İbrahimî din sadece İslam’dır!
Dinler arası Diyalog’un hedefine ulaşması adına ortaya atılan proje ve sloganlardan biri de “İbrahimi Dinler” kavramıdır. Bu ise bir hezeyandan ve Allah’a karşı adeta bir dikleşmekden yani küfürden öte bir anlam ifade etmez. Önce Dinlerarası Diyalog tuzağının özünü ve hedefini sahiplerinden bir öğrenelim:
II. Paul’ün 1991 yılında ilan ettiği Redemptoris Missio (Kurtarıcı Misyon) isimli genelgesinde aynen şöyle diyordu: “Dinlerarası diyalog, Kilise’nin bütün insanları Kilise’ye döndürme amaçlı misyonunun bir parçasıdır… Bu misyon aslında Mesih’i ve İncil’i bilmeyenlere ve diğer dinlere mensup olanlara yöneliktir.”
Papa’yı ziyaretinde Fetullah Gülen de bu konuyu vurgulamıştır: “Papa 6. Paul Cenapları tarafından başlatılan ve devam etmekte olan Dinlerarası Diyalog İçin Papalık Konseyi (PCID) misyonunun bir parçası olmak üzere burada bulunuyoruz. Bu misyonun tahakkuk edişini görmeyi arzu ediyoruz.” (F. Gülen’in Papa’ya mektubundan, Zaman, 10.2.1998)
Nihai hedeflerini de Papa II. Paul’un 2000 yılı mesajında şöyle bildiriyordu: “Birinci bin yılda Avrupa Hıristiyanlaştırıldı. İkinci bin yılda Amerika ve Afrika Hıristiyanlaştırıldı. Üçüncü bin yılda ise Asya’yı Hıristiyanlaştıralım.”
Bunu sağlamak için de, “Benim dinim son dindir, diğerleri yanlıştır” inancından vazgeçirmeği prensip edindiler. “Dinlerarası diyaloğun “mimarlarından M. Watt, “Modern Dünyada İslam Vahyi” adlı çalışmasında bunu açıkça yazmaktadır.
Watt’a göre diyaloğun şartı, “Benim dinim son dindir” inancından vazgeçmektir: “Dinlerin karşılaştırılması, yani üstünlük ve aşağılık açısından herhangi bir değerlendirmeye gitmemektir. Objektif anlamda geçerli olmadığı için gerçek diyalog anlayışı, bu çeşit karşılaştırmalardan vazgeçmeyi icap ettirir. Taraflardan biri ‘Benim dinim son dindir’ derse bu olmaz; çünkü buradaki ‘son’ kelimesi diğer dinlerden üstün olma veya diğer dinleri geçersiz kılma anlamlarına gelir. Bunun için, benim dinim diğerlerinkinden daha üstündür inancının terk edilmesi gerekir.” (www.ihvanlar.net- http://www.ihvanlar.net/2013/07/16/diyalogu-kim-baslatti-diyalogun-hedefi-nedir/Dinlerarası diyalog Nedir?)
İşte “İbrahimi Dinler” kavramı; “Benim dinim son dindir” ve “benim dinim diğerlerinkinden daha üstündür inancının terk edilmesi gerekir” şartının uygulanmasının bir adımı olarak atılan bir algı operasyonudur.
Bu kavramın hükmü ise haşa Allah’ı yalanlamaya yeltenmek olduğu için küfürdür. Zira Rabbimiz kesin ve net olarak bildirdi: “İbrahim, ne Yahudi idi, ne de Hıristiyan. Fakat o, hanif (Allah’ı bir tanıyan, hakka yönelen) bir Müslümandı. Allah’a ortak koşanlardan da değildi.” (Âl-i İmran 67)
Rabbimiz “İbrahimi Dinler” safsatasıyla kendilerini Hz. İbrahim (a.s.)’a nisbet eden Yahudilere, Hıristiyanlara ve onların dümen suyuna şuursuzca kapılanlara şu soruları yöneltiyor:
“Yoksa siz, İbrahim, İsmail, İshak, Ya’kub ve esbâtın Yahudi, yahut Hıristiyan olduklarını mı söylüyorsunuz? De ki: Siz mi daha iyi bilirsiniz, yoksa Allah mı? Allah tarafından kendisine (bildirilmiş) bir şahitliği gizleyenden daha zalim kim olabilir? Allah yaptıklarınızdan gafil değildir.” (Bakara, 140)
“Yoksa Ya’kub’a ölüm geldiği zaman siz orada mı idiniz? O zaman (Ya’kub) oğullarına: Benden sonra kime kulluk edeceksiniz? demişti. Onlar: Senin ve ataların İbrahim, İsmail ve İshak’ın ilâhı olan tek Allah’a kulluk edeceğiz; biz ancak O’na teslim olmuşuzdur, dediler.” (Bakara, 133)
Evet İbrahim (a.s.) ve Yakup (a.s.) Yahudiliği ve Hıristiyanlığı değil tam tersine İslam’ı tavsiye etmiş ve miras bırakmışlardı:
“Bunu İbrahim de kendi oğullarına vasiyet etti, Ya’kub da, ‘Oğullarım! Allah sizin için bu dini (İslâm’ı) seçti. O halde sadece Müslümanlar olarak ölünüz’ (dediler).” (Bakara, 132)
Peki öyleyse Yahudilik ve Hıristiyanlık da neyin nesi oluyordu? Cevap şu satırlarda:
“Yahudilik özel âyinleri ve düzenlemeleri ile M.Ö. 4. asırda şekillenmiştir. Hıristiyanlık Hz. Îsâ’nın dünyadan ayrılıp göğe yükseltilmesinden çok sonra şekillenmiştir. Dolayısıyla bu tarihlerden önce yaşamış olan peygamberlerin, tarihî olarak bu dinlere mensup olmaları mümkün değildir. Hal böyle olunca Kur’ân, Allah nezdinde makbul olmak için, Allah’ın bütün peygamberleri tarafından bildirilen ve bütün çağlarda yaşayan iyi insanların uyduğu evrensel yolu kabul etmelerinin gerekli olduğunu vurguluyor.” (Suat Yıldırım Meali)
Rabbimizin bütün bu ikazlarına rağmen tek İbrahimi Din olan İslamın’ın yanına Yahudiliği ve Hıristiyanlığı koyarak, “İbrahimi Dinler’den dem vurmak ne derin bir aymazlık, ne vahim bir gaflet, ne korkunç bir cinayet ve ne sinsi bir ihanettir!
Şu haber spotundaki şok itiraflar tüm müminlerin en başta da onların yönlendiricisi yazar, çizer, yayıncı ve akademisyenlerin akıllarını başlarına: imanlarının nurunu da önlerine almaları için sanırız yeterli olur:
AA’nın Washington mahreçli ve 23 Eylül 2003 tarihli haberi özetle şöyle: “CIA ve ABD Federal Soruşturma Bürosu FBI hakkında yazdığı kitaplarla tanınan Ronald Kessler, ‘CIA Savaşta’ (The CIA at War) adlı kitabında, CIA Direktörü George Tenet ve diğer üst düzey CIA yetkilileriyle yaptığı görüşmelere de yer verdi.
‘İslam’da, öteki dinlerde olduğu gibi ruhban sınıfı olmadığı için herhangi bir kişi kendini dini lider olarak adlandırabilir. Bu yüzden CIA, bazı din adamlarını para ile satın aldığı gibi, sahte dini liderler de çıkarttı’ ifadelerinin yer aldığı kitapta, CIA’nin, kendilerini din adamı olarak tanıtan ve Müslüman olmayanlar hakkında daha yumuşak dini mesajlar verecek görevlileri işe aldığı ifade edildi.
Bir CIA kaynağının, ‘Radyo istasyonlarının yönetimini devralıyor ve din adamlarını destekliyoruz. Propagandaya geri dönüş. Ilımlı Müslümanlar çıkarıyoruz’ şeklindeki sözlerine yer verdi. Bu yönde fetvalar veya dini yazılar yayınlamaları için din adamlarına para verildiği de bildirildi.” (http://www.ihvanlar.net/2013/07/16/diyalogu-kim-baslatti-diyalogun-hedefi-nedir/Dinlerarası diyalog nedir?)
Ne diyelim, söz konusu Allah’ın hükmü ise gerisi tezvirattır yani zırvalamaktır.


