--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Kurban Kesmenin Hayatımızdaki Yeri ve Önemi

Süleyman Önsay
Süleyman Önsay

Kurban Bayramı ve Kurban ibadetinin eda edildiği günlere yaklaşıyoruz. İbadet kavramı ne anlama geliyor ve Kurbanın bunda ki yeri nedir?

“Müslümanın imtihan için geldiği şu dünyada geçireceği hayatın gerektirdiği faaliyetleri (dünyaya ait işleri) de bir mânâda ibadettir; burada ibadetin mânâsı, kulun her bir davranışını Allah’a itaat şuuru içinde, O’nun buna izin verdiğini, razı olduğunu düşünerek, bilerek icra etmesidir. 

Müslümanın bundan başka yine dünya hayatında yerine getirdiği özel mânâda ibadet fiilleri vardır; bunlarda amaç, dünya menfaati değildir, bu özel ibadetler dünya hayatının gerektirdiği fiiller ve davranışlar da değildir;  gaye, bunları Allah’ın istediği, Peygamber’in gösterdiği gibi yaparak Allah’ı hoşnut kılmak, O’nun rızasına nail olmak, nefsi arındırmak ve eğitmek, Hakk’a yakınlık devletini elde etmektir. 

Namaz, oruç, hac, zekat, zikir, Kur’an okuma, sadaka nasıl özel ibadetler ise kurban da böyle bir özel ibadettir. ..

Hz. Peygamber (s.a.) kurban kesmiş, ümmetine de bunu tavsiye etmiştir; bu sebeple kurban, bazı müctehidlere göre vacib (gerekli, olmazsa olmaz), bazılarına göre sünnet bir ibadet olmuştur. 

Hali vakti yerinde olanlar, daha ilmî bir deyişle zekat vermekle yükümlü olacak kadar zengin olanlar, bayram namazından sonra, kurban bayramı günlerinde bu ibadeti yerine getirirler. 

Yine Sevgili Peygamberimizin tavsiye ve örnek uygulamalarına göre birazını yer, birazını ayırır, geri kalanını da Allah rızası için muhtaçlara dağıtırlar (tasadduk ederler). Kurbanın derisi de eti gibi olduğundan ya kullanılmak üzere kesen tarafından alıkonur yahut da tasadduk edilir.” (http://www.hayrettinkaraman.net/yazi/laikduzen/1/0177.htm)

İşte bu nedenle bizler bu günlerde “..kurban keseriz, bayram sabahı bayram namazı kılarız, Arafe günü sabah namazından sonra başlayarak bayramın dördüncü günü ikindi namazı sonuna kadar devam etmek üzere ‘teşrık tekbirleri’ getiririz, yoksullara kurban eti dağıtırız, ölü (mezarlarda) ve diri (evlerde) yakınlarımızı ziyaret ederiz, halleşir, dertleşir, hasret giderir, muhabbeti arttırırız. Günümüzde haberleşme imkanları geliştiği için ziyarete gidemediğimiz yakınlarımızı telefon vb. vasıtalarla arar, hal hatır sorar, bayramlarını tebrik ederiz. 

Bayramda yapılan bu ibadetler ve merasimlerin dindeki yeri (hükmü; farz mı, vacib mi, sünnet mi olduğu) tartışılıyor. Asıl sorulması gereken soru şudur: 

Bunlar terkedilirse ne olur, neleri kaybetmiş oluruz? Bence en önemlisi bir şiarımızı kaybetmiş oluruz; ‘Şiarı kaybetmek caiz midir?’, soru böyle sorulmalıdır.” (http://www.hayrettinkaraman.net/yazi/laikduzen/1/0177.htm)

Şunu da unutmayalım ki “..hiçbir İslam mezhebinde kurban, terkedilmesinde sakınca bulunmayan, yapılması da fazla önemli olmayan bir ibadet değildir;  kurban önemli bir ibadettir, Hz. Peygamber (s.a.) buna önem vermiş ve hayatı boyunca yerine getirmiştir. 

Bir müslüman gerekli ve meşru olmadıkça otu bile koparmaz. Gerekli ve meşru olunca insanı bile öldürür (savaşta düşman öldürülür ve düşman bir insandır). 

Kurban kesmek, başka hikmetleri yanında işte bu şuur ve teslimiyetin de sembolüdür, eğitimidir. 

Şiarlarımızı koruyalım, yoksa bu toz duman içinde her şeyimizi kaybedebiliriz.” (http://www.hayrettinkaraman.net/sc/00068.htm)
Diğer taraftan bu günlere damga vuran tartışma ve itirazlardan biri de “çocuklarımız ve kurban” ibadeti konusudur. Bu hususta şu önemli ikazları da dikkate almayı ihmal etmeyelim. Bakınız şöyle sesleniyor bir yazarımız: “Son dinlediğim bir radyo programında, çocukların kurban kesme ritüelinden uzak tutmayı salık veren bir hekime rastladım. Diyordu ki, 0-7 ile 7-12 yaş kümesine giren çocuklar kurban kesme ritüelinden kesinlikle uzak tutulsun! Çocuk, bir gün önce sevip okşadığı, arkadaş olduğu hayvanın kesildiğini görünce, buna dayanamaz(mış).

Bu yanlış söylemin giderek yaygınlık kazandığını görmek üzücüdür. Aslında, yanlış olan, marazi olan, tam da çocukların sakındırılmak istendiği tablodan uzak tutulmasıdır. Kurban olayının, bizzat bu tavsiye sahipleri tarafından anlaşılamamış olması keyfiyeti, çocukların marazi bir haleti ruhiye içinde büyütülmesine müncer olmaktadır.

Kurban olayının mahiyeti çocuklardan niçin saklanıyor? Niçin saklansın? Asırlar boyu, bu ritüelin anlamını kavramış olarak yetişmiş ve ruhen sapasağlam kalmış insanlar şimdi ne’den sıyanet edilmek isteniyor? 

Çocuk güya hayvanın kesildiğini görünce, insanların ona eziyet ettiğini düşünecek, öyle mi? Fakat olayın mahiyeti bu değil ki! Hayvana eziyet edilmiyor ki! Hayvana eziyet edildiği faraziyesi, olayın mahiyetini kavrayamayan için öyledir. Hayvan, kesilinceye kadar kesileceğini bilmez, kesildikten sonra da kesilmiş olduğunu bilmez. Bu, hayvan olmanın tabiatından neşet eden bir gerçekliktir. Bir TV programında, katılımcılardan biri: ‘Ben, inanıyorum ki, diyordu, hayvan kesileceğini kesinlikle biliyor!’

Hayır, asla! Hayvan, orada, önünde duran bıçağı görmez, gördüğü bıçak, onun zihnine ‘bıçak’ kavramı olarak yansımaz. Öyle olaydı, hayvan kaşığı da bilirdi, bardağı da bilirdi, dolayısıyla insanın bildiği her şeyi onun da bildiğini kabul etmemiz gerekirdi. 

Bizzat ‘kurban’ kelimesinin anlamı insan zihninde karşılık bulur, hayvan zihninde ne kurban, ne namaz, ne oruç, ne tatil, ne de başka herhangi bir kavramın karşılığı vardır. Bu kavramları hayvanın da düşündüğünü, bildiğini farz etmek yanlış bir insanbiçimcilik (antropomorfizm)tir.” (Rasim Özdenören - Yeni Şafak, 18.11.2010)

Sözlerimizi Kurbanla ilgili âyet-i celîle meâlleriyle noktalayalım:

“Ona bunun yerine büyük bir kurbanlık verdik. Çağlar boyu anılmasını sağladık. Selâm olsun İbrahim’e!” (Saffat; 37/105-109)

Süleyman Önsay Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle