• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Yaşar Değirmenci
Yaşar Değirmenci
TÜM YAZILARI

Dâvâ Ahlakı 

11 Ekim 2023
A


Yaşar Değirmenci İletişim: [email protected]

Çeşitli meallerle Kur’an-ı Kerim okurken Muhammed suresini okuyordum. Yedinci ayete gelince merhum üstad Sezai Karakoç’un Dâvâ Ahlakı yazısını not defterime yazmışım. Siz değerli okuyucularımla önce meali, sonra da üstadın yazısıyla baş başa bırakmak istiyorum. İnşaallah sonucunda da hepimiz nefs muhasebesi yapar, eksiklerimizi tamamlar ve Rabbimizin razı olacağı salih amelleri işleriz. Üstad da geride bıraktığı eserleriyle sadakayı cariye amelleriyle dopdolu bir hayat yaşadığına da şehadet ederiz.  

“Ey imanda sebat edenler! Siz Allah’ın (davasına) yardım ederseniz, o da size yardım eder ve ayaklarınızı sabit tutar.”  (Davası olmayan adam adam değildir. Kur’an’ın genelinden yola çıkarak söylenebilecek olan budur. Davası olanların en iyileri, davanın en iyisini seçenlerdir. Davaların en iyisi, Allah’ın davasıdır. Zira Allah en iyidir ve iyiliğin kaynağıdır. Allah’ın davasını dava edinenlere müjde gelir.)   (47 Muhammed 7) 

Dâvâ Ahlakı  

Ahlak, idealin gerçekten benimsenip benimsenmediğinin, kişiliğe mal edilip edilmediğinin bir inanç özü haline gelip gelmediğinin, sömürü konusu olup olmadığının en iyi mihenk taşıdır. Bir termometre gibi kalp ateşinin hararet derecesini gösterir.  

Soyut düşüncelerin toplumda uygulanma imkânını bulması, ancak dava ahlakına sahip bir idealistler kadrosunun oluşmasıyla mümkün olur.  

Tarihin tüm büyük hareketleri, fedakârlık ve feragatin zirvesine çıkmış dava adamlarının yüce ahlakıyla gerçekleşmiştir. Sadece fikrin ya da inancın doğru olması yetmez. Çünkü: bir inanç ve düşünceyi dışından kavramak, özüne ve derinliğine inememek, o inanç ve düşünceyi tüm gücüyle yürürlüğe koyamamak sonucunu doğurur ki, bu da o düşünce ve inanca bir haksızlık, hatta bir ihanet demek olur. Bir davayı, tüm cevheriyle harekete geçirmemek, onu harcamaktır.  

Dava, dava ahlakına sahip insanların omuzları üzerinde yükselir. Dava ahlakına sahip insanlar yalan ve iftira nedir bilmezler. En ufak bir menfaati haleldar oldu diye ciyak ciyak bağıranlar, gerçek dava sahipleri olamazlar; olsa olsa, o davayı kullanarak çıkar sağlayan kişiler olurlar.  

Dava ahlakına sahip kişiler yalan söylemekten nefret ederler ve iftira etmekten cehennem ateşinden korktukları kadar ürker ve çekinirler.  

İslam, gerçek inanç ve düşüncenin kaynağı ebedi ideal olduğu gibi, yüce ahlakını da yeryüzüne ve çağlara sayısız anıt halinde serpiştirmiş büyük davadır.  

Müslüman idealist, kendinden, davasından emindir. Kurduğu yapı hemen yıkılacak diye korkup panik içinde ne yaptığını bilmez bir hale düşmez.  

Müslüman idealist, kendisinin yapamadığını yapan başka biri olursa, onu kıskanmaz, ona haset etmez ve onu bu girişiminden dolayı alkışlar.  

Göreve çağırıldığı zaman, dava adamı şüphesiz şartlara bakacaktır. Körükörüne ileri atılmayacaktır. Ama bazı elverişsizlikler, onu zaruret haline gelmiş atılımdan da geri bırakamayacaktır. Parası hazır, insanı hazır, tehlikeden azade iş ve hareketten öte bir davranışa yanaşmayan kişinin dava adamlığı nerede kalır? Böylelerinin sıradan insanlardan farkları nedir? 

Bir dava çalışmasına girişmek, bir şirkete girmekle aynı olamaz. Birinde çıkar esas olduğuna göre, riski göze almamak, şartların tam ve mükemmel olmasını istemek normaldir. Ama öbüründe eğer memleket tehlikede ve millet bir uçurumun ağzında ise, şartlar yok diye oturup beklemek, yurtseverlik ve idealizmle nasıl bağdaştırabilir? 

Peygamber Efendimiz, Mekke’nin tehlike anlarında çalınan çanını çalmış, halk toplanınca da; “ben size desem ki, şu tepenin ardında düşman var. Bana inanır mısınız?” Halk: “evet, inanırız” deyince, “öyleyse size diyorum ki, Allah’a inanın ve buyruklarına, yasaklarına uyun. Aksi halde sizin için tepenin ardındaki düşmandan daha büyük tehlike var!” demiştir. Dava adamının çağrısı için ebedi misaldir bu.  

Dava adamı, halkını ve ülkesini, her türlü tehlikeye karşı, korkmadan, çekinmeden uyarmalı ve herkesi bu tehlikelere karşı tedbir almağa çağırmalıdır.  

İlahi yardım, dava adamının güvencesidir. Manevi güç, bu ahlakın temel taşıdır. Kahramanlık, onun kabuğu ise, özü, içi, çekirdeği tevazu ve Allah’a teslimiyettir.  

Dava adamı, hedefine varmak için ahlakını en yüce dereceye çıkarmak mecburiyetindedir. Bu mecburiyet ona davasını en aziz, nefsini en hor ve hakir gösterir. Nefsini adeta yok edercesine çiğneyen ahlakın adamıdır dava insanı. Veli, asılan bir soyguncuyu göstererek: “bu adama gıpta ediyorum” demiş. “Neden?” diye sormuşlar. “Mesleğinin en son rütbesine erdiği için!” cevabını vermiş.  

Mesleğinin sonuna varan kahramanlar, yeryüzünü yaşanmaya değer yapmaya devam ediyorlar. Davalarının ahlakına sahip olan, her türlü eziyetine katlanan bu kişiler, değişmez sanılan dünyayı değiştirmişlerdir, değiştirmektedirler ve değiştireceklerdir. 

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Sükun

Şapkasız tava olur...

Necati

Dava kelimesi üzerinde inceltme işareti olmaz , meğer ki olur diyorsun oku bakalım inceltme işareti ile dava kelimesini nasıl telaffuz edeceksin. NOKTA!
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23