--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Hesaba çekilmeden önce...

Süleyman Önsay
Süleyman Önsay

Zaman tüm dilimleriyle ve en küçük birimleriyle kutsaldır. Şairin,

“Nur topu günlerin kanına girdim

Kudsî emaneti yedim, bitirdim. (1) 

diyerek hayıflandığı gibi VAKİT nimeti; insanoğluna sunulmuş en değerli lütuf ve en mukaddes bir emanettir. Her biri ayrı bir kudsiyet taşıyan zaman bölümleri içinde, Ramazan Ayını farklı kılan ve ona ayların sultanı unvanını kazandıran özellik ise şu âyette dikkatlere sunulmuştur: 

“Ramazan ayı, insanlara yol gösterici, doğrunun ve doğruyu eğriden ayırmanın açık delilleri olarak Kur’an’ın indirildiği aydır.” (2)

Elmalılı merhum ramazanın ne anlama geldiğini ve bu aya niçin ramazan ismi verildiğini açıklarken şöyle der; “Ramazan...kızgın yerde yalınayak yürümekle yanmak demektir…bu ayda açlık, susuzluk hararetinden ızdırap çekilir. Veyahud hararet-i sıyam ile günahlar yakılır.” (3)

Ramazan Ayı Nedir ve
Ne Değildir? 

Öncelikle ne olmadığını bugünkü genel bakış ve değerlendirişi dikkate alarak kısaca değinelim:

1-Ramazan ayı, onbir ay Mevlâyı ve O’na kulluğu, emirlerine uymayı ve yasaklarından korunmayı, tayin ettiği istikamette ve çizdiği sınırlar içinde yaşamayı unutup da bu ay gelince tekrar hatırlama mevsimi değildir.

2-Ramazan ayı, aç kalma ve açları doyurma dönemi de değildir. Zira, ne oruç sadece aç-susuz kalmaktan ibarettir ve ne de açları doyurmak, muhtaçlara yardım ellerini uzatmak; yalnız bu ayla ilgili bir sorumluluktur.

3- Hele hele ramazan ayı, bir festival ve eğlence sezonu hiç mi hiç değildir.

“Karagöz seyri değil, göz yaşı dökme ayı;

‘Bilinmez’i bilirler bilseler ağlamayı…”(4)

Peki Nedir Ramazan Ayı?

Ramazan ayının ne anlama geldiği ve onu nasıl değerlendirmemiz gerektiği hususunda ilk önemli nokta ramazanın mukabele ayı olmasıdır. Ancak bu mukabele, yüzleşme sadece O’nu lafzen okumak veya okunanları dinlemekten ibaret değildir. Bunlardan da öte O’nun lafızlarının bizlere sunduğu ilkeler, ölçüler, sınırlar ve uyarılarla kendimizi, yaşantımızı gözden geçirip muhasebemizi yapmak ve ömür sermayemizin envanterini çıkarmaktır.  

l Kur’an’la aramız nasıldır?

l O’nunla iç içe mi yaşıyoruz, yoksa engeller mi var?

l O’nu hareket ve davranışlarımızla mı sergiliyoruz yoksa sadece dışı kadifeli işlemeli bohçalarda, vitrin gibi süslenmiş büfelerimizde, uğurladığımız kızlarımızın çeyizlerinin içinde mi hapsediyoruz?

l O’nunla hayatımızın gidişatına yön veriyor muyuz?

l O’nunla evimizi, aile fertlerimizi yönetiyor muyuz?

l Alışverişimizde O’nun ilke ve ölçülerini konuşturuyor muyuz?

l Eğitim ve öğretimimizde O’na söz hakkı veriyor muyuz?

l Tartışma ve anlaşmazlıklarımızda O’nu hakem tanıyıp çıkan kararlara boyun eğiyor muyuz?

l Tek kelimeyle beşikten mezara kadar O’nu yaşantımızda baş tacı ediyor muyuz?(5) İşte size bir Ramazan Ayı Muhasebesi örneği. 

“Hesaba çekilmeden önce muhasebenizi yapın!” düsturuna uygun davranabilmek ve nice ramazanlara ulaşabilmek niyazıyla tekrar buluşmak üzere…

-------------------------------------------------

1- N.Fazıl Kısakürek,Çile,1991,s.269.

2-Bakara Sûresi,185, TDV,Meâl,s.27.

3-Elmalılı M.Hamdi Yazır, Hak Dini Kur’an Dili, İst.1935, c.1,s.643.

4-N.F.Kısakürek,a.g.e, s.328.

5-Bk. Ribat Dergisi, Sayı:8, s.1

 

Süleyman Önsay Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle