--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

ORUCUN ANLAM VE ÖNEMİ

Süleyman Önsay
Süleyman Önsay

Bügün itibari ile “Evveli rahmet, ortası mağfiret, sonu cehennemden kurtuluş” olarak değerlendirilen mübarek ramazan ayına ve onun ana unsurlarından biri olan oruç ibadetine kavuşmuş olacağız. Oruç ibadetinin, ne anlama geldiğinin ve ne önem ifade ettiğinin kavranabilmesi için hiç şüphesiz öncelikle “İslam dini” nin anlam ve kapsamına ve de orucun ondaki yerine, bir kez daha bakmak gerekir.

Hz. Peygamber (s.a.s) şöyle buyurmuştur: 

“İslâm beş temel üzerine kurulmuştur: Allah’tan başka bir ilâh bulunmadığına ve Hz. Muhammed’in Allah’ın elçisi olduğuna şehadet etmek, namaz kılmak, zekât vermek, haccetmek ve Ramazan orucunu tutmaktır” (Buhârî, İman,1, 2; Müslim, İmân, 19-22). Peygamber (s.a.v.) Efendimiz, bu hadis-i şeriflerinde İslâm binasının yani İslâm Dini’nin öngördüğü hayat tarzının beş temele dayandığını belirtmiştir. 

Biliyoruz ki bunların ilki, dinin olmazsa olmazı olan imandır.

 Tevhid İnancı; İslâm Dininin, yani tüm ibadetlerin, emir ve yasaklar zincirinin, ölçü ve değer yargılarının, ahlak ve davranış biçimlerinin ana esasıdır. İman yoksa; Allah adına, İslâm adına yapılan hiçbir şeyin de değer ve önemi yoktur. 

İmandan sonra ana ilke Namaz’dır. Namaz; itaat etmenin temel eğitimidir. Yani Allah’ın tüm emirlerine uymanın ve ölçülerine uygun yaşamanın esasıdır.

Oruç; nefse dur demeyi öğrenerek yasaklardan korunmanın temelidir.

Zekat; dünyaya ve dünyalıklara bakışımızın, onları helal-haram sınırları içinde elde etmenin ve harcamanın mihengidir. 

Hac ise gerekirse Allah için her şeye sırt dönerek O’nun rızası istikametinde ölüme doğru koşmanın; yeryüzündeki tüm Müslümanlarla kardeş olma bilincine ulaşmanın ve ötede mahşer meydanında, ilâhî huzurda kıyama durma atmosferini bugünden teneffüs etmenin temelidir.(1)

Efendimizin yukarıda sunduğumuz ifadelerinde açıkça görülüyor ki İslam’ın beş şartı değil, beş temeli vardır. Allah Resulü İslam’ı bir binaya benzetmişlerdir. Bizlerin ilerden beri yanlış bir şekilde İslam’ın şartları olarak değerlendirdiğimiz hususların, aslında İslam’ın tamamı değil sadece temeli olduğunun altını çizmişlerdir.   

Yüce Yaratıcımızın İslam’ın kitabı olarak indirdiği Kur’an’ın, binlerle ifade edilen sayıdaki ayetlerine ve bunlarda sunulan emirlere, yasaklara, ölçü ve sınırlara baktığımızda, İslam binasını ve onun insanlığa önerdiği hayat tarzını öz olarak şöyle tanımlamak mümkündür:

“İslam: Şehadet ve imanın rükünleriyle ortaya çıkan İNANÇtır.

İslam: Namaz, zekat, oruç ve hac ile ortaya çıkan İBADETtir.

İslam’ın geri kalanı ise bu rükünler üzerine kurulan BİNA’dır. Bu binayı meydana getiren unsurlar, İslam’ın HAYAT SİSTEMLERİ’dir. Siyasî sistem, iktisâdî sistem, ahlâkî sistem, askerî sistem, içtimaî sistem, öğretim sistemi, v.s..

İslam’ın hakimiyetini sağlaması için  ayrıca MÜEYYİDELERi vardır. Bu müeyyideler: Cihad, Ma’rufu emretmek ve münkerden sakındırmakla ortaya çıkar. Fıtrî cezalarla, Allah’ın dünya ve ahirette verdiği Rabbanî cezalar, bu müeyyidelerin dışındadır.

O halde İSLAM: İnanç, İbadet, Hayat Sistemleri ve Müeyyidelerdir.”(2)

Görüyoruz ki;işte bu ayda tutmakla sorumlu olduğumuz oruçlar, bu ilâhî yapının ibadet temellerinden biridir.

“Oruç; nefse dur demeyi öğrenerek yasaklardan korunmanın temelidir” diye tanımladığımız bu ibadetle ilgili olarak Yüce Rabbimiz, “Ey iman edenler! Oruç sizden öncekilere farz kılındığı gibi size de farz kılınmıştır. Umulur ki korunursunuz”(3) buyurarak; tutulacak oruçlarda hedefin “Takva” olduğunu bildirmiştir.   

Evet, unutmayalım ki oruç, nefislere “dur!” diyebilmenin, onların esaretinden kurtulup, onların efendisi olabilmenin eğitimidir. 

Oruç; Allah’ın helâl kıldıklarından uzak durarak, sonsuza değin haram kıldıklarını terk etmenin azmi ve uygulamasıdır. 

İşte oruç, onu tutmakta asıl maksadın, aç susuz kalmak değil, Takva’ya (Yaratıcıya ters düşmekten sakınmaya) ulaşmak olduğunu, bizlere hal lisanıyla böyle hatırlatmaktadır.   

----------------------------

Bk. Said Havva, İslâm, Ankara, c.1, s. 23.- a.g.e.,s.16  Bakara, 183.

Süleyman Önsay Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle