--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Ölene değin kulluk

Süleyman Önsay
Süleyman Önsay

Yüce Rabbimiz buyurdu:

“Ve sana yakîn (ölüm) gelinceye kadar Rabbine ibadet et!” (Hicr, 99)

“Burada ölüm ‘yakîn’ kelimesiyle adlandırılmıştır. Çünkü o yakînen olacak bir olaydır. Bu tefsirin delili Allah Tealâ’nın cehennemliklerden naklettiği şu sözleridir: 

‘Cehennemlikler dediler ki: Biz namaz kılanlardan değildik. Yoksullara bir şey yedirmezdik. Batıla dalanlarla beraber biz de dalardık. Ceza gününü yalanlardık. Ölüm (yakîn) gelene kadar bu halde devam ettik.’ (Müddes-sir, 74/43-47).”(1)

“Taberî’nin aktardığı rivayetler (XIV, 73-75), yakîn kelimesinin daha çok ‘ölüm’ olarak tefsir edildiğini, ayrıca Hz. Peygamber’in de zaman zaman kelimeyi bu anlamda kullandığını göstermektedir.”

Bundan önceki âyette de şöyle buyurulmuştur.

“Ama sen Rabbini hamd ile tesbih et, secde edenlerden ol”! (Hicr, 98)

Bu âyetlerdeki mesajın anlam ve önemi!

Bu âyetlerdeki mesajın anlam ve önemini kavrayabilmek için bu surenin 94-96. âyetlerinin anlam ve kapsamına bakmamız gerekir:

“Sen, sana buyurulanı açıkça duyur, müşriklere aldırış etme!” (94) 

“Allah’ın yanında başka bir tanrı daha edinen o alaycılara karşı biz senin yanındayız. Onlar ileride anlayacaklar!” (95,96) 

“Söyledikleri yüzünden canının sıkıldığını muhakkak ki biliyoruz.” (97). 

Küfrün değişmeyen tavrı!

“Hz. Peygamber’den, putperestlerin inkârcı ve kaba davranışlarına aldırmadan kendisine bildirilen ilâhî gerçekleri savunması, 

İnsanlara duyurması istenmekte; bu arada kendisiyle alay etmeye kalkışanlara karşı Allah’ın yardımına güvenmesi telkin edilmekte; birtakım değersiz nesneleri Allah’a ortak koşacak kadar düşüncesiz olduklarına bakmadan, Hz. Peygamber’le alay etmeye kalkışanların; onun gönlünü inciten, canını sıkanların bu yaptıklarının Allah tarafından bilindiği kendisine hatırlatılarak moralini bozmaması, cesur olması telkin edilmektedir.”

“Başta peygamberler olmak üzere büyük inanç, fikir ve aksiyon adamlarının en önemli özelliklerinden biri, her türlü güçlük, engel ve engellemeye aldırış etmeden, yılmadan temsil ettikleri inancı, düşünceyi, dünya görüşünü azim ve kararlılıkla sürdürmeleridir. Hemen bütün peygamberlerin ve diğer önder şahsiyetlerin, davalarını toplumlara anlatma mücadelesi verirken en sık mâruz kaldıkları karşı davranışlardan biri alay ve hakaret olmuştur. 

Alay etmek, Mekkeli inkârcı ve zalimlerin de Hz. Peygamber’e ve müminlere karşı en sık başvurdukları mücadele yöntemlerinden biri idi. Fakat –bu âyetlerde de görüldüğü gibi– Resûlullah aleyhisselâm, Kur’ân-ı Kerîm’in eğitimi ve irşadı ile iradesini beslemiş; Allah’ın yardımını her zaman yanında hissetmiştir; bu sayede putperestlik, inkârcılık, zulüm, cehalet ve ahlâksızlıktan ibaret olan bir zihniyetin vahyin gerçekleri karşısında yıkılmaya mahkûm olduğuna inancını asla kaybetmemiştir.”

Mü’minlere düşen!

“Hz. Peygamber’e karşı mücadele edenlerin, bütün davranışlarının mahiyetini belirleyen temel inançlarının Allah’a ortak koşmak olduğuna az önce (96. âyet) işaret edilmişti. Şu halde Hz. Peygamber’in ve onun izinde gidenlerin temel inanç ve tutumları da Allah’ı bir bilip O’na kullukta sebat etmek olmalıdır.”

“Kuşkusuz, ‘Allah’ı hamd ile tesbih et!’ buyruğu, hem ‘elhamdülillâh..., sübhânallah...’ gibi güzel sözlerle dilimizi süslemeyi hem bu ifadelerin anlamıyla kalp ve zihnimizi bezemeyi hem de bu inancı hayatımızın belirleyici ilkeleri kılmayı gerektirir. ‘Secde et’ yerine ‘...secde edenlerden ol!’ buyurulması da müslümanların Hak yolunda birlikte davranmalarını, aynı inancı ve dinî davranışı paylaşmalarını ima etmektedir.”

“Kulun Rabbini hamd ile tesbih etmesi, yani O’nu övgüyle anarak her türlü eksiklikten, şanına yaraşmayacak niteliklerden tenzih edip yüceltmesi; Rabbi karşısındaki tevazuunun, O’na karşı duyduğu derin saygının en çarpıcı ifadesi olmak üzere huzurunda secdeye kapanması ve nihayet hayatı boyunca Rabbine bu şekilde kulluğunu sürdürmesi, hem bir kulluk görevi hem bütün kötülere ve kötülüklere karşı Rabbinin yardım ve desteğine liyakat kazanmasının şartı hem de O’ndan gelen yardım ve lütuflar için bir şükür görevidir.” (2)

Kur’ân-ı Kerîm’in eğitimi ve irşadı ile iradelerimizi besleyip, ömür boyu kulluk şuur ve hazzına ulaşabilmemiz niyazıyla…

......................................................

1-Vehbe Zuhayli, et-Tefsirü’l-Münir, Risale Yayınları: 7/292-296.

2-Prof. Dr. Hayrettin Karaman ve Diğerleri, Kur’an Yolu Türkçe Meal ve Tefsir, Ankara 2007, c.III, s. 372-374.

 

Süleyman Önsay Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle