--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Ümmetin püsküllü baş belası!

Süleyman Önsay
Süleyman Önsay

Geçen hafta Elmalılı merhumdan şu nakli yapmıştık:

Şunu da unutmamak gerekir ki, 

“Allah’tan başkası için kesilen” mutlak şekilde haram idi. Kitap ehli ise görünüşte tevhid (Allah’› bir kabul ettiklerini) iddia ettiklerinden dolayı görünüş durumlarına bakarak kurbanlıklarında Allah’tan başkasının adını ilan etmezler demektir. 

Şu halde bir yahudi veya hıristiyanın kestiğini acaba ne ad ile kesti diye araştırmaya kalkışmayarak ve dış görünüşleriyle yetinerek yemek caizdir. Fakat bir hıristiyanın, mesela bir koyunu keserken veya ava köpeğini salarken “Mesih’in adına” dediğini bizzat duyan bir müslümanın da o koyundan veya avdan yemesi caiz olmaz. Çünkü bunun “Allah’dan başkası için kesilen” olduğu şüphesiz bir şekilde malumu olmuştur. 

Kitap ehlinin dış görünüşüyle yetinmek caiz olunca, müslümanlık iddiasında bulunan herhangi bir kimsenin de dış görünüşüyle yetinmenin caiz olacağında ve dolayısıyla gerek ehl-i sünnet olsun ve gerek olmasın İslâm’a ait mezheplerden hepsinin kurbanlığının helal olduğunda şüphe yoktur. Meğer ki -Allah korusun- dinden dönmüş olsun. Çünkü mürted (dinden dönen), kitap ehline da katılsa kestiği asla yenmez. (Elmalılı M.Hamdi Yazır, Hak Dini Kur’an Dili, 3. Cilt/344)

Elmalılı merhuma ait bu satırlardan sonra da “Peki mürted kimdir, cevabı inşallah haftaya…” demiştik.

Allah (c.c.) kendisine hidayet nasip ettikten sonra imanı bozulduğu için dinden çıkan kimseye mürted denir. İmanı bozulan artık dinden gerisin geri dönmüş olur ki buna da irtidat denir.

Tabii burada “İman bozulur mu?” sorusu akla geliyor.

Evet, tıpkı namaz, abdest, oruç bozulduğu gibi iman da bozulur.

Tıpkı namazı, abdesti, orucu bozan hususlar olduğu gibi imanı bozan durumlar da vardır.

Bunlar nelerdir, dediğimizde maalesef telif edilen ilmihal kitaplarında bunları göremiyoruz.

Ahmet Ziyaüddin Gümüşhanevi (rh.a.) “Ehli Sünnet İtikadı” (Bedir Yayınevi) adlı eserinde bununla ilgili büyük bir bölümde insanı küfre götüren yüzlerce söze yer vererek konunun önemine dikkat çekmiştir. Halbuki o devir irtidatın sadece ferdi planda tek tük mevzu bahis olduğu dönemdir.

Ama gel gelelim İrtidatın devlet ve toplum çapında hem de yoğun bir şekilde yaşandığı son yüz yılda yazılan eserlerin bu konuya itibar etmemeleri çok manidar ve o derecede de düşündürücü ve vahimdir. Bazı cep kitabları dışında ümmetin püsküllü baş belası olan irtidat tehlikesi dikkatlere sunulmamaktadır. Ebu’l Hasan En-Nedvi (rh.a.) şöyle der:

“Bu devirde ümmetin baş belası hem de püsküllü baş belası, İrtidattır. Ne yazık ki karşısında Ebubekir (r.a.) yok!”

Peygamber varisliği sorumluluğunu taşıyan ilim ve irfan ehli uyur/uyuşursa ümmetin arasından Ebubekirlerin çıkması beklenilir mi?  

Evet imanlar “elfazı küfür”le bozulduktan sonra namazlar, abdestler, oruçlar, haclar, zekatlar dört dörtlük olsa ne yazar? Can çıktıktan sonra bedenin gençliği, sağlamlığı, boyu postu neye yarar? 

Şu sese, yapılan ikaza, göz önüne serilen ve ötede bizleri bekleyen sahneye kulak verelim:

İbnu Mes’ud şöyle demiştir: “Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) va’z etmek üzere aramızda doğruldu ve dedi ki:

“Ey insanlar! Sizler (kıyamet günü) Allah’ın yanında yalınayak, çıplak ve kabuklu olarak toplanacaksınız. [Sonra şu ayeti okudu:] “İlk yaratışa nasıl başladı isek, üzerimizde hak bir vaad olarak yine onu iade edeceğiz...” (Enbiya 104). Haberiniz olsun! Kıyamet günü mahlukattan ilk giydirilecek İbrahim aleyhisselam’dır. Haberiniz olsun, o gün ümmetimden bazı kimseler getirilir ve sol tarafa alınırlar. Bunun üzerine ben:

“Ey Rabbim! Bunlar ashabımdır!” derim. Bana:

“Sen bilmiyorsun, bunlar senden sonra neler yaptılar” denilir. Ben salih kul (İsa)’nın dediği gibi diyeceğim:

“Ben içlerinde bulunduğum müddetçe üzerlerinde bir kontrolcü idim. Fakat vakta ki sen beni (içlerinden) aldın, üstlerinde nigehban yalnız sen oldun. (Zaten) sen (her zaman) her şeye hakkıyla şahidsin. Eğer kendilerine azab edersen şüphe yok ki onlar senin kullarındır. Eğer onları affedersen mutlak galib ve yegâne hüküm ve hikmet sahibi olan da hakikaten sensin sen” (Maide 117-118).]

Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) devamla dedi ki:

“Bunun üzerine bana: “Onlar, sen aralarından ayrıldığın günden beri, dinden yüz çevirmeye hiç ara vermediler!” denilecek.

“Ben: “Rahmetten uzak olsunlar, rahmetten uzak olsunlar!” derim.” [Buhârî, Rikak 45, Enbiya 8, 44, Tefsir, Maide 14, 15, Tefsir, Enbiya 2; Müslim, Cennet 57, (2860); Tirmizî, Kıyamet 4, (3329); Nesâî, Cenaiz 118, (4, 114).][114]

Peki bunlar kimlerdir?

1-Bunlar münafık ve mürtedlerdir. Abdest uzuvlarında ve alınlarında beyazlıkla diriltilirler. Aleyhissalâtu vesselâm bunlara bu alâmetleri sebebiyle nida eder. Ancak:

“Bunlar vaadine mazhar olanlardan değiller!” denilir. Bunlar senden sonra dini değiştirdiler. Yani izhar ettikleri İslam üzere ölmediler.”

2- “Bunlar, tevhid üzerine ölen büyük günah sahipleri ve kişiyi dinden çıkarmayan bid’alara düşen ehl-i bid’adır” denmiştir. Bunların alınlarında ve abdest uzuvlarında nur olması da mümkündür. Bunlar, Resulullah zamanında veya ondan sonra da yaşamış olabilirler. Bunları hususi alâmetleriyle tanımış olacaktır. 

İbnu Abdilberr der ki: “Dinde bid’at çıkaranların hepsi havuz’dan kovulacaktır; Haricîler, Rafizîler ve diğer ehl-i heva.” Devamla “Zalimlerin, haksızlıkda ileri gidenlerin, hakkı gizleyenlerin ve kebair işleyerek asi olanların” da bu hükme girdiklerini, bu sayılanların hepsinin, sadedinde olduğumuz hadiste haber verilen azaba maruz kalacaklarından korkulduğunu belirtir. (Prof. Dr. İbrahim Canan, Kütüb-i  Sitte Muhtasarı Tercüme Ve Şerhi, c.14, s.359-361)

Şu ilâhî mesaj hepimiz için çok önemli bir îkazdır:

“Şüphesiz ki, kendilerine doğru yol belli olduktan sonra, arkalarına dönenleri, şeytan sürüklemiş ve kendilerine ümit vermiştir.

Bunun sebebi; onların, Allah’ın indirdiğinden hoşlanmayanlara: Bazı hususlarda size itaat edeceğiz, demeleridir. Oysa Allah, onların gizlediklerini biliyor.  Ya melekler onların yüzlerine ve sırtlarına vurarak canlarını alırken durumları nasıl olacak!

Bunun sebebi, onların Allah’ı gazaplandıran şeylerin ardınca gitmeleri ve O’nu razı edecek şeylerden hoşlanmamalarıdır. Bu yüzden Allah onların işlerini boşa çıkarmıştır.”(Muhammed, 25-28)

 

Süleyman Önsay Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle