--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Ailemize Sahip Çıkalım!

Yaşar Değirmenci
Yaşar Değirmenci
13

Toplumun çekirdeğini aile oluşturur. Bir toplumun geleceğini tahmin etmek ‘değerler’ açısından aile yapısına bakmakla mümkündür.

‘Süreklilik içinde değişim’ ilkesinin aile hayatına yansımaması, ‘bir ayağın sabit diğer ayağın hareketli ve dünyayı dolaşır’ ilkesindeki sabitenin, aileyi her hal ve şartta sağlam tutan değerlerin kaybedilmesi bu sonucu doğurmuştur. Üzücü olan da bu sonuca giden sebepleri konuşma yerine gelinen noktanın tartışılması! Maddeci anlayış ve düşünce biçimleri, kültür ve düşünce dünyamızla birlikte, aile hayatımızı da etkilemiş, bu sebeple de son derece önemli olan aile yapımızda da sarsılmalar baş göstermiştir.  

Öz itibariyle her ne kadar son derece faydalı olsalar da özellikle küresel ölçekte kitle haberleşme araçlarının artmasıyla birlikte, gelenek, ahlak ve öz kültürümüzde meydana gelen tahribat had safhaya ulaşmıştır. Bunun en bariz (belirgin) örneği, aile geçimsizliklerinin ve boşanma davalarının artmış olmasıdır. 

   Boşanmaların başlıca sebebi olarak; cehalet, her şeyin mubah sayılması, mahremiyet sınırlarına tecavüz, televizyonda oynatılan dizilerin etkisi, çeşitli yollarla müstehcenliğin özendirilmesi, eşlerin birbirlerine zaman ayırmaması ve birbirlerini aldatması, dünyevileşme (dünyaya aşırı bağlılık), reklam/özenti, kişilik ve kimlikten uzaklaşma, tüketim arzu ve çılgınlığının körüklenmesi, sabrın/kanaatin/şükrün aile hayatına yansımaması, inat ve geçimsizliklerin, yaşanması. Boşanma sonucunda, evlatların yetim ve öksüz yaşamalarına sebebiyet verileceğinin unutulması/unutturulması. Bunlara internet teknolojisine, sosyal medyaya esaret gibi faktörleri sayabiliriz. Aile felaketlerinin en önemli sebeplerinin başında, erkeğin evini, ailesini ve eşini ihmal etmesi, ev hanımı olması gereken kadının başına buyruk hareket etmesi. Yuvanın, çocukların ihale usulü gibi kendilerinin dışında insanlara ve mekanlara gönderilmesi. Çok kazanma hırsıyla evin otel yerine konulması. İslam, erkeğin hanımına karşı görev ve sorumluluklarını, kadının beyine karşı görev ve sorumluluklarını bir bir ortaya koymuştur. Çoğunlukla bu görev ve sorumluluklar bilinmediğinde ya da ihlal ve ihmal edildiğinde ortaya aile yıkım ve faciaları çıkmaktadır. Bu sebeple, aile fertlerinin birbirlerine karşı ahlaki vazifelerini ve sorumluluklarını yerine getirmesi büyük önem taşımaktadır. Ailenin devamı, mutluluğu ve geleceği buna bağlıdır. Manevî değer yargılarının askıya alındığı bütün toplumlarda, ailenin, dolayısıyla toplumun çöküşü kaçınılmazdır. Boşanmaların tabii hale gelerek/getirilerek arttığı, evlilik yaşının geciktiği/geciktirildiği, bir yıllık evliliğin bile dolmadan boşanma müracaatlarının yaygınlaştığı günümüzde ailemizi ihmal etmeyelim. Aile fertlerinin, memleketin, milletin, ümmetin fertleri olduğunu unutmayalım. İslam, sağlıklı bir evliliğe ve mutlu bir aile kurmaya büyük önem atfetmiştir. Peygamberimiz, nikâha derin bir anlam ve yüce bir ruh kazandırmıştır. Zira inancımızda nikâh, vebali büyük bir sözleşmedir. Nikâh, Yüce Allah’ın adını şahit tutarak eşlerin bir ömrü paylaşmak üzere birbirlerine verdikleri sözdür. Nikâh, kadın ve erkeğin, gönül rızası ve hür iradeleriyle beraberce yüklendikleri ahlâkî ve hukukî bir sorumluluktur. Kültür ve geleneğimizde evlilik, sadece iki insanı aynı çatı altında buluşturmak değildir. Bilakis evlilik, toplumu ve nesilleri korumak amacıyla atılan sağlam bir temeldir. Aile olmak, sevgi ve saygıyla, şefkat ve merhametle, ilgi ve hassasiyetle hayatı paylaşmaktır. Aile olmak, dünyanın türlü meşakkatlerini beraberce göğüslemektir. Sevinci ve kederi, varlığı ve yokluğu birlikte yaşamaktır. Aile olmak, iyi günde, kötü günde vefakârlık, cefakârlık ve fedakârlıkla bir bütünü tamamlamaktır.

Bizler, ailelerimizin dünyadaki cennetimiz olmasını arzu ederiz. Yuva kurarken Rabbimizden şöyle niyazda bulunuruz: 

“Allah’ım! Bu anlaşmayı bereketli ve mübarek eyle. Bu çifti ülfet, muhabbet ve bağlılık duygularıyla kaynaştır. Tıpkı Hz. Âdem ile Hz. Havva’yı, Peygamberimiz ile Hz. Hatice validemizi, Hz. Ali ile Hz. Fâtıma’yı kaynaştırdığın gibi”.

Rabbimizin adıyla, bir ömür devam etmesi niyetiyle başladığımız birlikteliğimize insanları da şahit tutarız. Evlilik, tek taraflı bir menfaat ilişkisi değildir. Aksine evlilik, kadın olsun erkek olsun eşlerin istikballerine beraberce karar vermeleridir. Bir başkasının iradesini esir alma, onun üzerinde mülkiyet iddiasında bulunma ve geleceğini belirleme hakkı ve yetkisi hiç kimsede yoktur. Canların yegâne sahibi Allah’tır. Ve Peygamberimizin dilinde eşler birbirine emanettir. Rabbimizin en güzel nimetlerinden biri ailedir. Aile, insanı hayata gözlerini açtığı anda sarıp sarmalar. Koruyup kollar ve bağrına basar. Aile, Rabbimizin rahmeti ile desteklediği, çocuklar ve temiz rızıklar ihsan ederek güzelleştirdiği mukaddes bir yuvadır. Aile insan için huzura ermenin ve güven duygusunu derinden hissetmenin adıdır. Aile, muhabbetin, neşenin ve lezzetin paylaşılarak kıymet kazandığı yerdir. Vefanın fedakârlıkla, imanın ihsanla, bilginin hikmetle ve sevginin hürmetle harmanlandığı bir eğitim ocağıdır. Aile bizim en değerli hazinemiz, vazgeçilmez değerimizdir.

Aile toprağı yürek, tohumu sevgi, meyvesi mutluluk olan bir müessesedir. “Tek el kendini yıkayamaz” sözü, dayanışma ve yardımlaşmayı ifade eder. “Paylaşmak” evliliğin sırrıdır. 

İçinde bulunduğumuz toplumun kötü gidişata, fıtratı bozmaya yönelik tehlikelere karşı, Rabbimizin emirlerine ve güvenli limanımız olan ailemize sığınarak korunalım.  “Süt emen çocuklar, beli bükük yaşlılar, ot otlayan hayvanlar olmasaydı üzerinize azap sel gibi gelirdi” hadis-i şerifini unutmayalım.

Yorumlar

(13)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

tarık

19 Mayıs 2024 21:30

Hepsi dogru tespit ,Sadece bir seyi unutmusunuz,, Kadem

Kanber

19 Mayıs 2024 18:42

Allah razı olsun hocam Ağzınıza sağlık kaleminize bereket versin Allah'ım çok güzel anlatmışsınız bundan daha güzel anlatılamaz

ÖZCAN ŞAHİN

19 Mayıs 2024 13:29

GÜNAYDIN BUGÜN 19 MAYIS ATATÜRKÜ ANMA VE GENÇLİK SPOR BAYRAMI KUTLU OLSUN BU BAYRAM VE MİLLİ BAYRAMLAR HALKIMIZIN KATILIMIYLA COŞKUYLA KUTLANIRDI İLK İŞİNİZ BU BAYRAMLARI KALDIRMAK OLDU ÇÜNKÜ BU BAYRAMLAR ATATÜRKÜN VE CUMHURİYETİN SİMGESİYDİ YAŞAXIN LAİK DEMOKRATİK ATATÜRK CUMHURİYETİ ÖNDERİMİZ MUSTAFA KEMAL ATATÜRKTÜR EFENDİM

Ağu altın kasede

19 Mayıs 2024 12:48

Aile kurumunu ifsad eden ve daha toplumda pek çok sosyal sorunlara yol açan ana sebep "bireyleşme"dir. 30-40 yıl önce "kişisel gelişim" ambalajıyla gelen bireyleştirme çabaları iletişim teknolojilerinin gelişimiyle daha da güçlenerek amacına ulaşmıştır. Teşhis yanlış yapılırsa tedavi mümkün olmaz.

Ömer

19 Mayıs 2024 12:28

Şu haberlere bir el atılmalı , düzen getirilmeli , basit bir olay o kadar abartılıyor ki zannnedersin Türkiye batmış . Tv de her türlü aileyi tahrip eden unsurlar , dedektifliğe soyunan proğramlar her türlü rezaletin ballandıra ballandıra anlatılması . Özellikle çocukları , gençleri olumsuz etkiliyor . Yazık oluyor hayatlar sönüyor .

Nuh

19 Mayıs 2024 08:50

Hocam aile toplumsal bir yapıdır, toplum bozulursa aile nasıl ayakta dursun. Toplum topluca bozuluyor, bizim toplum yine iyi direndi dayandı. İngiliz oyununun kurgulanmasının üzerinden yüz yıl geçti ancak hedefe ulaşmışlar gibi gözüküyor. İnsanımız dini eğitim ve bilgiden yoksun ideolojik bir eğitimle yetiştiriliyor dini eğitim merdiven altı ve fason olunca anca bu kadar oluyor. Adamlar merdiven altına bile sızıyor işi garantiye alıyor Allah yar ve yardımcımız olsun.

Medine

19 Mayıs 2024 08:40

Yaşar bey bu anlattığınız tüm sebepler zaten aile kavramını ortadan kaldırır. Tüm dünyada ve de asırlardır geçerli sebepler bunlar. Türkiye Cumhuriyeti kuruldu kurulalı devlet eliyle yuvalar yıkıldı bunları neden yazmıyorsunuz. Bir yorumcu kardeşimiz okuyun isterseniz ismi Salih okuyun ne güzel özetle yazmış. Neden aile bakanlığını eleştirmiyorsunuz. Aileler yıkılıyor her sene ikiye katlıyor. Devlette destek oluyor. Mahkemelerimiz babayı yok sayıyor babanın işi yok geliri yok tazminata mahkum ediyor vede tazminatı ödemedi diye hapis cezası veriyor. Dünyada böyle bir uygulamaya yok. Eskiden Eşler tartışırdı aileler araya girerek yuvayı kurtarırdı. Araya mahkemeler giriyor yuvayı yıkıyor aracı olmuyor birde tekrar bir araya gelmesin diye karar alıyor. Böyle yazın toplumun dili olun sözcüsü olun. 

Okur

19 Mayıs 2024 07:08

19 mayıs bu gün. Sizin için bir anlamı yok mu.

Salih

19 Mayıs 2024 05:32

Geçen hafta anayasa mahkemesinin üç yıl çok,iki veya bir yıla insin kanaati ile iptal edilen ayrılık maddesi meclis tarafından asla yeniden görüşülmemelidir.Bu madde kötü niyetli tarafın,karşı tarafı anlaşmalı boşanmaya iten(zorlayan)tuzaktır.Ayrıca ebeveyne yabancılaştırma suç olmalı,bu yol ile kolay boşanma,babalara psikolojik işkence cezasız kalmamalıdır.Süresiz nafaka insanlık suçudur.Kaldırılmalı,kadının beyanı esasdan vazgeçilmelidir.Yine kadın istihdamına dönük ayrıcalıklar,kolaylıkları vazgeçilmelidir.Cekirdek aile üç kişiye inmiş.Sebebine kafa yorulmalı,anaokulları kapatılmalıdır.Kesintisiz eğitim 8 yıla indirilip,sınıf geçme zorlandırılmalıdır.

CANİ

19 Mayıs 2024 07:15

salih SANA KATLETMEN İÇİN FIRSATMI VERİLMELİ 

Nuh

19 Mayıs 2024 08:52

İlahi kanun bu konularda ne der ki diye soran müslüman var mı?

CANİ'ye cevap

19 Mayıs 2024 09:11

Şiddetin her türlüsüne karşıyım.Evlilik samimiyet ister.Hayatın zorluklarını birlikte aşmak gerekirSıkıldım ayrılacaklardan bahsediyorum.Elinde gerçekten delili varsa,zulüm varsa boşanmak haktır.Mümkün mertebe ailenin korunmasından yanayım.Siz ön yargı ile fikirleri canice katlediyorsunuz

YARGILA

19 Mayıs 2024 12:27

cani'ye cevap veren BAŞKASINI SUÇLAMA KENDİNİ YARGILA

Yaşar Değirmenci Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle