• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Yaşar Değirmenci
Yaşar Değirmenci
TÜM YAZILARI

Fe eyne tezhebûn (Hâl böyle iken) nereye gidiyorsunuz? Fe enna tu’fekun. Nasıl böylesine savruluyorsunuz?

01 Temmuz 2022
A


Yaşar Değirmenci İletişim: [email protected]

Son yaşadıklarımız, aydın geçinenlerin dinsizliklerini, ahlaksızlıklarını, namus, iffet ve hâyâ düşmanlıklarını basın, medya, gazete dedikleri paçavralarında paylaşmaları insanı çileden çıkarıyor. Fuhşun aleniyete dökülme rezilliklerine, müdahaleyi özgürlüklerine müdahale olarak görmeleri insanı insan yapan değerlerden ne kadar uzak olduklarını gösteriyor.

Bizim için hayat olan, hayat tarzı olan, dünya görüşü olan, İslâm hayattan çıkarıldı. Kendi hayat tarzımız ve dünya görüşümüz bizi terk ettikçe, kalan boşluğu, batı hayat tarzı, batı dünya görüşü doldurdu.

İslam; toplumun hayat tarzıdır, sistemidir. Kendisine layık toplumlarda yalnız onun hükmü geçerlidir. Konuşmak, tartışmak, felsefe haline getirmek, hayatın dışına çekmek, vb. hastalığı devam ettirir. Biz sadece Türkiye’deki Müslümanları değil, dünyanın en ücra köşesindeki Müslümanları da düşünmek zorundayız.

Çevrenize bakınız; her bir azası diğerinden haberdar ve duyarlı bir millet miyiz, yoksa kalabalıklar halinde ama yalnız yaşayan insanların oluşturduğu bir toplum muyuz? Yaşanılan ahlak facialarına, sosyal medyanın tahribatına, internet ağıyla kuşatılmışlığımıza bakarsanız; bu ülkenin insanının sistemli olarak sekülerleştirildiğini, bu ülkenin medeniyet ruhunun, iddialarının, ideallerinin, dinamiklerinin dinamitlendiğini görürsünüz. Bu size, bir uçurumun kenarında olduğunuz korkusunu, bir yıkılışın hezimet duygusunu vermiyor mu? Ahlâkî buhranların baskısı vicdanınıza dokunmuyor mu? Toplumun sosyal bağlarının çözülüşünü görürken bir eziklik hissetmiyor musunuz? Kişisel çıkarları toplum menfaatine tercih etmek vicdanınızda yara açmıyor mu? Dinî, millî ve insanî ideallerin çözülüşünü görüp hayıflanmıyor musunuz? Hudutsuz kazanç ve zevk hırsından rahatsız olmuyor musunuz? Lüks, konfor ve dünyevileşmenin hayat tarzı haline getirildiğini, kimlik-kişilik-şahsiyet kaybımızın farkında mıyız? Hassasiyetlerimizi mi kaybettik?

Dijital işgalden kurtulup ellerimizi şakaklarınıza, dirseklerimizi dizlerimize dayayıp şöyle soralım kendinize: ‘Ben nasıl bir insanım? Kimim, gayem ne, dünyaya niçin gönderildim, özgür müyüm esir miyim? Yaşadığım hayatın ölçüsü, dengesi var mı? Sekülerizme, paganizme, nihilizme, Kemalizm’e, sahte kutsallara nasıl alıştırıldım? Kendi aidiyetimle değerlerimle ne zaman, nasıl, nerede buluşacağım?’

Bu hissiyat içinde Kitabımız, dayanağımız, hayat tarzımızda uyacağımız ilkelerin/prensiplerin/emir ve yasakların kaynağı Kur’an-ı Kerim’e başvururken iki ayet dikkatimi çekti. Meallere baktığımda iki ikaz ayetiyle hemhal oldum. Hep beraber düşünelim, kendimize çekidüzen verelim. “Üsve-i Hasene” olalım. Sünneti çağa taşıyalım. 

Fe eyne tezhebûn (Hâl böyle iken) nereye gidiyorsunuz? (81 Tekvir 26)

Öyleyse nereye gidiyorsunuz? 

“Öyleyse nereye gidiyorsunuz?” sorusu, “Bu Kur’an’dan, onun gereklerini yerine getirmekten uzaklaşıp da nereye gidiyorsunuz?” veya “Size burada açıklanandan daha doğru bir yol var mıdır ki Kur’an’ın yolunu bırakıp da o yoldan gidesiniz” gibi farklı şekillerde açıklanmıştır. Âyetin, artık inkâr edemeyecekleri gerçeklerle karşı karşıya bulunan ve her yönden delillerle kuşatılmış olan müşriklerin, inkârlarına hiçbir mâkul gerekçe gösteremeyeceklerini ifade ettiği de belirtilmiştir.

Fe enna tu’fekun. Nasıl böylesine savruluyorsunuz? (35 Fâtır 3)

Ey insanlar! Allah’ın size bağışladığı nimetleri hatırlayın! Size göklerden ve yerden azık sağlayan Allah’tan başka bir yaratıcı var mı? (Hayır!) O’ndan başka ilah yoktur: ama nasıl olur da zihinleriniz bu (apaçık hakikatten) sapar!

Siz ey insanlar! Allah’ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın! Allah’tan başka sizi gökten ve yerden sürekli doyuracak bir yaratıcı mı var? O’ndan başka ilah yoktur: şu halde, nasıl böylesine savruluyorsunuz? O halde nasıl aldanıyorsunuz? Böyle iken nasıl oluyor da (imandan inkâra) çevriliyorsunuz? Nasıl da saptırılıyorsunuz? Neye güvenerek yanlışa sürükleniyorsunuz? 

Ey insanlar! Allah’ın, üzerinizdeki (bunca) ni’metini (kalbinizle) hatırlayın, (dilinizle) anın. Sizi gökten ve yerden rızıklandıracak Allah’tan gayri bir yaratan var mı? Nasıl oluyor da (gerçeklerden) döndürülüyorsunuz!

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Merhaba

YOLLARIMIZ VAR HAVA ALANLARIMIZ VAR........NELERİMİZ YOK Kİ...KADIN VE DEMOKRASİ DERNEĞİMİZ VAR.......VAR DA VAR..... YARAB'Bİ AKLIMA MUKAYYED OL....DÜNYA MIZ İÇİN AHIRETİMİZİ BİR ÇIRPIDA SATIVERDİK....SANA AVUÇLARIMI AÇMAYA UTANIYORUM.....

Akit okuru

Hocam bizim eğri yola gittiğimizi ima ediyorsunuz ...
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23