• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Yaşar Değirmenci
Yaşar Değirmenci
TÜM YAZILARI

Tartışmalardan kurtulalım! Hak ve hakikatin yanında olalım!

27 Ağustos 2023
A


Yaşar Değirmenci İletişim: [email protected]

Birkaç defa yazmama rağmen hastalıklar devam edince yine de yazmamız gerekiyor.Alıştırıla alıştırıla hassasiyetlerini kaybettirilen toplum, aidiyetini, bağlı oldukları değerlerini, milleti millet yapan ortak değerleri kaybettiğinin bile farkında değil. Bir tefessüh etmiş (Çürümüş, kokuşmuş, bozulmuş, toplum özelliğini, niteliğini yitirecek hâle gelmiş) toplumda yaşıyoruz. Öyle ki hilkat garibesi olduklarının da farkında değiller. Hangisini yazalım. 

Batıda laisizm devletle kilisenin arasını ayırmak için icat edilmişti. Bizim Batıcılarımız laikliği alınabilir aktarılabilir bir şey sandılar. Aslında onlar kültürlerin bir coğrafyadan diğerine bir bavul taşır gibi taşınabileceği zehabına kapılmıştılar. Bir milletin, tarihin bir zaman ve mekânında yaşadığı tecrübe, bir başka milletin kendi zaman ve mekânında aynen tekrarlanamazdı. Bu, tarihin, sosyolojinin, aklın yasalarına aykırıydı. Fakat batıcı seçkinler olmazı oldurmaya çalıştılar. Bunun için her şeyi ama her şeyi yerinden ettiler. Toplum mühendisliğine kalkıp yeni bir tarih, yeni bir kültür, yeni bir inanç sistemi, yeni bir zaman, yeni bir mekân ve yeni bir insan ‘yaratmaya’ kalktılar. Laisizmi aldılar ve getirdiler. Fakat onun olmazsa olmazı olan kilise bu topraklarda yoktu. Yine onun tarihsel arka planı olan Hıristiyan orta çağı yoktu. Dahası, Papa yoktu, engizisyon yoktu, akla sırt çeviren bir Pavlus dini yoktu. Kilise olmayınca, getirilen laisizm ne ile neyin arasını ayıracaktı? 

Bizim batıcılarımız ne Batıyı biliyorlardı ne Doğuyu. Ne Hıristiyanlığı tam anlamıyla kavramıştılar ne kendi topraklarının dini olan İslam’ı. Ne kiliseye mensuptular ne camiye? Ellerinde kalan laiklikle ille de bir şeyi bir şeyden ayıracaklardı ya, elde devletten ayıracak bir kilise olmayınca kilisenin yerine yapılabilecek en büyük yanlışı yaparak İslâm’ı koydular. Bu ülkede laisizm; devletten ayıracak bir kilise olmadığı için devleti dinden ve Allah’tan koparmanın adı oldu. Hiçbir şekilde tartışılamayan, toplumu germek ve tehdit etmek için kullanıldı/kullanılıyor. Bu topluma tepeden laik bir devlet, laik bir hayat tarzı, laik bir dünya görüşü dayatıldı. Önce İslâm, bütün kurumlardan temizlendi. Ülkenin siyasî, entelektüel, kültürel, iktisadî, sosyal kurumları laikliğe göre tanımlandı. Yapılanlar bütün kurumlardan İslâm’ın izlerini sildi. Toplumun İslâm’la ilişkisini bitirdi.  

Devlet, servet, güç ve iktidar demektir. Servetin ve gücün temerküz ettiği bu üst kurum, tarih boyunca şeytanın göz koyduğu kurum olmuştur. Çünkü şeytanlar gücün, iktidarın ve paranın temerküz ettiği yere akın ederler. İnsanları bunlarla ayartır, bunlarla baştan çıkarırlar. 

Paranın, gücün, silahın, servetin olduğu yerde insanı haddini aşmaktan, kendini kaybetmekten, etrafına zarar vermekten, başkalarına zulmetmekten koruyan bir “ahlak sistemi” yoksa orada iktidar insani olmaktan çıkıp şeytanileşmiştir. Peygamber ahlâkının toplumda uygulanmasına mâni olmanın adı da laikliktir. Dinden ve imandan bağımsız bir ahlak sistemi düşünülebilir mi? Toplumu; Dinden ve Allah’tan koparanlar, şimdilerde ektiklerini biçiyorlar. Laiklik dinsizlik mi, değil mi? Yıllardır tartışılan bu soruya herkes kendi meşrebince cevap veriyor. Hep ‘Laiklik dinsizlik değildir’ denilmiyor mu? Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde (AİHM’de) Türkiye Cumhuriyeti’nin avukatı verdiği savunma metninde aynen şu cümleyi kullanmadı mı?  ‘Başörtüsünün Allah’ın emri kabul edilmesi, laiklik ilkesi ile bağdaşmaz.’ Başörtüsü Allah’ın emri. Bu açık. Kitaba değil de kitabına uydurmaktan vazgeçmediler. Allah’ın emri; laiklikle bağdaşmayıp ters düşüyorsa ya Allah’tan yana yahut laiklikten yana olacaksınız. Bunun bir başka ifadesi ‘Laiklik dinsizliktir’. Eğer Allah’ın emri laiklikle bağdaşmıyorsa, laiklik bir tür İslam karşıtı bir başka din haline gelmiş, getirilmiştir. Bu durumda devletin laik olması demek, İslam’a karşıt olmasıdır. 

Aslında İslam dininin yerini ‘laiklik dini’ almış. Adı ‘laiklik’ olan bir ‘din devletinde’ yaşadığımız ortaya çıkıyor. Zaten ‘değiştirilemez’ bırakın onu ‘değiştirilmesi teklif dahi edilemez’ maddelere sahip olmak ne demek? Basbayağı ‘dogma!’ Laikliği, ilahi kitaplarda yazan dini kurallara benzetmek demektir. Peki, bu durumda bu ülkede yaşayan Müslüman ne yapacak? Şunca yıldır bütün devlet imkânlarına, ihtilal ve ihtilal teşebbüslerine, parti kapatmalarına, demokrasiye ara vermelerinin de dayanak noktası laiklik! Beyin yıkamalara rağmen bir avuç ‘laik mümin’ yapabildiler o kadar. İslâm böylesi durumlarda çok özgürlükçü. Devlet zoruyla din dayatmaz insana. Çünkü din özgür seçim işidir. Kur’an, Müslümana şöyle emir verir: “De ki: Ey inkârcılar! Tapmam sizin taptıklarınıza, siz de benim taptığıma tapmazsınız. Asla tapmayacağım sizin taptıklarınıza, siz de benim taptığıma tapacak değilsiniz. Sizin dininiz size, benim dinim bana!” (109 Kâfirûn suresi) 

İdeali, kutsalı, kendi değerleri verilmeyen veya gölgede kalan bir topluma M. Kemal’i ‘ortak değer’ olarak yazdılar, söylediler. Utanmadan, sıkılmadan. Atatürk put hâline getirildi. Bu milletin kimliğini tepeden topyekûn ve zorla değiştirmeye, paganizmi dayatmaya, yeni kutsallar ihdas etmeye tahammülümüz yok beyler! Devir kendi kutsalımıza, kendi değerlerimize, kendi kaybettiğimiz medeniyetimize dönme devri. İdeolojik olarak bakmıyor, sadece insanımızın sürü muamelesi görmesine, en küçük bir tepkinin bile rejim meselesi haline getirilmesine üzülüyorum. M. Kemal’i de tarihi seyir içinde sağlam/sahih kaynaklardan tarihi bir tahlil yapın. İstiklal Harbi öncesini, sonrasını, son dönemi (yapılan/yaptırılan inkılapları) ilmi, objektif, peşin hükümsüz öğrenin. Hâlâ şapka kanununun seneyi devriyesi kutlanıyor. Hem de MHP’li Belediye başkanı tarafından. Yüzlerce kişinin asılmasına sebep olan ‘Şapka Devrimi’nin yıldönümünü kutladı. 

Artık tartışmalardan kurtulalım. Temmuz ayında Lozan’ı bitiremedik. Sadece ümmeti başsız bırakan hilafetin kaldırılma maddenin yerleştirilmesine, Osmanlı’nın bitirilme planlarına, şehit kanlarıyla yoğrulmuş vatan toprakların kendi arazisi bile görmeyen bizim temsilcilerimizin verdiklerine bakın yeter! Günlerce karma eğitimin dışında sırf kız, sırf erkek öğrenci taleplerine karşı çıkanların sığındıkları; Kemalizm ve Laiklik! Bunu yerleştiren tek parti dönemini, ‘ebedî şef’ putçuluğunu, son CHP’li Millî Eğitim Bakanı, Cumhurbaşkanı makamını işgal edeni, şimdi onların temsilcilerini, milletin bütün değerlerinden uzak ‘zillet ittifakı’nı da unutmayın! 

Ayasofya Camii eski imamı Prof. Dr. Mehmet Boynukalın: “Laiklik, kız çocukları için ayrı okul açılmasına engelse, o laikliği kaldırmak gerekir” diyor. Yanlış mı? “Kemalizm sözlüğü; Kemalistlerin çoğu doğrudan İslam’ı hedef alamıyor. Kendini tanımlarken ise “dinsiz” demiyor. “Bilim, Laiklik, “Atatürk, “Demokrasi” diyor. Kemalizm dinsiz bir cemaattir. Farkı dinsizliğidir. Kıbleleri bellidir. Peygamberleri bellidir. Yahudi-İngiliz aklın ürünüdür. Kapitalizm de Kemalizm de aynı aklın ürünü. Kemalizm akıllı insan istemez, Kemalizm düşünen insan istemez, Kemalizm mütedeyyin insan istemez. Kemalizm zihinlerini tutsak etmiş, gelişmeye ve sorgulamaya kapalı nesiller ister. Çünkü Kemalizm, kumandası dışarda olup Türk’e dinini ve kutlu geçmişini unutturup mankurt nesiller yetiştirme projesidir. Dünyanın hiçbir yerinde böylesine ‘putlaştırma’ uygulaması yoktur.” diyen kardeşlerimiz haksız mı? Tarihçiler incelesin tapınak haline getirilen anıtkabirin nasıl bir yapı olduğunu, hangi tarihe uyduğunu, kim ve kimler tarafından hangi gaye için yapıldığını ‘Helenizm’ içimizdeki uzantılarını, vb. 

Kemalizm, bir redd-i mirastır; bu toplumun İslâmî iddialarının tasfiyesi, medeniyet iddiasının reddi, topluma tepeden, jakoben yöntemlerle bir kimlik dayatma projesidir.

Sekülerizmin, Kemalizm’in, putlaştırmanın, cehalet döneminde olanların farklı maske ve makyajlarla kendi aidiyetimizden uzaklaşmanın/uzaklaştırmanın yansımalarını görüyoruz. “Laiklik zihinlerimize vurulan prangadır” diyen entelektüelimiz haksız mı?

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

:D :D

Hiç bir zaman olmayacak çok bekleesin

Halil

Laiklik dinsizlik değildir.ataturk bizim canımız cugerimizdir.osmanli padişahları iyiside kotusude var ve bizimdir.asil konuşulması gereken Tayyip hırsızlığı vardır.bi çete gibi 22 senedir bu ülkeyi satıp içini bosaltip Karun gibi zengin oldular .yazar efendi hicmi korkmuyorsun Allah'tan.gercekleri yaz.bu yonetelerin hepsi peygambermiki hiç bı hatalari yok.allahin yanında dur.cunku seni Allah'tan başka kimse koruyamaz.halkin ve adeletin olmalı kalemin.insqnlara din ile algı yapmayı bırak .yoksa Allah belanızı çetin olarak vericek.biliyorum bu yaziyuda yayinlamazssiniz.buna izin vermeyen de bu suça ortak olacak.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23