Kelime-i Şehadet bir bakış ve anlayış değişimidir!
Bu gerçeği Said Nursi (rh.a.) veciz bir şekilde şöyle dikkatlerimize sunar:
“Evet, mü’min olan kimse, iman ve tevhid iktizasıyla (gereğince), kâinata bir mehd-i uhuvvet (kardeşlik beşiği) nazarıyla baktığı gibi; bütün mahlûkatı, bilhassa insanları, bilhassa İslâmları birbiriyle bağlayan ip de, ancak uhuvvettir. Çünkü, imân bütün mü’minleri bir babanın cenah-ı şefkati altında yaşayan kardeşler gibi kardeş addediyor.” (Mesnevi-i Nuriye-Hubâb)
“Ki yüce Rabbimiz böyle hükmetti: “Bütün müminler ancak kardeştirler.” (Hucurat,10)
Elmalılı merhum bu âyetin açıklamasında “Zira hepsi ebedi hayata sebep olan iman esasında birleşir din kardeşidirler” kaydını düşer. (Elmalılı M.Hamdi Yazır, Hak Dini Kur’an Dili, c.7, s.201)
Mevdudi merhum da “..bu ayet yeryüzündeki tüm müslümanları evrensel bir ailenin bireyleri olarak ilan etmektedir. Bu müslümanlar arasında bulunan kardeşlik öyle bir nimettir ki, hiçbir dinde bir örneği bulunmamaktadır.” (Mevdudi, Tefhim’ul- Kur’an, c.5, s.440 )
Cemil Meriç merhum bu evrensel aile tablosunu şöyle tasvir eder:
Bu ülkenin ırklarını, tek ırk, tek kalp, tek insan haline getiren İslamiyet olmuş. Vahdetlerin en büyüğü, en mukaddesi.
İster siyah derili, ister sarı... inananlar kardeştir. Aynı şeyleri sevmek, aynı şeyler için yaşamak ve ölmek.Türk’ü, Arap’ı, Arnavut’u düğüne koşar gibi gazaya koşturan bir inanç; gazaya, yani irşada. Altı yüzyıl beraber ağlayıp, beraber gülmek. Sonra bu muhteşem rüyayı korkunç bir kabusa kalbeden meşum bir salgın: maddecilik. Tarihin dışına çıkan Anadolu, tarihin ve hayatın. Heyhat, bu çöküşte kıyametlerin ihtişamı da yok, şiirsiz ve şikayetsiz.” (Cemil Meriç)
Peki kardeşlik nedir ve kardeş kimdir?
“Kur’an’da kardeş anlamına gelen ‘ah’ kelimesi ve bunun çoğul biçimleri, hem kan bağından kaynaklanan kardeşliği, hem de inanç ve fikir birlikteliğinden kaynaklanan kardeşliği ifade eder.
İslam, müminlerin kardeşliği sağlamaları durumunda dünyada barışa gidecek yolun açılacağını mesaj vermektedir. İslam’da özelde iman kardeşliği, genelde ise insanların yaratılış kardeşliği söz konusudur.
Hz. Ali’nin ‘İnsanlar, ya dinde kardeşin, ya da hilkatte eşindir.’ (Nehcu’l-Belağa) sözü de bunu ifade etmektedir.
Kur’an, İslam kardeşliğine büyük önem verir ve İslam’da, ‘Allah için sevmek ve Allah’ın dininde kardeş olmak en üstün ibadetlerdendir’ (Gazali, 1982: İhya’u ‘Ulumi’d-Din c. 2).
Kur’an’da, İslam toplumunun inşası, devamı ve huzuru için temel şart kardeşliktir ve ‘Mü’minler ancak kardeştirler’ (Hucurat, 49/10) ayetiyle Müslümanların birbirlerine nasıl bakmaları gerektiği vurgulanmaktadır.
‘Müslüman, Müslüman’ın kardeşidir. Ona zulmetmez, onu yardımsız bırakmaz, ona hor bakmaz.’ (Müslim, Birr, 32)…
Kardeş olmak, civanmertliktir, kendini yok bilmektir, varlığına değil muhatabına anlam yüklemektir. ‘Kardeş kardeşe muavin ve zahîr olur,’ (Lem’alar, 277) onun hatasını gördüğünde onu bırakmaz, ona daha çok sarılır, onu korur, ona şefkatle bakar. Muhabbet gözü ile değerlendirir. O zaman kusur küçülür, şefkat büyür.” (İsmail BERK 06 Şubat 2014-http://www.risalehaber.com/sahi,-biz-kardes-miyiz-15708yy.htm)
Hal böyle iken zarar veren ve hoşa gitmeyen bir davranışı nedeniyle mümine kin ve düşmanlık besleyenlerin durumu nedir?
Cevabı Said Nusi (rh.a.) den alalım:
“Ey mü’mine kin ve düşmanlık besleyen insafsız adam! Sen bir gemi veya bir evde bulunsan, o gemide veya o evde dokuz tane günahsız, bir tane de terörist olsa; o gemi veya o ev bir tane terörist yüzünden batırılmaz ve yakılmaz. Biri bunu yapmaya kalksa onun zalimliğini göklere işittirecek derecede bağırırsın. Hattâ bir tane mâsum, dokuz tane terörist olsa, adalet kanunlarından hiç biri o geminin ve o evin batırılmasına ve yakılmasına izin vermez.
İşte o gemi veya o ev, bir müminin vücudu. Müminin vücudunda iman var, İslamiyet var. Bunlar gibi, dokuz değil, belki yirmi tane güzel, masum sıfat varken, sana zarar veren ve hoşuna gitmeyen câni bir sıfatı yüzünden ona kin ve düşmanlık beslemekle müminin vücudunu manen batırmak ve yakmak, onun yok olmasını istemek alçakça bir davranış ve gaddar bir zulümdür.” (Vehbi KARAKAŞ, 22.02.2014, Orijinali için bkz. Nursî, Said, Mektubat, 22. Mektup, 1. Vecih)
Evet unutmayalım, yüce Rabbimiz böyle hükmetti: “Bütün müminler ancak kardeştirler.” (Hucurat,10)


