• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Süleyman Önsay
Süleyman Önsay
TÜM YAZILARI
28 Ekim 2020

Kimdir ve Nedir?

Peygamber Efendimiz’in dünyayı şereflendirdiği saatlere yaklaşmaktayız. Nasip olursa bugün Mevlid Kandili! Rabbim feyzinden, bereketinden ve rahmetinden gereği gibi yararlananlardan eylesin. Başlıktaki soruların cevaplarını ayet-i celilelerde buluyoruz:

Kimdir?

O (s.a.v.), Allah’ın Resulü’dür. (Fetih Suresi, 29. ayet)

O (s.a.v.), nebilerin sonuncusudur. (Ahzab Suresi . ayet)

O (s.a.v.), alemlere rahmettir. (Enbiya Suresi 106. ayet)

Resul ve nebi sıfatlarının anlamları üzerinde değişik yorumlarda bulunulmuştur. Her ikisi de aynı şahsı ifade etmekte olup Allah cihetinden resul yanı O’nun elçisi; Mü’minler yönünden de nebi yani onlara haber getiren anlamlarına gelmektedir.

Efendimiz’in rahmet olarak gönderilmesi ise kendisine indirilen Kur’an, O’nunla gönderilen din ve O’nun tebliğ ettiği Kur’an ve din ile ilgili anlayış, açıklama ve uygulamalarının tümüdür. Kısaca;

Kitap ve Sünnet’tir.

İslam’ın verdiği her emir, koyduğu her yasak ve belirlediği her ölçü ve sınır, birer rahmet damlacıkları ve hayat kaynağıdır.

Rabbimiz böyle buyurmadı mı?

“Ey inananlar! Hayat verecek şeylere sizi çağırdığı zaman, Allah ve Resulü’ne uyun. Ve bilin ki, Allah kişi ile onun kalbi arasına girer ve siz mutlaka onun huzurunda toplanacaksınız.” (Enfal 8/24)

İnsanlara hayat verecek şey!

 “İnsanlara hayat verecek şey, Allah ve Resulü’nün emir ve yasaklarıdır. Şüphesiz ki O’nun her emrinde bir hikmet ve hayat vardır. Onun için O’ndan gelen her emri kabullenmek ve yerine getirmek gerekir.” ( Diyanet Vakfı Meâli) 

Allah ve Resulü’nün çağrısına cevap vermek ne anlama geliyor?

“Allah ve Resulü’nün çağrısına cevap verme ve gereğini yerine getirme vazi-fesini daha geniş ve genel bir çerçeve içinde anlamak gerekir. Buna göre Hz. Pey-gamber zamanında onun çağrısına uymak, yanında yer almak, emirlerini yerine getirmek nasıl çağrıya uymaksa, ondan sonra gelenlerin, Kur’an ve Sünnet’in buy-ruklarına uyması, buna uygun bir hayat sürmesi de onların çağrısına uymaktır.” (Komisyon, Kur’an Yolu Türkçe Meâl ve Tefsir, DİBY, C. 2, S. 535,536)

Yalnızca Mü’minler için mi?

“Esasen bu çağrıya uymak yalnızca müminlerin değil, bütün insanların faydasına-dır ve  insanlığın meselesidir. Çünkü Allah ve Resulü’nün insanlara öğrettikleri ve hayata geçirilmesini istedikten bilgi, inanç ve uygulamalar insanlara hayat vere-cek mahiyette ve niteliktedir.” (a.e.)

Hayat verme, ihya etme ne demektir?

Burada “hayat vermeyi, ihya etmeyi” en geniş ma-nasıyla almak gerekir. Dinin emirleri sağlıklı yaşamanın kurallarını ihtiva ettiğin-den, insan fıtratına uygun olduğundan, biyolojik mânada hayat vermektedir. 

İnsa-nın ruh ve beden sağlığını tehdit eden stres, yalnızlaşma, ümitsizlik ve çeşitli kor-kuların önemli sebeplerinden birisi insanın madde dünyasında tutuklu kalıp, iman ve maneviyâtın huzur ve rahatlık bahşeden geniş ufkundan mahrum olmasıdır. Al-lah ile beraber olma ve O’nun eşi bulunmaz koruması altında bulunma şuurunun insana verdiği güç, onu, psikolojik olarak canlı tutmakta, ihya etmektedir. 

Dünya-yı bir imtihan yeri olarak gören, burada insanların bazı ödevlerinin bulunduğuna inanan, bu ödevlerin yerine getirilmesi halinde kişinin iki cihanda mutlu olacağına iman eden bir kimseye göre dinin emirleri, hayatın amacını gerçekleştirme çabasında ona rehberlik ederek insanı ihya etmekte, hayatın  boşa gitmemesini sağla-maktadır.” (a.e.)

Güneş ışığı olmaksızın hayat olur mu?

 “Eşya ve nebat için güneşin ışığı neyse, Allah’ın sözü de insan için odur. İnsanlığın gecesini gündüzüne çeviren odur.

Allah’ın sözüyle, kaditleşmiş ruhlara yeniden can vermek, ölmüş insanları diriltmek. Her müslümanın, yani diri insanın işi budur.

Evet, Müslüman, diri insan ve Allah’ın ismi ve sözüyle, ölmüş insanları dirilten insan demektir.

Mezarlardaki ölüleri kaldırmaktan farksızdır hayatta iken ölmüş insanları diriltmek.

Manevi anlamda ölmüş insanlardır bunlar.

İnkarın, reddin, zulmün, şüphe ve tereddüdün kabrinde, kabir azabında kaynamaktadır bunlar.

Aslında ölü olduğu halde, kendini diri sananlar vardır. Yüreklerinde ilahi sözün ateşini ve aydınlığını duymayanlar ölüdürler. Asıl ölüler, mezarlardaki ölüler değil, bu ölülerdir.” (Sezai Karakoç, Kıyamet Aşısı,s.88)

Nedir?

Bu sorunun cevabını da Ahzab Suresi 45 ve 46. ayetlerinden öğreniyoruz: 

O (s.a.v.), Tanıktır!

O (s.a.v.), Müjdecidir!

O (s.a.v.), Uyarıcıdır!

O (s.a.v.), Davetcidir!

O (s.a.v.), Işıktır!

Tabi ki bunların her biri ayrı bir konu başlığı.

Rabbim, cümlemizi Peygamber Efendimizin kimliğini, misyonunu ve vizyonunu layıkıyla kavrayan ve kurtulanlardan eylesin!

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Mustafa

Katil işkenceci SÖMÜRGECİ batıyı ifşa etmemeniz için birileri maddi veya manevi baskımı yapıyor. Medya Hergun bir sayfa da bu zulümleri yayınlamıyor.
  • Yanıtla

Mustafa

Susuzluk ve Orman yangınları. Neden ormanlara yagmur toplama göletleri yapılmaz.          
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23