projelere “israf” diyerek karşı çıkan CHP kafası, kimseye hiçbir faydası dokunmayan heykelleri vatandaşlara “hizmet” algısıyla dikmeye devam ediyor. 

Heykel belediyeciliğini ülkeye yaymaya çalışan CHP, israflarına ve çevre kirliliğine yenilerini ekliyor. Bunların cehalet ve putperestlikleri bitmiyor. Ocak 2024 İstanbul Bülteni’nde ‘Atatürk’ün oturduğu bank yeniden Gülhane’de’ başlığı altında resimleriyle verilmiş. Ölüm ile karşılaşmayacaklarmış gibi fâniliği ebedîliğe dönüştürmeye çalışıyorlar. Atatürk istismarcılığıyla. Çeşitli maskeleriyle. Kullandıkları eşyalar, oturdukları sandalyeler, uğradıkları yerler, bindikleri vasıtalar, vb. hepsi kutsallaştırılıyor. Kendi kutsalı olmayanların içler acısı hali bu. Secdeye varamayanların, Rabbiyle buluşamayanların, Kıyam’dan habersiz olanların, Cuma’yı evde kılanların, kelimeyi Tevhidi bilmeyenlerin yolu-yönü, selin götürdüğü kütük, rüzgârın süpürdüğü yaprak. Asıl özürlülerin bunlar olduğu gerçeği! Kulakları var duymazlar, gözleri var görmezler, kalpleri var hissetmezler. Hassasiyetleri, duygusallıkları yok edilmiş prangalı mahkûmlar! Zihinleri çağdaş hurafeler çöplüğüne dönüşen Batılı zihin kalıplarının kölesi hâline gelen güruh bu! Bir toplumun başına gelebilecek en büyük felâket, başına ne geldiğini bilememesidir. Daha da kötüsü bilemediğini de bilememesidir. Zulmün, terörün, caniliğin, katliamın devletlerinin ‘Batı Uygarlığı’ diye esir aldığı, uşaklığının farkında olmadıkları güruh; Türkiye’nin, dünyanın ruhu, mazlumların umudu, zorbaların kâbusu olduğunu anlayamazlar.  

Yalnız bırakılan, milletin-ümmetin-insanlığın derdiyle dertli bizim entelektüelimiz Yusuf Kaplan hocamızın cümlesiyle bitireyim: “Türkiye’nin tarih bilincinin, kimliğinin, ruh köklerinin nasıl olup da yok edildiği Türkiye’de ülkenin çocukları tarafından idrak edilemedi, görülemedi, kavranamadı. Kaldı ki, İslâm, tevhid ilkesinin gölgesinde bütün farklılıkların farklılıklarını aynı diriltici ruhla donatarak yaşatmasını bilen tek medeniyet tecrübesinin kaynağıdır. Hem farklılıklarını koruyacak hem de aynı havayı, aynı ruhu soluyacak, aynı şarkıya herkes kendince, kendi yorumunca eşlik edecek! İşte bu muhteşem bir şey! İşte bu sadece İslâm’ın insanlığa armağan ettiği leziz ve nefis hediye. Diriltici, kendine getirici, kanatlandırıcı bir varoluş hikâyesi. Dün, bu hikâyeyi biz ürettik ve armağan ettik dünyaya. Yarın da biz yeşertip armağan edeceğiz insanlığa… Tek bir şartla: Başımıza ne geldiğini kavrayabilirsek…” 

Yorumlar

(18)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Süleyman Sırrı Dinçer

24 Ocak 2024 23:17

Kaleminize sağlık Sayın Hocam.

Halil

24 Ocak 2024 22:54

Türk parlamentosu İsveç'i çok ucuza oyladı, çok. Mete Yarar'ın dediği gibi, bu bir gün karşımıza çıkar. Partilerin basireti bağlanmış, bazıları hariç. Parlamento hiç de iyi bir karar almadı. (Yandaki haber yoruma kapalı olduğu için buraya yazdım)

VATANDAŞ

24 Ocak 2024 18:20

Bu uzaya gitmeyi de M kemal'e bağlayan akıl sıkıntısı olduğunu düşündüğüm şahıslar var. Birinizde çıkıp cumhurbaşkanımızı tebrik etmediniz!

ADSIZ

24 Ocak 2024 16:57

Şu karşıki dağda kar var duman yok

Abdullah

24 Ocak 2024 13:17

Türkiye'nin ayağındaki tek pranga Araplardan alınan şeyler. Onlardan kurtulursak medeniyete ulaşabiliriz.

Ömer

24 Ocak 2024 11:52

Mustafa Kemal’in yaptıkları , hedefleri ortada , son Meclis konuşması kendi sesiyle dahi yoruma meydan vermeyecek şekilde , gökten indiği sanılan haşa kitaplarla Türkiye yönetilemez diyor , proğramımız CHP ilkeleridir diyor . Bir Müslüman bunu kabul edebilir mi ? İnönü zamanında Atatürk fotoğrafları paradan kaldırılmış izleri silinmeye başlamış , ne yazık ki Menderes koruma kanunu ile Atatürkçülüğü canlandırmış , CHP de can havliyle sarılmış gerçek bu . Celal Bayar’ın da katkıları unutulmamalı . Netice itibariyle , islam Kemalizmle bağdaşmaz . Şahsi inancı bizi ilgilendirmez . Ama yapılan , tahrip edilen bir medeniyetimiz var . Hedef batının kukla devleti yapmak Türkiye’yi . Batının eyaleti olmak eskiye ait Olan herşeyi yok etmek isteniyor . CHP zihniyeti hala aynı değişmez . Teröristlerle kolkola , şaşırıyor muyuz hayır .

(39-Zümer-1)“Bu kitabın indirilişi aziz ve hakim olan Allah’tandır”

24 Ocak 2024 17:41

Kuran’ın gökten indiğini iddia etmek her şeyden önce Allah’ı gökte sanmak olur ki bu büyük bir yanılgıdır. İslam'da Allah mekan ve zaman üstüdür.Ayrıca Hazreti Kuran da bununla iligli ayette yoktur. (39-Zümer-1) “Bu kitabın indirilişi aziz ve hakim olan Allah’tandır”.Kuran'ın gökten indirildigini savunmak yice yaradanı maddeleştirmektir,putlaştırmaktır

Mahmut

24 Ocak 2024 09:10

Diger müslüman ülkelerde Kemalizm olmadığından onlar çok gelişmiş, adaleti ,rahatı,barışı, eşitliği sağlamış huzur içinde yaşıyorlar.

Net

24 Ocak 2024 08:46

Uzaya çıkan ilk astronot İstikbal göklerde diyerek Atatürk ü yanmış sizde buna üzülmüş hatta kızmışsınız neden ülkenin cumhurbaşkanını anmıyor diye sevgili yazar bu ülkenin kurucusu banisi Mustafa Kemal Atatürk dür dolasıyla uzaya ilk çıkan insanında onu yanması kadar doğal birşey yoktur.

Okur

24 Ocak 2024 08:22

 Camiye de giden, cumaya da giden, oruç tutan, haca giden ama Atatürke olan sevgileri de çok büyük olan milyonlarca vatandaş var.

Mearif

24 Ocak 2024 10:45

Bir kalpte iki ilaha sevgi olmaz. Mustafa K. Putlaştırıldığınz göre onu sevmek şirktir. 

Poyraz

24 Ocak 2024 07:41

kemalizm diye bir şey zaten yok heykel kafalılarının işlerini sıkışınca kitabına uydurmak için uydurdukları boş bir ŞEY

emre

24 Ocak 2024 11:54

Bak kardeşim Atatürk e sadece ülke kurucusu olduğu için minnet duygumuz var, senin düşündüğün gibi kimse tapmıyor , tapınmıyor, bunu çok yanlış anlıyorsunuz.

Yaşar Değirmenci Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle