• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Yaşar Değirmenci
Yaşar Değirmenci
TÜM YAZILARI

Kur’an-ı Kerim Hayat Kitabıdır!

22 Ekim 2023
A


Yaşar Değirmenci İletişim: [email protected]

O, herhangi bir kitap değil, Kur’an’dır; Allah’ın insanlara lütfettiği hidayet rehberidir. Bugün genel olarak, Kur’an’a yaklaşma ve onun sunduğu ebedî hakikatleri algılama biçiminde ciddi problemler var. Bugün Kur’an çoğu kimse için hayatın kitabı değil, kutsanan kültürün kutsal bir nesnesidir. Açıktır ki, Kur’an’ın hayatın kitabı olabilmesi için, Müslümanların, öncelikle ona yaklaşım tarzlarını gözden geçirmeleri ve durumlarını düzeltmeleri gerekiyor. 

Onu kültürün kutsal bir nesnesi olmaktan çıkarıp, tekrar hayatın kitabı haline getirmeleri gerekiyor. Müslümanların zihinlerinde ve kalplerinde onun tekrar, vahyolunduğu zamandaki canlılığına kavuşmasıdır. Kur’an’ı okurken sanki o doğrudan bize vahyolunuyormuş gibi düşünmemiz gerekiyor; öncelikli ve hatta tek muhatabı olarak kendimizi görmemiz gerekiyor. 

Kur’an’la doğrudan bize yönelmiş ilahî sesi duymamız gerekiyor. Bilgi ile uygulamayı veya daha teknik bir ifadeyle iman ile ameli birbirinden ayırdık. Şurası şüphe götürmez bir gerçek ki, Kur’an için iman ile amel, bir bütünün iki farklı yönünü temsil eder; bunların birbirinden koparılmaları, her birini işlevsiz veya anlamsız kılar. Fakat Müslümanlar özellikle geçmişte yaşadıkları siyasi problemlerin etkisiyle iman-amel ayrımı yaptılar. Bu ayrım ile Kur’an hayattan koparıldı, hayatı düzenlemek Kur’an’sız, sünnetsiz olarak algılanır hale geldi. Kur’an’ın gönderiliş amacı, hayattan kopuk bir inanç sistemini bildirmek biçiminde düşünülmeye başlandı. 

Peygamber Efendimizin bütün çaba ve gayretlerinin sebebi ise, Allah’ın ve meleklerinin varlığına, peygamberliğe, ahirete ve kadere inanmayan müşriklere / kafirlere, bu inanmadıkları veya bilmedikleri şeyleri metafizik nitelikli bilgilerini aktarmak, açıklamak olarak kabul edilir oldu. İman-amel bütünlüğü parçalanınca ibadet anlayışı da köklü bir değişikliğe uğradı. 

Kur’an’ın rehberliğinde yaşanan hayatın, neredeyse bütün gereklerinin ibadet olduğu gerçeği kaybedildi. İçeriği boşaltılan, kapsamı küçültülen yeni bir ibadet anlayışı yerleştirildi. Tek hak din olan İslam, hayat tarzı olmaktan çıkarıldı. Kur’an-ı Kerim, Müslümanların yaşantısındaki bu birkaç emir ve yasakla ancak hayata tutunur oldu. 

Ölülerin arkasından okunan, dirilerin hayatına sokulmayan, hayatın dışına çekilen bir kitap çalışması hep yapıldı. Laiklik; dokunulamaz, değiştirilemez denilerek kutsallaştırıldı. Paganizm yerleştirildi. Bizim insanımız da ‘devir böyle, bu zamanda bu kadar oluyor, ne yapalım, vb.’ söylemleriyle bir hayat yaşıyor. Öbür âlemde Laik devletin kanunlarıyla değil, Kur’an-ı Kerimde, Sünneti Seniyyede zikredilen kanunlarla hesaba çekileceğimizi unutmayalım. 

Hayata müdahale etmeyen, hayatın dışında tutulan din olmaz. Batı’nın belirli günlerde kiliseye geldikleri, işlevsiz Hıristiyanların dini olur. 

Kur’an’la ilgili olmak üzere gerçekleşen değişim sürecinin bugünkü aşamasında dikkat çeken ve büyük önem ifade eden durum; İnsanın Allah’a karşı sorumluluğunun gereği olan ve tüm hayatı kapsaması gereken ibadetin, Kur’an’da emredilen bazı özel davranışlarla sınırlandırılmış olmasıdır. Elbette ki namaz, oruç, kurban, zekat, hac birer ibadettir. 

Her Müslüman bilir ki, bunlar Alemlerin Rabbi Allah’a karşı borçluluğun, minnettarlığın gereğidir; fakat tamamı değil, sadece bir kısmıdır. Çünkü namazı, orucu, kurbanı, zekatı, haccı emreden Kur’an, güzel ahlaklı olmayı, mücrimlere boyun eğmemeyi, kötülerden ve kötülüklerden uzak durmayı, yoksulun ihtiyacını karşılamayı, hakkı tavsiye etmeyi, insanları kötülükler konusunda uyarmayı, akletmeyi, fıkhetmeyi, şükretmeyi, mevcut durumun olumlu özelliklerini her türlü olumsuzluğa rağmen korumaya çalışmayı, hata ve günahlar sebebiyle tövbe etmeyi, doğru sözlü olmayı, yalancı şahitlik yapmamayı… da emreder ve bütün bunlar ibadet kapsamında yer alır. 

Yine aynı şekilde alkol içmeyi, domuz eti yemeği, kumar oynamayı, zinayı yasaklayan Kur’an; israfı, menfaatperestliği, zevke düşkünlüğü, cimriliği, kibri, zulmü, ölçü ve tartıyı yanlış yapmayı, insanların haklarını gasp etmeyi, yalancılığı, servete aşırı düşkünlüğü, makam düşkünlüğünü, tefrika / fitne çıkarmayı, heva ve hevese tabi olmayı… da yasaklar. Zaten bu sebeple tüm hayat bir ibadet niteliği kazanır. 

Bu sebepledir ki, Kur’an hayatın kitabı olma vasfına sahiptir. Ancak Kur’an’ın, hayatın kitabı olmaktan uzaklaştırılıp kültürün bir unsuru haline getirilişi sürecinde. Rejim bunu yerleştiriyor. Dini hükümlerden bahseden imamlar soruşturma geçiriyor. 

 Zamanımızda gittikçe yaygınlaşan Müslüman-dindar Müslüman ayrımının dayanağı da söz konusu sınıflandırmada oldu. Bu anlayışa göre Müslüman olmak için Müslüman kimliğini kabullenmek yeterli bulunurken, dindar Müslüman olmak için Namaz, Oruç ve Hac gibi birkaç ibadeti yerine getirmek yeterli adledildi. Ne var ki, Bütün bu ayrımların hiçbir şekilde Kur’anî bir dayanağı yoktur. 

Kur’an hiçbir şekilde emrettikleri arasında belirgin bir ayrıma girmez. Gerçi namaz ile zekatın bazı ayrıcalıklı önemleri bulunmakla birlikte, bu durum hiçbir zaman, namazla zekat Müslümanın sorumluluk alanında yer almasına karşılık; güzel ahlaklı olmak, mücrimlere boyun eğmemek, kötülerden ve kötülüklerden uzak durmak, yoksulun ihtiyacını karşılamak, hakkı tavsiye etmek, insanları kötülükler konusunda uyarmak, akletmek, fıkhetmek, hata ve günahlar nedeniyle tövbe etmek, doğru sözlü olmak… 

Daha az önemli şeyler veya ciddi düzeyde sorumluluk gerektirmeyen şeyler oldukları anlamına gelmez. Yine aynı şekilde, Kur’an, domuz eti yemenin diğer yasaklardan daha büyük suç / yanlış olduğunu; buna karşılık yalancılığın, servete aşırı düşkünlüğün, makam düşkünlüğünün, tefrika / fitne çıkarmanın, heva ve hevese tabi olmanın… Küçük / basit bir hata / yanlış olduğunu söylemez veya bu anlama gelecek herhangi bir imada bulunmaz. Her hal ve şartta dinimizi yaşayalım/yaşatalım. Kulluk bilinci önceliğimiz ve özgürlüğümüz. Allah’a kul olamayanlar; nefsinin, arzu ve isteklerinin, bulundukları konumun kulu olurlar. 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

haydar önal

Fransız İhtilalinden önce kilise dinde otorite idi, Osmanlidada şeyhülislam dinde otorite idi dini kararları bunlar verirdi. Yüce Allah adına yargılardı.1789 Fransız İhtilali ile insanlık bu iki otoriten kurtulmuş.Biz Cumhuriyet ile kurtulduk . 1789 Fransız İhtilalini iyi anlamak lazım,bu ihtilalden sonra insanlar medeniyetlerini gelistirmisler, nedir bunlar eğitim (önceden sadece zenginler çocuklarını egitirmis.) , sosyal yaşantı,sosyal adalet, iktisaat, sanayii....saymakla bitmez devam eder gider. Ingilzler demirden gemi yaparken,Osmanlı dünyanın en buyuk tahta gemisini yapmış bu örnek.. YÜCE ALLAH İN DİNİNİN TEK KAYNAGI VAR O DA YÜCE ALLAH IN KITABI KU' RAN. YÜCE ALLAH PEYGAMBERI NEDEN SEÇMİŞ KU' RAN I NSANLARA ANLATSIN DIYE. KU' RAN A GEREK OLMASAYDI KU RAN I GÖNDERMEYE GEREK VARMIYDI.AYET VAR ÖLÜLER SIZE FAYDA SAGLAYAMAZ. PEYGAMBERIMIZ ÖLDÜ. GERIDE NE KALDI KU RAN DEMEK Kİ ISLAMLA İLGİLİ TEK KAYNAK KU RAN. INSANLAR KU RAN I ANLADIKLARI MANADA INSANLARA ANLATMAYA CALISIYORLAR. INSANLAR HATA YAPARLAR.CESITLI BILIM DALLARI KURULMUŞ INSANLAR BU BİLİM DALLARINI ÖĞRENEREK KU RAN İ ANLAMAYA CALISIYOR.SANA BIR ÖRNEK VEREYIM HALUK NUR BAKİ DOKTORDU. NÜKLEER TIP OGRENMEK İÇİN FRANSA YA GITTI.ORDA ATOMUN YAPISINI GÖRDÜ,GORMESIYLE BOYLE BÜYÜK GÜÇ İÇEREN BIR YAPININ YARATICISI VARDI O NUNDA YUCE ALLAH OLDUGU NETİCESİNE VARDI. KONUYU ANLAMISINDIR. DİN ADINA SADECE ALLAH YARGILAR.ALLAHDAN BASKA KİMSE YARGILAYAMAZ. SOSYAL MEKANIZMAYI KORUMAK İÇİN INSANLAR YANİ YUCE ALLAH IN KULLARI ADALET MEKANIZMASINI KURMUSLAR. KU RAN DA BAHSEDIYOR CESIITLI CEZALARIN OLDUĞUNU,ATEŞ,CEHENNEM BEHCILERI,ATESTEN HALKALAR,SICAK IRINLER..,DEVAM EDİP GİDİYOR.

Ömere

Yazdıklarının altına imzamı atarım.Müslümanlık=namaz ,namaz =Müslümanlık Güzel ahlak çevre bilinci Adam kayırma Kendlnden olmaya yaşam hakkı verme,Torpil yetim hakkı yememe Eee bunlar ne olacak eğer kişi namaz kılmazsa sadece kendisine zararı olur. Ama torpil yaparsa adam kayıyorsa hırsızlık yaparsa herkese zararı olur.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23