• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Yaşar Değirmenci
Yaşar Değirmenci
TÜM YAZILARI

Kemalizm yükselirken dostlarımıza ikazlar

12 Kasım 2023
A


Yaşar Değirmenci İletişim: [email protected]

‘Müslümanım’ demek kolay, fakat tasavvurumuzu, aklımızı, şahsiyetimizi Müslüman etmek zordur. Kendi değerleri verilmeyen, sun’i kutsallarla uyuşturulan insanımız ‘cinnet toplumu’ haline getiriliyor. Makul, mutedil, insaf ve anlayış içerisinde normalleşmeye, meselelerimizi objektif, ilmî ölçülerle tartışmaya, konuşmaya, samimiyetle dertleşmeye o kadar ihtiyacımız var ki… Kırmadan dökmeden, itham, iftira, yalan ve suizandan uzak birbirimize tahammül göstererek konuşabilsek. Ama ne mümkün… 

İslâm’a göre asıl ve muteber olan; kişinin kendisini ne olarak tanımladığı değil, İslâm’ın onu ne olarak tanımladığıdır. İslâm’la Kemalizm’in birbiriyle bağdaşmasını imkânsız kılan temel mesele; hayata bakış ve onu algılayış farklılığıdır. İslâm, “Allah’a karşı kayıtsız şartsız teslimiyet” demektir. Allah’a rağmen Müslüman olunamayacağı, mutluluk, güvenlik, özgürlük ve adaletin gerçekleşmeyeceğine inanan insandır Müslüman. Bir Müslüman hayatını; Allah’ın arzusu istikametinde düzenleyen, O’nu razı etmeyi hayatının hedefi olarak ortaya koyar. Peki, Kemalizm’in teklifi nedir?  Bilhassa şu günlerde yaşadıklarımız... Hayatı parçalamak, din-devlet bağlarını koparmak, hayatı kutsaldan arındırmak, ayırmak ve insanla kutsalı birleştirmemek. Hafıza kaybına uğramış/uğratılmış insanlar gibiyiz. Bu millete kavramları unutturmakla kalmadılar, ‘algı operasyonu’ yaptılar. Ölülerimizi kutsal hale getirmeyelim. Ölümsüz canlı/cansız hiçbir varlık yoktur. Kutsalından habersiz olanlar; bilerek veya bilmeyerek paganizm, panteizm, deizm ve nihilizm ile direkt veya dolaylı buluşurlar.  

Türkiye yüzyılı unutuldu. Atatürk yüzyılına dönüştü. İçimiz dışımız Atatürk oldu.

AK Partinin hedeflediği yüzyıl kutlamaları bu muydu? Bu mu olmalıydı. 

Milliyetçi Atatürkçüleri kazanmak için aradaki engel unsurları kaldırmayı sizin siyasetiniz icabı hoş karşılayalım. Ama bugün sizin yaptığınız tam bir Kemalizm yağcılığı hâline getirildi. Etrafınızı fanatik, şovmen, riyakâr, eyyamcılar sarmış. 15 Temmuz gibi bu milletin ilk defa “millî bir duruş ve direniş” gösterdiği yapan ve yaptıranlara tarihi bir ders verdiği günü bile istismar ettiler. Hiç ilgisi olmadığı halde asılan posterlerden tutun, bayrağımızı bile kullandılar. Mustafa Kemal portresi yerleştirerek bayrağımızdaki Ayyıldız gölgede kaldı kapatıldı âdeta. 

Siyaseti çok iyi bilen Erbakan hocamızın düşünüp, konuştuğu ama uygulamaya koyamadığı (Ayasofya’nın camiliği, Taksim’e camı yapılması, başörtünün serbest bırakılması, İmam Hatiplilere yapılan zulmün kaldırılması, vs.) bunları gerçekleştiren lider Türkiye’nin lideri, Recep Tayyip Erdoğan’ın 21 yıllık iktidarında Kemalizm’in zirveye oturmasını bu millet kolay kolay affetmez. 

Halkın imanlarının zedelenir hâle gelmesinin vebali çok büyüktür, gayretullaha dokunur. Kuşatılan, yanına doğruları, hakikatleri söyleyerek ‘ikaz görevi’ni yapabilecek, halkın nabzını tutan, yanlışları söyleyebilecek insanların, Allah rızası’nı her şeyin üstünde tutanlardan müteşekkil kaliteli dâvâ adamlarının yerini menfaatçiler almış, merkeze oturmuşlar, oturtulmuşlardır. 

İfrat ve tefrite düşmeyen daha mûtedil olarak bildiğiniz birilerini görevlendirin de bugüne kadar yapılanları size değerlendirsin ve size bir ayna tutsun bakalım önünüze ne çıkacak? 

9.05’de hastahanelerde bile sirenin emrine girerek hastasını bırakıp saygı duruşu için kendini gösteren, yaptıklarının dine-imana-örf ve âdetlerimize uyan tarafı var mı yok mu sorusunu bile kendisine soramaz duruma getirilen insanımıza neyi ne kadar, nasıl anlatabilirsiniz. 

Okullarda yapılan törenlere bakın ‘tek adam, tek lider, tek önder’ dedirtilerek zihin dünyaları kirletilmektedir. Dijital işgalin ağından toplumu kurtarmayı bırakın, ağa takılıp kalmış durumdasınız. Ya kendinize, Dâvâ’nıza döneceksiniz ya da yaptıklarınız unutulup gidecek “müflis” durumuna düşeceksiniz. 

Türkiye’de bu yapıyı yerleştirenler; hiçbir zaman sizi kendileri gibi kabul etmeyecekler. Cumhuriyet’in 100. yılını kutlayalım derken son yüz yıldır Atatürkçülük sopasıyla ezilmiş Müslüman kesimi rencide ediyorsunuz. Bunun size kârı(!) “dostlarınızı kaybetmek, karşıtlarınıza yaranamamak” olacaktır. Bundan daha ileri firasetle gördüğünüz bir öngörü varsa açıklayın da biz de sizinle beraber gittiğiniz yere sürüklenelim. Sizden kopmayalım. Böylece bizim gibi düşünen seçmen tabanını kaybetmeyin! 

Unutmayın ki: Menderes koruma kanunu çıkardı yine yaranamadı. Lütfen size sadece oy değil, gönül vermiş Müslüman kesimin kalbî ümitleriyle oynamayın. 

Muhafazakârların hatta şekli dindarların, Kemalistlerle aynı çizgiye gelmeleri hem çok üzücü, hem de çok vahimdir, fecaattır. Daha üzücü olan da hiç kimsenin böyle bir birlikteliğin yanlış olduğunu söylememesi, yazmaması. 

Tarihi şahsiyetler tarihe mal olmuşlardır. Yaptıklarıyla, yapmadıklarıyla, günahlarıyla, sevaplarıyla… 

Hakaret etmeden, itham etmeden, samimiyet içinde konuşulması ‘ikaz görevi’nin yapılması gerekmez mi? 

Deizmin yaygınlaştığı bir yerde, dinin bütün temelleri aşınır ve varlık sebebi sorgulanır. Din, zamanla anlamını yitirir, hayattan uzaklaşır, silinir gider. Toplumu ayakta tutan, dinamizmini, tarihî derinliğini ve kültürel zenginliğini sunan en önemli kaynak olan İslâm’ı yitiren bir ülkenin çocukları kendilerini de ülkenin bağımsızlığını da varlığını da koruyamazlar. 

Filistinlilerin onca akan kana, onca katliama ve yıkıma karşı gösterdikleri direniş, verdikleri haysiyetlerini koruma savaşı, bunu da güçlü, sarsılmaz bir imanla yapmaları, Batı’da kitlelerin, özellikle de gençlerin hem Filistinlilere sempatiyle yaklaşmalarını hem de bütün Batılı başkentlerin, ülkelerindeki yasağa rağmen yasakları delerek sokakları hınca hınç doldurmaları, insanlığın vicdanının patlamasına ve ortaya küresel intifada diyebileceğimiz büyük bir protestonun, küresel öfkenin patlak vermesine yol açtı. 

Biz son iki (29 Ekim ve 10 Kasım) günlerinde yaşadıklarımız/yaşattıklarımıza bakarsak bırakın mazlumları kurtarmayı, kendimizi kurtaramayız. 

Dünyanın hiçbir yerinde böylesine ‘topluca tabulaştırma’ uygulaması yoktur. M. Kemal’in portresi bayrak muamelesi görüyor. O portredeki zat, ay yıldızdan daha mı önemli? 

O mu ortak değer, ay yıldızlı bayrağımız mı? Bayrakta hiç kimsenin portresi, silüet olmaz/olamaz. 

Tabulaştırmanın sınırı olmadığı için yansıması her yerde görülebilir. Milletin, ümmetin, insanlığın umudu biziz. Aidiyetimizle uzaktan yakından ilgisi, irtibatı olmayan bir yapının meddahlığı bizi putperestliğe götürür. Bizi var kılan değerlerimiz dinamitlenirken bizim sürüleşmemiz, “Mümin Kimliği”ğimizi yaşatmaz öldürür.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Remzi

Ahmet Bey merhaba, ilgili açıklamaların adresi ...  Noterde yapılan anlaşma ise şu şekildedir: Taraflar arasında Beyoğlu Dördüncü Noter’de imzalanan mukâvele metni şöyledir: Türkiye Cumhuriyeti Beyoğlu Dördüncü Kâtib-i Adli Midhat Cemal Mukavele Metni Türkiye Cumhuriyeti Diyânet İşleri Riyâseti ile dersiâmdam Elmalılı Muhammed Hamdi Efendi ve Şâir Mehmed Akif Bey arasında 1 Halil Altıntaş, Kur’ân Tercümesi ve Tercüme ile Namaz Meselesi, TDV Yayınları, Ankara 1998, s. 97-98. Necmi Atik İlahiyat Araştırmaları Dergisi, 13 (2020) 186 mün‘akid mukavelenâmedir. Madde: 1- Kur’an-ı Kerim’in tercümesiyle muhtasar bir sûrette tefsirini Mehmed Akif Bey ile Hamdi Efendi deruhde etmişlerdir. Madde: 2- Riyâset-i müşârunileyha Hamdi Efendi ile Mehmed Akif Bey’den her birine altışar bin lira te’diye edecektir. Madde: 3- İşbu meblağın te’diyesi şu sûretle olacaktır: Her birine biner liradan cem‘an iki bin lirası peşin verilecek ve mütebâkı miktar birinci cüz nihâyetinde yüz seksen altışar, diğer cüzlerden beheri nihayetinde yüz altmış altışar lira verilmek sûretiyle muksitan te’diye edilecektir. Madde: 4- Tarz-ı tahrîr şekl-i âtide olacaktır: Âyet ve âyât-ı kerime yazılarak altına meâl-i şerifi ve bunu müte’âkip tefsir ve izâhı yazılacaktır. Madde: 5- Tefsir ve îzah kısmında ber- vech-i âti nukāt nazar-ı dikkate alınacaktır. a) Âyât-ı kerîme nisbetindeki [beynindeki] münâsebât b) Esbâb-ı nüzûl c) Kırâat “ki ‘aşereyi tecâvüz etmemek lâzımdır.” d) İktizâsına göre terkib ve hükemânın izahât-ı lisaniyesi e) İ’tikadca Ehl-i Sünnet mezhebine ve ‘amelce Hanefî mezhebine riâyet olunarak âyâtın mutazammın olduğu ahkâm-ı dîniye, şer‘iyye ve hukûkiyye, ictima‘iyye ve ahlâkıyye işâret veya alâkadar bulunduğu mebâhis-i hikemiyye ve ilmiyeye müte’allik izâhât bilhassa tevhîd ve tezkîr-i mevâ‘ıza müte’allik âyâtın mümkün mertebe bast u izâhı, alâkadar veyâhut münâsebettâr olduğu bazı tarih-i İslâm vukû’atı. f) Frenk müelliflerince yanlış veya tahrif yollu şeyler dermeyân edildiği görülebilen noktalarda tenbîhâtı muhtevî notlar. g) ‘Inde’l-iktizâ nâsih ve mensûh ve muhassas h) Baş tarafa mühim bir mukaddime tahrîriyle bunda hakîkat-i Kur’ân’ın ve Kur’ân’a müte’allik mesâil-i mühimmenin îzahı. Madde: 6- Peyderpey tekarrür eden müsveddeler üçer nüsha olarak tebyîz edilerek biri Hamdi Efendi’de biri Akif Bey’de diğeri de riyâset Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır’ın Yazdığı Son Meâl İlahiyat Araştırmaları Dergisi, 13 (2020) 187 nâmına hey’et-i müşâvere a‘zâsından Aksekili Hamdi Efendi’de bulunacaktır. Madde: 7- Müsveddelerin tebyîz ve inde’l-iktizâ kütübhanelerden bazı eserlerin istinsah ettirilmesi içün mûmâileyhimin emrinde ücret-i maktû‘a ile güzel yazılı bir yâhut –icab ederse- iki zât istihdam olunacak ve bunlara takdir edilecek ücret riyâsetten te’diye kılınacaktır. Madde: 8- İlk tab‘ı Diyanet İşleri Riyâseti’nin hakkı olup on bin ‘adet olarak güzel bir kâğıda ve nefis bir sûrette tab‘ ettirilecek ve fakat yüzde yirmisi müelliflere ait olacak ve tab‘ın şeklini müellifler ta‘yin edecektir. Madde: 9- Eser-i mezkûrun esnâ-yı tab‘ında formaların tashîh ve tab‘ına müte’allik bütün iştigâlat riyâset-i müşârunileyhâya aittir. Madde: 10- Sahifelerin istertopisi alınacak ve bilâ bedel müelliflere verilecektir. Madde: 11- Birinci tab‘ından sonra hakk-ı tab‘ yalnız müelliflere ait bulunduğu cihetle müellifler dilediği miktarda eser-i mezkûru tab‘ edebileceklerdir. Madde: 12- İşbu mukâvelename iki nüsha olarak tanzim ve te‘âti kılındı. İmzalar: Ahmed Hamdi, Muhammed Hamdi, Mehmed Akif. Dâirede kırâat ve meâli tefhim olunan bu mukavelenâme zîrine mevzu‘ imza / şahıs ve hüviyeti ma‘rufumuz Şâir Mehmed Akif Bey ile Elmalılı Muhammed Hamdi ve Diyanet İşleri Riyâseti’ni temsil eden Aksekili Ahmed Hamdi Efendi’nin olup münderecâtı tamamen kabul ve ikrâr eyledikten sonra muvâcehemizde vaz‘ eylediğini beyân ve tasdîk ederiz. Bin üç yüz kırk bir senesi Teşrîn-i Evvel ayının yirmi altıncı günü [26.10.1925] Aksaray’da Yusufpaşa civârında Kuyulu Sokak’ta 1 numarada mukîm akârat-ı vakfiye konturat me’muru Ali Ziya ve Aydın bin Hüseyin Hüsnü. Üsküdar’da Ayazma’da Sermed Paşa Konağı’nda mukîm Abdülkadir Rıza Bey. Bu mukâvele zîrine mevzu‘ imzalar: Şâir Mehmed Akif Bey ile Necmi Atik İlahiyat Araştırmaları Dergisi, 13 (2020) 188 Elmalılı Muhammed Hamdi ve Türkiye Diyanet İşleri Riyâseti’ni temsil eden Aksekili Ahmed Hamdi Efendi’nin olduğu isim ve hüviyetleri bâlâda muharrer şâhid ve mu’arriflerin ifâde ve tasdîklerinden anlaşıldığından aynen defter-i mahsûsuna kayd ve tasdîk olundu. Bin üç yüz kırk bir senesi Teşrin-i Evvel ayının yirmi altıncı Pazartesi günü. 26.10.1925 (26 Teşrin-i Evvel 1341) - Midhat Cemal- Beyoğlu Dördüncü Kâtib-i Adli Bu mukâvelenâme sûretinin dâiremde defter-i mahsûsundaki 26 Teşrin-i Evvel

Remzi

Yani sonuç olarak, ileride uygulanmak istenen Türkçe ibadetlerde de okunmak üzere bir meal yaptırmak istemiş ve Kuranı Kerimin aslından, kasıtlı olarak farklı , manasız olacak bir meal yaptırmak isterken, meclisteki muhafazakâr milletvekilleri önce davranarak, önerge verip, Diyanet İşlerinin kontrolünde aslına uygun bir meal ve tefsir için yetkin ilim adamlarını görevlendirmiştir.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23