--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Unutan ve unutturulanlar!

Süleyman Önsay
Süleyman Önsay

Allah (c.c.) Haşr suresinin 19. Âyet-i celilesinde tüm mü’minlere şu ikazı yapmıştır: “Allah’ı unutan, bu yüzden Allah’ın da kendilerine kendilerini unutturduğu kimseler gibi olmayın. İşte onlar gerçekten yoldan çıkmışlardır.”

Allah’ı unutmak’tan maksadın, Allah’ın kulu olduğu bilincinden yoksunluk ve O’na karşı kulluk borcunu umursamama olduğu anlaşılmaktadır...

Burada‚ Allah’ı unutmanın yaptırımı ve sonucu‚ Allah’ın da onlara kendilerini unutturması şeklinde ifade edilmiştir ki bu, Allah bilincine sahip olmayan kişinin kâmil mânada insan olma şuurunun da zayıflayacağı anlamına gelir. 

Bir başka anlatımla, etrafını kuşatan bunca kanıta ve kendisine verilen akıl nimetine rağmen Allah’ı unutan, O’na kul olma idraki içinde olmayan kişi gerçek anlamda kendine yabancılaşmaya, dolayısıyla hayatını boşa geçirmeye mahkûmdur…

Müfessirlerin birçoğu tarafından 19. âyet, Allah’ın, kendisine karşı görevlerini yerine getirmeyenlere, iyilik yapmayı ve kötülüklerden sakınmayı unutturması, onları bu paydan ve mutluluktan mahrum etmesi şeklinde açıklanmıştır.

Bu âyetten, insanın kendini tanıması yani var oluş amacını idrak edip onu unutmaması halinde rabbini de bilmiş ve tanımış olacağı mânası da çıkarılabilir.

Hz. Ali’den nakledilen‘Sen kendini bilki rabbini de bilesin’ ve ‘Kendini bilmeyen rabbini de bilmez’ anlamındaki vecizeler bu yorumu destekleyici niteliktedir. (Komisyon, Kur’an Yolu, Haşr-19 tefsiri)

“ ‘Allah’ı unutan insanlar gibi olmayınız.’ Bu bize emrediliyor. Allah’ı unutanlara Allah’a iman ediniz diye emredilir. İman edenlere ise, şu Allah’ı unutan insanlar gibi olmayın diye emredilir...

Bir insan kendisini nasıl unutur? Şöyle unutur. Hani dalgındım, bir anda dalıvermişim ve trafik kazası bundan meydana geldi diyor. Bir anlık dalgınlığın zararı kişinin kendisinedir. İşte böyle bir ömür boyu dalgın yaşayan insanlar vardır. Bu insanların da cezaları kendilerinedir. Kendileri kendilerinin odununu hazırlamaktadırlar, kendi ateşlerini yakmaktadırlar. Kendi ateşlerine günahlarıyla, isyanlarıyla, inkârlarıyla benzin sıkmaktadırlar.

İşte onlar fasıkların ta kendileridir. Allah’ın itaatinden çıkmış, Allah’ın çizgisini çiğnemiş, dışarıya çıkmış insanlardır bunlar. (Mahmut Toptaş, Şifa Tefsiri,Haşr-19)

Allah’ı unutanlar kendilerini hayvanlardan ayıran ana özelliklerini kaybedenlerdir. Ve

Ki,“bu gerçekten hayret edilecek bir durumdur. Fakat gerçektir. Allah’ı unutan adam bu dünya hayatında kendisini yüceler alemine bağlayan bağdan kopuk halde yaşar. Bu hayatını merada otlanan hayvanlarınkinden daha üstün kılacak hedeften yoksun hale gelir. Bu durumda onun kendi insanlığını unutmasıdır. Bu gerçeğin yanında bir gerçek daha ilave edilir veya ondan başka bir gerçek doğar. Bu da sözkonusu yaratığın kendi kendisini unutması, sürekli olan ebedi hayatı için bir azık hazırlamaması, yarını için hazırladığı azığa bakmamasıdır.”

Şu ilâhi mesajlar onların konumlarını net bir şekilde gözler önüne sermektedir:“Celâlim hakkı için, cinlerden ve insanlardan birçoğunu (kendi irâdeleriyle hak edecekleri üzere) Cehennem için yarattık. Onların kalbleri vardır, (ancak kendi küfürleri sebebiyle artık) onlarla (hakkı zevk edip) anlamazlar; onların gözleri vardır (ama) onlarla(Allah’ın delîllerini) görmezler; onların kulakları da vardır, (ama) onlarla (İlâhî nasîhatleri)işitmezler! İşte onlar hayvanlar gibidir; hattâ daha da aşağıdırlar. İşte onlar, gafillerin ta kendileridir.” (Âraf, 179)

“Şübhesiz ki Allah, îmân edip sâlih ameller işleyenleri, altlarından ırmaklar akan Cennetlere koyacaktır. İnkâr edenler ise, (dünyada biraz) faydalanırlar ve hayvanların yiyip durduğu gibi yerler; ve ateş, onlar için bir kalma yeridir!” (Muhammed, 12)

Evet, Yüce Mevlamız,Allah‘ı unutan, O’na kul olma idraki içinde olmayan kişiler için şu hükmü vermektedir; “ ‘İşte onlar sapık kimselerdir.’ Doğru yoldan ayrılan, sapıp giden kimseler”dir. (Seyyid Kutup, Fi Zılal’il- Kur’an-Haşr-19 tefsiri)

Allah’ı unutmak kişinin kul olduğunu unutması ve köleliğe yönelmesidir:

“Allah’tan başka kimsenin kulu olmadığını unutan bir kimse, Allah’a itaat etmez ve hakikatte kulu olmadığı kimselere kulluk yaparsa, sırf bu hatası dolayısıyla tüm hayatı mahvolur. İnsanın bu dünyadaki asıl konumu kulluktur. Ve o mutlak anlamda özgür değildir. Fakat o sadece ve sadece bir tek Allah’ın kuludur ve başka hiç kimsenin kölesi değildir. Bunu idrak etmeyen bir kimse, gerçekte kendini unutmuştur. Fakat bildiği halde bu gerçeği unutan kimse, zaman zaman bir kafir ve müşriğin hareket ettiği gibi davranabilir. Kişinin devamlı sırat-ı mustakim üzerinde yürüyebilmesi için hiçbir zaman Allah’ı unutmaması gerekmektedir. Bundan gafil olduğunda kendini de unutacağından, gafleti fıskına sebep olur.” (Mevdudi, Tefhim’ul- Kur’an, Haşr-19 tefsiri)

Bu ilahi ikazın “Ardındaki ayette onların cehennemlikler olduğu belirtiliyor. Cennetlik olan inanmışların bunların yolundan başka bir yol izlemeleri gerektiğine dikkat çekiliyor. Cennetliklerin yolu doğal olarak cehennemliklerin yolundan ayrı olmalıdır.

‘Cehennemlikler ile cennetlikler bir olmaz. Cennetlikler kurtulanların kendileridir.” Cennetliklerle cehennemlikler niçin bir olmuyordu? Çünkü;

“Bunlar yapıları ve tutumlarıyla, yolları ve yaşantılarıyla yönelişleri ve hassasiyetleriyle asla bir değildir. Onlar birbirinden ayrı yollardadır. Bir yolda buluşmaları asla mümkün değildir. Çehreleri de bir değil, planları da bir değil, siyasetleri de bir değildir. Ne dünyada ne de ahirette onlar asla bir çizgide yer alamazlar.”

Ve kurtulanlar sadece bu farklılığı imtihan dünyasında yaşantılarıyla, duyarlıklarıyla ve  yönelişleriyle gösterebilenlerdir. Yüce Mevlamız böyle hükmetti:

‘Cennetlikler kurtulanların kendileridir.’ Böylece cennetliklerin akıbetlerini kesin bir şekilde ortaya koyuyor. Cehennemliklerin akıbetini ise sözkonusu yapmıyor, sessiz geçiyor. Onların akıbetleri zaten bellidir. Sonra onlar hiç hükmündedirler. Artık onlardan söz etmeğe değmez!” (Seyyid Kutup, Haşr-20 tefsiri)

Zira“Allah’ı kaybetmiş insan, neyi aramaktadır? Allah’ı aramayan insan, neyi bulacaktır? Kur’an’dan kaçan, hangi kitaba inanacaktır? Peygamberi görmeyen, hangi insanı görecektir? Cennetini elinden kaçırmış olan, Cehennemden başka neyi kazanacaktır?” (Sezai Karakoç, Kıyamet Aşısı / Diriliş yayınları /3.Baskı, s.37)

Süleyman Önsay Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle