Umursamamak kimlerin tavrıdır?
Rasûlullah (s.a.v.) Tebûk seferine giderken, yanında münafıklardan bir grup vardı. Onlar şöyle dediler: ‘Şu adama bakın. Şam saraylarını ve kalelerini fethetmek istiyor. Bu, olacak iş mi? Ne kadar uzak!’ Allah, onların bu durumunu Rasûlüne bildirdi. Rasûlullah (s.a.v.) onlara gelerek: ‘Siz şöyle şöyle söylediniz’ dedi. Münafıklar: ‘Ya Rasûlullah! Biz sadece oyun ve eğlenceye dalmıştık’ dediler. Bunun üzerine şu âyet indi: ‘Ya Muhammed! O münafıklara de ki: Allah’ın dini, şeriatı, kitabı ve Resulü ile mi alay ediyorsunuz?’ (Tövbe, 65) Ki bu soru kınama ifade eder.” (M. Ali Es-Sabuni, Safvet’üt Tefasir)
Bundan sonra Yüce Allah onların durumlarını ortaya çıkarıp rezil ederek şöyle buyurdu: “Özür belirtmeyiniz. Siz, imanınızdan sonra küfre saptınız. Sizden bir topluluğu bağışlasak da, bir topluluğunuzu gerçekten suçlu-günahkâr olmaları nedeniyle azablandıracağız.” (Tövbe, 66)
Bu ayet-i celile ile ilgili şu açıklama bizlere münafıkları tanıtmaktadır: “Münafıkların bir kısmı iman ile küfür arasında bocalayan, diğer bir kısmı ise bilinçli olarak ve ısrarla inkarcılığını sürdüren fakat müslümanlara karşı bunu gizlemeye çalışan kişilerdir. İşte 66. âyette, aklını ve iradesini doğru yönde kullanmayı, içindeki hak-bâtıl mücadelesini imanın galibiyetiyle sonuçlandırmayı başaranlara yüce Allah’ın bağış kapısının açık bulunduğu, inkarcılıkta ısrar edenler için ise kötü akıbetin kaçınılmaz olduğu haber verilmektedir.” (Komisyon, Kur’an Yolu Türkçe Meal ve Tefsir)
67. ayet-i celilede ise münafıkların vasıfları gözler önüne serilmektedir: “Münafık erkekler ve münafık kadınlar, bazısı bazısındandır; kötülüğü emrederler, iyilikten alıkoyarlar, ellerini sımsıkı tutarlar. Onlar Allah’ı unuttular, O da onları unuttu. Şüphesiz, münafıklar fıska sapanlardır.” (Tövbe, 67)
Evet, “Münafık erkekler ve münafık kadınlar aynı mayadan ve aynı karakterdendirler. Nerede ve ne zaman olursa olsun münafıklar aynıdır. İşleri ve sözleri değişebilir. Fakat onların karakterleri aynıdır. Tek bir kaynaktan beslenirler. İçleri fenalık dolu. Kalpleri kara, jurnalci, düzenbaz, yüz yüze gelmekten, açık olmaktan çekinen bir karaktere sahip olmaları bunların en belirgin nitelikleridir. Benimsedikleri yaşam tarzı ise, kötülüğü emretmek, iyiliği yasaklamaktır. Cimriliktir. Harcamalarda bulunsalar dahi bu gösteriş için harcamalarıdır. Onlar kötülüğü emrederken, iyiliği yasaklarken bu eylemlerini gizli yaparlar. Bunları yaparken, amaçları hile, tuzak ve kaş-göz hareketleriyle mü’minleri çekiştirmektir. Çünkü onlar bu tür şeylere kendilerini güvenli hissetmedikleri yerlerde açıkça cesaret edemezler. Onlar, ‘Allah’ı unutmuşlardır.’ Onların tüm hesapları ve planları, menfaat hesaplarıdır. Onlar, insanların güçlü olanlarından başka kimseden korkmazlar. Güçlülere boyun eğerler ve onlara yaltaklık ederler. ‘Allah da onları unuttu.’ Artık onların Allah katında bir değeri ve itibarı kalmadı. Onlar, dünyada insanların yanında böyledirler. Ahiret gününde Allah katında da, durumları aynı olacaktır.” (Seyyid Kutub, Fi Zılal’il Kur’an)
Şu tespitler de münafıkların davranışlarını yansıtmaktadır: “Bunlar tüm münafıkların ortak özellikleridir. Hepsi de kötülükle meşgul olur ve iyiye düşmandır. Eğer bir kimse kötülük yapmaya niyetlense, münafıklar tüm sempati, tavsiye, teşvik, iyi dilek, övgü ve onaylarını böyle bir kimseye tahsis ederler. Bu kötülüğün işlenmesinde elbirliği yaparlar, başkalarını da bunda rol almaya ikna ederler ve bu işi yapanı her yönden gösterirler.
Diğer taraftan eğer bir kimse bir iyilik yapmaya niyetlense, bunu duyduklarında şok olurlar, çünkü bu kalblerine acı verir, hatta onlar böyle bir işe niyetlenilmesinden bile hoşlanmazlar. Bir kimsenin bu iyiliğe yardımcı olmak istediğini gördüklerinde çok rahatsız olurlar ve onu vazgeçirtmek için ellerinden geleni yaparlar. Eğer o kimse vazgeçmezse (yardım etmeyi) başaramamasını dilerler.
Tüm münafıkların şu ortak özelliği de vardır: Cimri olsun, cömert olsun hiçbir münafık hayırlı bir gaye için harcama yapmaz. Servetleri ya biriktirip stoklamak ya da kötü yollara harcamak içindir. Aslında münafıklar, kötü yollar için cömertçe büyük miktarlarda paralar harcarlar, fakat hayırlı işler için zerre kadar bile harcama yapmak istemezler.” (Mevdudi, Tefhim’ul Kur’an)
İşte yaşantılarında bu özellikleri sergileyenler için Mevla’nın hükmü şudur:
“‘Münafıklar yoldan çıkmışların ta kendileridirler.’
Onlar, imanın dışına çıkmışlardır. Doğru yoldan sapmışlardır. Yüce Allah, kâfirlerin akıbeti gibi bir akıbeti onlara da haber vermiştir.
‘Allah erkek-kadın bütün münafıklar ile kâfirleri cehennem ateşi ile cezalandıracağına söz vermiştir. Onlar orada ebedi olarak kalacaklardır.’
Orası onlara ve işlemiş oldukları suçlara tam uygun düşmektedir.
‘Allah onları lânetlemiştir.’
Onlar Allah’ın rahmetinden kovulmuşlardır. ‘Onları sürekli bir azap beklemektedir.” (Tövbe, 68) (Seyyid Kutub, Fi Zılal’il Kur’an)


