• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Yaşar Değirmenci
Yaşar Değirmenci
TÜM YAZILARI

Böyle muhalefet olmaz olsun! 

29 Aralık 2021
A


Yaşar Değirmenci İletişim: [email protected]

Son yaşadığımız olayları kendi ölçülerimize göre değerlendirmemiz gerekiyor. Uluslararası finans sistemi ve içerideki muhalefet, el birliği ile Türkiye’ye bir kâbus yaşatmak istedi. Amansız ve çirkin bir saldırı başlattı. Korkuyla, şantajla, yalanla, panik havası estirerek bir siyasi sonuç almaya kalkıştı. Türkiye’nin felaketini, çöküşünü göze alan bir saldırıydı bu. Mesele Türkiye’yi durdurmaktı. Tek gaye; Erdoğan’ın gitmesiydi. Bu sefer dolar silahı ile siyasi darbe yapılacaktı. Her teşebbüsü (girişimi) Batı başkentlerinde yankılanan sömürge düzeni sorgulayan, yaptıkları zulmün hesabını soran liderle uğraşmazlar mı? Türkiye güvenlik alanında, teknoloji alanında, jeopolitik alanda, askeri alanda hem de salgın ve kriz döneminde yaptığı hizmetlerle durdurulamadı. Heyecan uyandırdı. Umut verdi. Afrika’dan Uzak Asya’ya her alana ulaştı. Katliamlar yapan, ‘vahşi Batı’ medeniyeti (uygarlığı, insanlığı) öğrendi. Demokrasi, insan hakları, vs. diyerek devlet olarak zulüm yaptılar. Mazlumların bedduasını alanlar iflah olmazlar. İçimizdekilerin dışardakilerden hiç farkı yok. Sekülerleşmenin ürünleri oldular. Kendi değerlerini bilmeyen, kutsallarından habersiz, paganizmin temsilcileri. Din düşmanlığının yahut dini hayata sokmamanın, vicdanlarda sadece düşünce olarak kalmasının adı: Laiklik! Aldığımız Fransa’ya bakın, İngiltere’ye, Almanya’ya hatta İsrail’e de ülkemizdeki gibi bir uygulama göremezsiniz. Tamamen çağdışı! Maddesi bile ‘değiştirilemez’ hükmünde. Kutsal hale getirilerek saldırıldı.   

Saldırı milletin kendisineydi, hepimizeydi. Allah’ın âyetini hatırlatan insanlara, yöneticilere, ‘burası laik ülke!’ diyen kişilerin konuşmaları yazdıklarımızın ispatıdır.   

Sev, sevme. Lider Türkiye’nin liderine düşmanlık yapmak, ‘o gitsin de ne olursa olsun. Nasıl giderse gitsin.’ Demek sadece siyasilere değil, hiç kimseye yakışmaz. Tabii bu istek meşru olmadığı gibi kutsallaştırdıkları ‘demokratik de değil. Muhalefet Partisinin başındaki adam yüzde 52 bir oy oranıyla seçilmiş olan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip ERDOĞAN’a bir defa olsun cumhurbaşkanı diyemedi. Daha doğrusu özellikle demiyor meşruiyetini sorguluyor! Cumhurbaşkanı diyemeyen bir adamdan hiçbir şey olmaz. Tam bir şovmen. Ne siyasetçi, ne devlet adamı, ne de Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı. Bu ve bunun gibi olanları; uşaklık yapıp emir bekledikleri, görüşmeler yaptıkları adamların ülkelerine göndermek lazım. Terör örgütleriyle, dışarıdan müdahalecilerle açık ortaklık yürüterek yapıyorlar. Gözlerimizin içine baka baka, büyük bir pişkinlikle yapıyorlar. Hırslarının, ihtiraslarının kurbanı bunlar. Allah’a kul olamayanlar; nefislerinin, arzu ve isteklerinin kulu olurlar. Haddini bilmeyerek başlarlar. Ne edeb, ne hâyâ, ne vefa, ne fedakârlık, ne sözde durma, vs. hiçbirisi bunlarda yoktur.  

Bu vitrine dâhil olanlar ahirette nasıl hesap verecekler? Sadece ‘kâfirlerle, münafıklarla, zalimlerle dostluk kuranlar’ın akıbetleri ile ilgili ayetlere baksınlar yeter! 

Medya mensuplarından, senelerce milliyetçi, muhafazakâr olarak bilinip sağ basının önemli adamları olmuş olanlardan, siyasi geçmişini borçlu oldukları partilerine ve liderine ihanet edenlerden, dindar insanların oyunu temeli bozuk din düşmanı partinin belediye başkanının seçilmesi vebalini taşıyanlar… Bu geçici dünyada kurtulur, itibar da görürsünüz ama mutlak adaletin tecelli edeceği ebedî hayatta sizi kimse kurtaramayacak.  

Tenkit edersiniz, ikaz edersiniz, ders verirsiniz. Hepsine Eyvallah! Yalnız vatan düşmanlarıyla, terör ve bölücülüğün siyasetteki temsilcileriyle ortak hareket etmek, hukuki olarak cezası kesinleşmiş katile, caniye, nasıl serbestlik istersiniz? Siyasi partilerle terör örgütlerini birbirine nasıl karıştırırsınız? Yayın organlarınızda muhalefetin başındaki (lideri demiyorum) adamın reklamını yaparsınız. Beraber olduğunuz, ittifak ettiğiniz, ortak aday peşinde koştuğunuz bu siyasilerin (helalleşme dese de, ‘başörtü serbest olacak’ diye söylese de) hiçbir zaman sözlerinde durmayıp, ‘yalan makinesi’ oldukları mahkeme kararıyla tescil edilen cezalarla ispat edilmedi mi? Her yolu denediler. Her çirkinliği sergilediler. Her gizli ve açık düşmanlığı gösterdiler. Darbeler tezgâhladılar, ekonomik saldırılar yaptılar, iç savaş senaryosu yazdılar. Mezhep ve etnik çatışma tezi uyguladılar, ülkenin Cumhurbaşkanı’na suikast dâhil her çılgınca girişime yeltendiler. Türkiye’yi teröre boğdular, Akdeniz’den çıkarmaya çalıştılar. Ege’de cepheler kurdular, Yunanistan’ı askeri garnizona dönüştürdüler. Ama bütün hesapları tutmadı. Batı’nın oyunları bozuldu. Bizdeki uşakları ‘erken seçim’den başka bir şey söyleyemediler. 

Osmanlı’nın yıkılışından bu yana ilk defa dünyaya sesimizi duyurduk. Sadece milletin, ümmetin değil, insanlığın ümidi olduk. Kendi medeniyetimizin devlet idaresinde gösterilişi olan Osmanlı bunun için yıkıldı/yıktırıldı. Türkiye Cumhuriyeti Devleti olarak dimdik ayaktayız. Selçuklu’nun, Osmanlı’nın devamı ‘evladı fatihan’ız biz.  

Amerikan büyükelçisiyle gizli görüşmeler yapmaktan çekinmeyenler, kökü dışarıda bir örtük darbe girişimi yapanların emrinde hareket edenler nasıl oy isteyecekler? Yaşadıklarımızı tahlil etmeniz yeterli. (15 Temmuz’undan Taksim Gezi olaylarına varıncaya kadar.) Sosyal medyada infial oluşturdular. Kaos ve karamsarlıklarla tam bir algı operasyonu yaptılar. Seçimlere kadar ülkeyi karıştırmak için ürpertici şekillerde bu sosyal medyayı kullanacaklar. Güven ortamının aşınmasını sağlayarak, ülkede güvensizliğin ve belirsizliğin hâkim olmasıyla ‘Tayyip Gidecek’ nakaratlarının gerçekleşmesi için kriz üzerine kriz çıkaracaklar. Hiçbirisi ABD bunu istiyor. Ülkemize sahip çıkalım. Onlar emperyalist devletler. Zulmü, katliamı devlet eliyle yapanlar. Biz bunlara âlet olmayalım’ diyemediler. Askerî darbeler zaten hep ABD’nin isteği, içeridekilerin de aldıkları emri yapmasıyla gerçekleşti. Son yaşadığımız; döviz operasyonuyla yapılan da ekonomik bir darbeydi. Çanak tutan sözcülüklerini yapanlar da Devletini, milletini düşünmeyen içimizdeki Batı’nın uşaklarıydı.  

Medeniyetimiz olan “İslâm Medeniyeti” düşmanlarının (aktüel gibi gözükse de) Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile uğraşmaları hep devam eder. Hak-Batıl mücadelesi gibi.  

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Takpçi

Sayın yazar ne güzel dini konularda bizleri bilgilendiriyordunuz...

Hhhh

Yazara göre muhalefet yok edilmesi gereken vatan düşmanları oluyor. İktidar da kutsal suyla yıkanmış her yaptığında bir hikmet olan la yüsel la yuhti zıllullahi fil ard... Dünyanın her yerinde iktidar eleştirilir. İslam ahlakı da bunu vazeder. Herkes eğri kılıçların önünde hesap verebilmeli. Bu ülkenin vatandaşlarının reyini temsil eden insanlara tahammül etmeyi öğrenmek gerek. Ülkeyi muhalefet yönetmiyor. Her ne olumsuzluk var ise muhatab bellidir.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23