Kâinatın kalb sektesi!

28 Haziran 2019 Cuma

Allah (c.c.)’in insanlığa sunduğu İslam’ın tüm versiyonlarında yani Peygamberlerle indirilen bütün kitap ve düzenlemelerinde değişmemiş ve sonsuza değin de değişmeyecek olan ilâhî ilkeler vardır. Bizim genellikle “Amentü” diye bahsettiğimiz bu altı ana esastan biri de “Ahiret Gününe inanmaktır”. 

Ahirete iman; ölüme ve ölüm sonrası kabir hayatına, kıyamete, haşre, hesaba, mizana, sırata, cennet ve cehenneme inanmayı içerir. Görüyoruz ki, bunlardan biri de Yüce Kitabımızın birçok âyetinde önemle ve ısrarla dikkatlerimizin çekildiği Kıyamet gerçeğidir. Bir kez daha insanlığın beklediği bu kaçınılmaz sonucu tanımaya ve buna inanmanın şuuruna ulaşmaya çalışalım. Bir düşünce ve diriliş öncümüz onu tanımlarken; “Sapasağlamken kalp sektesinden ölenler vardır. Kıyamet, bir bakıma, kâinatın kalb sektesidir.” der. (Sezai Karakoç, Kıyamet Aşısı, s.8) 

Bu ansızın vuku bulacak olayın sarsıntısıyla ilgili olarak Yüce Rabbimiz bizlere şu ikazı yapıyor: 

“Ey insanlar! Rabbinize karşı gelmekten sakınınız. Kıyamet sarsıntısı gerçekten büyük bir olaydır.” 

“Onu göreceğiniz gün, her emzikli kadın emzirdiği çocuğu unutacak, her gebe kadın karnındaki çocuğunu düşürecektir ve insanları -sarhoş olmamalarına rağmen- sarhoş gibi göreceksiniz. Çünkü Allah’ın azabı çok zorlu olacak!” (Hac,1-2) 

Bu ilahi buyruklarla ilgili şu açıklamalar çok dikkat çekicidir: 

Bütün insanlara hitap edilerek Tanrı bilincinin canlı tutulması, O’na saygısızlık etmekten sakınılması istenirken Allah’ın “yaratıcılık, yöneticilik, sahiplik ve terbiye edicilik” özelliklerine vurgu yapan Rab ismi kullanılmıştır. Bu çağrının hemen ardından kıyamet ve âhiret gerçeği hatırlatılmış, bu gerçeğin iyi kavranması için de somut bir tasvire yer verilmiştir. Kıyamet sarsıntısının sıradan bir olay olmadığı ifade edildikten sonra herkesin o ana ait sahneleri gözünde canlandırmasına imkân verecek örneklere değinilmektedir: Emzikli kadınların çocuklarını emzirmeyi dahi akıllarından çıkaran bir dehşete kapılmaları, gebe kadınların düşük yapmalarına yol açan bir şok yaşamaları, insanların gerçekte sarhoş olmadıkları halde sarhoş gibi davranmaları veya görünmeleri. İlk iki örnekte “her” kaydının bulunması (“her emzikli kadın”, “her gebe kadın” denmiş olması), üçüncü örnekte de bütün insanları kapsar bir ifade kullanılmış bulunması, bu olayın sıra dışılığını açıkça ortaya koymaktadır. 

(Komisyon, Kur’an Yolu: IV)

Deprem ve tusunami vakalarında görüldüğü üzere ölçülebilen sarsıntılar ve dalgalar karşısında bile adeta küçük dillerini yutan insanoğlu; o gün dağları yün gibi atacak, gökleri erimiş madenler gibi dalgalandıracak, denizleri kaynatıp fışkırttıracak, yıldızları saçıp savuracak, ay ve güneşi karartacak, annelere emzikli yavrularını unutturacak, hamile kadınlara yüklerini düşürttürecek bu dehşet karşısında; acaba hangi  hallere girecek ve bu duruma nasıl tahammül gösterebilecektir? Bu Kıyametin birinci safhası olup, ki buna Neşir de denir. İsrâfil’in (a.s) ikinci sûruyla da insanlık bir daha ölmemek üzere yeniden diriltilecek ve ölümlü dünyanın kaçınılmaz hesabını vererek ya ölümsüz mükâfatını veya Allah cümlemizi korusun sonsuz azabını görecektir. Dünyada ki hayatlarını Kıyamet şuuruyla geçirenler elbette sonsuza değin sürecek olan cehennemin değil cennet yaşantısının sahibi olacaklardır. Burada şu gerçeği bir kez daha hatırlayalım ki bu şuurun yerini hiçbir şey dolduramaz ve hiç bir disiplin insanoğlunu kontrol altında tutamaz. Bir ilim ve düşünce insanımız bu noktayı şöyle vurgular: 

“..dinleri eleştirmeye kalkan bazı akılsızlar, birtakım sistemlerin, düşüncelerin, felsefi rejimlerin, din yerine ikâme olabileceğini iddia ettiler. Bunun olmadığının en iyi örneğini de Rusya Marksizmle verdi. Bir toplumun içindeki insanlara dinden başka bir şeyle bir nizam veremezsiniz. Dinin nizamı içerisinde en önemli faktör mesuliyettir. Eğer bir insan yaşarken, yaşadığından mesul olmadığını düşünürse, o insanın yapamayacağı hıyanet, menfaati için yapamayacağı haysiyetsizlik kalmaz.”(Dr. Haluk Nurbaki, Bilim Açısından İmanın Altı Şartı, 110-111.)  

İşte bunun içindir ki “Öbür dinlerde kıyamet, kâinatın sonuna ait bir bilgi ve haber olmaktan öteye geçmezken,  İslâm’da kıyamet inancı ve duygusu, hayatın içine girer ve bir nevi ‘kıyamet şuuru’ halini alır. Bu şuurla donanmış Müslüman, her saat Yaratıcının karşısına çıkacakmışcasına bir hazırlık içindedir…

Müslüman, Yaratıcıya teslim olmuş kişidir. Her an O’nun kıyametine de kendini teslim etmeye hazır kişi…

Müslüman, vücudunda bir kıyamet taşıyan, ötenin sarsıntısını duymamış kişilere bir kıyamet aşılayan ve onları en şiddetli bir kıyametle sarsan bir kıyamet adamıdır.” (Sezai Karakoç, Kıyamet Aşısı, s.8)

Acı bir şekilde izliyoruz ki bu inancın ve bilincin adamı olamayanlar bugünün dünyasını zulümlerle, haksızlıklarla, katliamlarla, sömürülerle yaşanılmaz bir hale getirmişlerdir. Ama bu zalim, gaddar, kan emici canavarlar, yarın ötede şu ilâhî tablolarda çizilen azabı ve acıları yaşamaktan asla kurtulamayacaklardır:

 “Sanki etrafa yayılmış çekirge sürüsü gibi gözleri düşkün (utançtan yere bakar) bir halde ve davetçiye koşarak kabirlerinden çıkarlar. O esnâda kâfirler,‘Bu çok çetin bir gündür!’ derler.” (Kamer, 7-8)

“O gün kâfir ‘Keşke (insan olacağıma) toprak olsaydım!’ der.” (Nebe’, 40)

 

Günün Özeti

YORUM YAZ

  • Mustafa Mustafa 1 ay önce
    Ahkâf Sûresi / 28.Ayet28. (İşte o zaman,) Allah’ı bırakıp da (akıllarınca Allah yanında) yakınlık sağlamak için edindikleri (uydurma) ilâhlar kendilerine yardım etselerdi ya! Tam aksine (o ilâhlar) bunlardan kaybolup gittiler. İşte bu (ilâh saydıkları) onların yalanları ve uydurdukları şeylerdir.
  • Mustafa Mustafa 1 ay önce
    ALLAH SUBHANEHU VE TEALA RIZASINA UYGUN YAŞADIK MI Kİ....... Câsiye Sûresi / 35.Ayet“Bunun sebebi, Allah’ın âyetlerini eğlence edinmeniz ve dünya hayatının sizi aldatmasıdır.” denilir. Artık bugün, onlar oradan çıkarılmayacak, kendilerinden (tevbe ve itaatle Allah’tan) hoşnutluk dilemeleri istenilmeyecek/kabul edilmeyecektir.
  • Süleyman Sırrı DinçerSüleyman Sırrı Dinçer1 ay önce
    Yüce..Allah(CC)..bizleri..affetsin..nasıl..aymazlık..içerisindeyiz..rabbim..sen..affetmeyi..çok..seversin..Hocam..kaleminize..yüreğinize..sağlık.
  • Mustafa Mustafa 1 ay önce
    Sosyal demokratların bir laiklik ve Kemalizm diye bir dinleri vardı bu dinlerini AKP ellerinden aldı yaranamadı Kemalistlere. Laiklik dininin ibadeti vardı oy kullanıp ibadet ediyorlardı oy kullanmayı hac yapmak kadar önem verdikleri ibadetlerini . Sahiplendi AKP oy kullanma ibadetini de ama gene yaranamadı laiklere. Mekkeli müşrikler Rasulullah sav me teklifle geldiler gel bizi bir yıl senin dininle yönet bir yıl bizim dinimizle yönet. RASULULLAH SAV KABUL ETMEDİ
  • nostaljinostalji1 ay önce
    Erdoğan gidince iktidardan 2-3 yıl sonra Kainat bile rahatlayacaktır,emin olun. Her şey çok güzel olacak en son ......bilmem kaçyıl/yüz hatat bin yıl önce de kainat butip hastalıktan muzdarip idi.
  • ORHAN İNANORHAN İNAN1 ay önce
    ALLAH(CC) RAZI OLSUN.MÜBAREK GÜNE UYGUN VE UYARICI,DÜŞÜNDÜRÜCÜ,KORKUTUCU VE UYANIŞA VESİLE OLACAK BİR YAZI OLMUŞ.ELLERİNİZE SAĞLIK.
  • Evet, bir kalp sektesi!Evet, bir kalp sektesi!1 ay önce
    Süleyman Ateş; "dünya yaradılalı 5 milyar yıl olmuş, Allah onu çok sağlam ve muhkem yaratmış, daha bir 5 milyar daha rahat yaşar!" diyor; evet bir kalp sektesini hesap edemiyor, çünkü cehli kalp seviyesinin üst hizasına çıkmış! İsterse mit tırları hacminde kitap telif etsin, hiç bir şey ifade etmiyor! Bediüzzaman; "Kur' an dünyanın kalbinden çıktığı zaman aklı divane olur, başını gider bir seyyareye çarpar" diyor, mealen! Âlim böyle bakar hadisata!

Günün Özeti