--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

İmanla seçilen hayat programı!

Süleyman Önsay
Süleyman Önsay

“Kelime-i Şehadet bir seçimdir!” tanımından sonra bunun dört ana konuda bir tercih olayı olduğunu nakletmiş ve ilk belirlemenin de “Kelime-i Şehadet, bir inanç seçimidir!” başlığıyla imanda olduğunu ve bununla ilgili çok önemli ve zorunlu bilgileri değişik başlıklar altında sunmuştuk. 

Kelime-i Şehadetle gerçekleştirilen ikinci seçim, müminin yaşayış tarzını yani dinini tercih etmesidir. 

Öncelikle bu bağlamda din kelimesinin anlamını bir kez daha hatırlamamızda fayda vardır.  

Sosyolojide din; “ Yaşam biçimi; hayatın nasıl yönlendirilmesi gerektiği konusunda benimsenen düşünce, inanç, ilke ve değerler bütünü” diye tarif edilmektedir. (Ömer Demir- Mustafa Acar, Sosyal Bilimler Sözlüğü, s.106)

İslam’a göre tanımı:

Din, kısaca kişinin yaratılış amacına uygun bir hayat sürebilmesi ve bu amacı belirli bir disiplin içinde gerçekleştirebilmesi için kendisine yol gösteren kurallar bütününü ifade eder…

Din, irade ve akıl sahibi varlıklar arasında uyuşmazlıkları ve çekişmeleri önleyip uzlaşma sağlayan bir kanundur. Din sadece insanlar arasında değil insanlarla Allah arasında da bir mutabakatı ifade eder. Böylece yaratanın iradesiyle yaratılmışların iradesi arasında bir uyum sağlanmış olur (Elmalılı, II, 1062-1063) (Komisyon, Kur’an Yolu Türkçe Meâl ve Tefsir, Ank. 2006, c.I, s.522, Âl-i İmran 19. Âyet açıklaması)

Daha özlü olarak din; “Allah Teâla’ya ubudiyet tariki [yani kulluk yolu ve yöntemi] demektir. (Ö. N. Bilmen, Huk. İsl. ve Isl. Fıkhiyye Kamusu, c.3, s.335)

Kulların her boyutuyla (kişisel, sosyal, ekonomik, siyasi. Hukuki v.s.) yaşam tarzını belirleyen dinin son versiyonu İslam ve tek yetkili ve sorumlu temsilcisi de Hz. Muhammed (s.a.v.) dir!

“Allah nezdinde hak din İslâm’dır” (Âl-i İmrân 3/19)

İslam, Hz. Âdem’den peygamberlerin sonuncusu Hz. Muhammed’e kadar bütün resûl ve nebîlerin dinidir.

“Peygamberler; babaları bir, anneleri ayrı olan kardeşlerdir. Dinleri de birdir.” (Buhari, Müslim, Ebu Davud)

Ebû Hureyre (r.a.)’dan Rasûlüllah (s.a.v.)’in: 

“Benim misalimle benden önceki diğer peygamberlerin misali köşede bir kerpiçlik yer dışında en güzel ve en iyi şekilde bir ev yapan kimseye benzer. İnsanlar içini dolaşmaya başlayıp bu kimseye hayret ederek: 

‘Şuraya bu kerpiç konulması gerekmez miydi?’ derler ya işte ben o kerpicim, ben peygamberlerin sonuncusuyum (o eksiği ben tamamlıyorum)” diye buyurduğu rivayet edilmiştir.

(Müttefekun aleyh Hadisler, 2005, İst. s.611, No:1531)

Yahudilik ve hıristiyanlık sonradan insanlarca konulmuş isimler olup onların da diğerlerinin de Peygamber’imizle birlikte hükümleri ve işlevleri yitirilmişlerdir.  

Bu konuyla ilgili Din İşleri Yüksek Kurulunun verdiği fetva şudur:

“Hz. Muhammed (s.a.v.) Efendimizin peygamber olarak gönderilmesinden sonra, bütün insanların ve bilhassa Yahudi ve Hıristiyanların kendi dini kitapları gereğince, Hz.Muhammed (s.a.v.)’in peygamberliğini tasdik edip İslâm’ı kabul etmeleri gerekir. Aksi takdirde kendi kitapları ve dinlerini inkâr etmiş olurlar. Bu itibarla, Allah’ın varlığına ve birliğine, Hz. Muhammed (s.a.v.)’in O’nun kulu ve elçisi olduğuna ve Kur’an-ı Kerim’deki bütün esaslara, olduğu gibi iman etmeyen bir kimse İslâm inancına göre cennete giremez.” (dini [email protected])

Dinin anlam ve kapsamı ile ilgili bakış ve görüşler bugünün düzeltilmesi gereken öncelikli bir konum ve öneme sahiptir. Bu hususta ehlince ve erbabınca yapılmış şu tesbit ve değerlendirmeler çok net ve açıktır:

“..ortaya çıkan -Ehl-i sünnete göre- yanlış anlama ve uygulamalar içinden ikisi bugünün önemli ‘İslâmî meseleleri’ arasındadır: 

1. Dinin kapsamı (Müslümanın hayatında dinden bağımsız bir alanın bulunup bulunmadığı) konusundaki yanlış anlayış. 

 2. Tarikat, cemaat, parti gibi oluşumlar ile bunların liderlerine yüklenen yetkiler ve özelliklerle ilgili sapmalar.

İslam’ın değişmez ve bağlayıcı iki kaynağı (Kur’an ve Sünnet) ile ‘dinin dünya ve siyaset işlerinden ayrılması’ bid’atının ortaya çıktığı son iki asra kadar sürüp gelen uygulamaya bakıldığında ortaya çıkan şüphesiz hakikat şudur: 

Müslüman kılık kıyafetinden, tuvalet âdâbından tutun yasama, yargı, yürütme, ekonomi, hukuk, ahlak ve san’ata kadar bütün alanlarda dinin talimatını rehber edinmek durumundadır; onun hayatında dinden bağımsız bir alan yoktur. Mübah (serbest, dinin emir ve yasağı bulunmayan) alan da yine din tarafından belirlenmektedir; Müminin aklına ve arzusuna bırakılmış değildir. Bugün bu ilkeye inanmayan kimseler Ehl-i sünnet dışında kalırlar.  (Sahih İslam (Ehl-i sünnet İslam’ı) –Hayreddin Karaman – 07.04.2014, Yeni Şafak)

Dinin anlam ve kapsamı konusunda Ehl-i Sünnet dışında kalan ve kişiyi sahih İslamdan uzaklaştıran bir anlayış ve çizgiye düşmemek için duyarlı olmak her devirdekinden daha çok önem ve öncelik taşımaktadır.

Yüce Yaratıcımızın İslam’ın kitabı olarak indirdiği Kur’an’ın binlerle ifade edilen sayıdaki ayetlerine ve bunların sunduğu emirlere, yasaklara, ölçü ve sınırlamalara ve tüm insanlık için örnek tip, idol olarak görevlendirilen Peygamber Efendimizin sünnetine/uygulamsına bakıldığında İslam binasını ve onun insanlığa sunduğu hayat tarzını şöyle tanımlamak mümkündür:

“İslam: Şehadet ve imanın rükünleriyle ortaya çıkan İNANÇ’tır.

İslam: Namaz, zekat, oruç ve hac ile ortaya çıkan İBADET’tir.

İslam’ın geri kalanı ise bu rükünler üzerine kurulan BİNAdır. Bu binayı meydana getiren unsurlar, İslam’ın HAYAT SİSTEMLERİ’dir. Siyasî sistem, iktisâdî sistem, ahlâkî sistem, askerî sistem, içtimaî sistem, öğretim sistemi, v.s..

İslam’ın hakimiyetini sağlaması için ayrıca MÜEYYİDELER’i vardır. 

Bu müeyyideler: Cihad, Ma’rufu emretmek ve münkerden sakındırmakla ortaya çıkar. Fıtrî cezalarla, Allah’ın dünya ve ahirette verdiği Rabbanî cezalar, bu müeyyidelerin dışındadır.

O halde İSLAM: İnanç, ibadet, hayat sistemleri ve müeyyidelerdir.” (Bk. Said Havva, İslâm, Ankara, c.1, s. 23)

M.Sâmi.Ramazanoğlu (rh.a.) in Adab eserinin giriş bölümünde İslam şöyle tanımlanmaktadır:

“İslâm: 

Hak ve hakikat imanı;

Saadet ve selâmet ilmi;

Fert, cemiyet, hukuk ve ahlak nizamı;

İktisad, sıhhat ve san’at düzeni;

Huzur ve Beka duygusudur”

 

Süleyman Önsay Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle