• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Süleyman Önsay
Süleyman Önsay
TÜM YAZILARI
01 Şubat 2019

Hayırlı eş olabilmek!

Şair’in “O, Allah’ın, emriyle Kâinat Efendisi-Varlığın Tacı, varlık nurunun ta kendisi...”(N.F.Kısakürek, Çile, s.256) diyerek nitelendirmeye çalıştığı Hz. Muhammed (s.a.s.); sizin “Hayırlınız, aile fertlerine hayırlı olandır. Ailesine en hayırlı olanınız benim.” (Prof. Dr. M.Yaşar Kandemir ve diğerleri, Riyâzü’s Sâlihîn Tercüme ve Şerhi, Erkam Yayınları, c.II, s.331) buyurarak kendi aile hayatının özünü ve belirgin özelliğini bizlere bildirmiştir. Birçok hadis-i şerifinde de aile fertlerine hayırlı olmanın ve hayırlı bir yuva kurmanın temel ilkelerinin altını çizmiştir. 

Biz bugün bunlardan bazılarını açıklamalarıyla birlikte sizlere sunmaya çalışacağız. Peygamberimiz, hem ailenin olmazsa olmaz unsuru hem de insanın anası olan kadın hususunda dikkatlerimizi çekerek şöyle buyurdular: 

“Kadın kaburga kemiği gibidir. Onu doğrultmaya kalkarsan kırarsın..”..

Şunu kesinkes bilelim ki bu hadis-i şeriflerinde Efendimiz “..bize kadının yaratılışına dair biyolojik bilgi vermek istememiştir. Bize kadınla nasıl geçinmek gerektiğini anlatmıştır. Dövmekle, sövmekle kadını arzu edilen şekle koymanın mümkün olmayacağını belirtmiştir. Hiddet ve şiddet yerine, ülfet ve şefkat yolunu tutmayı tavsiye etmiştir. Kadına ancak bu yolla yaklaşmanın ve ona tesir etmenin mümkün olabileceğini ifade etmiştir. Aile yuvasının huzuru, ailedeki fertlerin saâdeti için tutulacak yol budur.”(A.e. s.318) 

Diğer taraftan yine Peygamberimiz kadına kusurlarından dolayı kin duymayı da men etmiş ve şu tavsiyede bulunmuşlardır:

“Bir kimse karısına kin beslemesin. Onun bir huyunu beğenmezse, bir başka huyunu beğenir.” 

Resulullah (s.a.s.) bu sözlerinde bizlere şu gerçeği hatırlatıyor: 

“Dünyada kusursuz insan yoktur. Her insanın mutlaka birçok kusuru vardır. ‘Kusursuz dost arayan dostsuz kalır’ atasözü bu gerçeği dile getirmektedir... İşte bu sebeple insan, bazı davranışlarını beğenmediği için karısına haksızlık etmemelidir. Onun beğendiği yanlarını hesaba katmalı, iyi taraflarını görmeye çalışmalıdır. Meselâ şöyle düşünmelidir:

Karım biraz hırçın ama doğrusu dindar kadındır.

O kadar güzel değil ama namuslu kadındır.

Benim istediğim kadar becerikli değil ama güzel kadındır.

Meseleye bir de kadın yönünden bakalım. Aynı gerekçeler şüphesiz kadın için de geçerlidir. O da durup dururken kocasını küçümsemeye kalkmamalıdır. Beğendiği bir kimsenin meziyetlerini eşinde görememek, ona kocasını beğenmeme hakkını vermez. Çünkü Allah Teâlâ insanları yaratırken her birine değişik özellikler vermiştir. Bazılarına da bizim bilemediğimiz sebeplerle, birkaç özellik birden lütfetmiştir. O’nun her işinde bir hikmet bulunduğu şüphesizdir. Bize düşen O’nun adaletine inanmak, hiçbir kuluna haksızlık etmeyeceğini kesinlikle bilmektir.” (A.e. s.324)

Yine Peygamber Efendimiz “Mü’minlerin îmân bakımından en mükemmeli, huyu en iyi olanıdır. Hayırlınız, kadınlarına karşı hayırlı olanlardır” buyurmuşlardır. O’nun “..hanımlarına karşı davranışlarını göz önünde bulundurarak, hayırlı bir insanın evinde nasıl davranması gerektiğini şöyle özetleyebiliriz: 

1- Bir koca, hanımına duyduğu sevgiyi zaman zaman dile getirmeli, ona yapmayı düşündüğü iyiliklerden söz etmelidir.

2- Eski yeni bir takım meseleleri sohbet konusu yapmalı; gördüğü, duyduğu, okuduğu faydalı bilgileri hanımına anlatmalıdır.

3- Zaman zaman şakalar yapmalı, mizâhî konulara yer vermeli, evin içinde samimi bir hava meydana getirmelidir.

Peygamber Efendimiz hayatının muhtelif dönemlerinde Hz. Âişe ile koşular yapmıştır. Bu yarışlarda ilk zamanlar Efendimiz’i geçen Âişe annemiz, daha sonraları kilo aldığı için Efendimiz onu geçmiş ve ‘Bu, o yarışın rövanşıdır’ diye şaka yapmıştır.” (A.e. s.332)

“Kadınlarla iyi geçinin.” (Nisâ, 4/19) ilâhi düsturunca, Peygamberinin izinde ehline hayırlı olanlara ve hayırlı yuvalara ulaşanlara ne mutlu!

Bu mutluluğa ulaşma noktasında örneklik bir olayı naklederek hutbemizi noktalayalım:

“Hz. Ömer’in hilâfeti zamanında bir adam, davranışlarını beğenmediği karısını şikâyet etmek üzere halifenin evine gelir. Kapının önüne oturur ve Hz. Ömer’in çıkmasını bekler. Derken içerden bir gürültü kopar. Hz. Ömer’in hanımı koca halifeye bağırıp çağırmakta ve fakat Hz. Ömer ağzını açıp da karısına tek kelime söylememektedir. Bu hâli gören kapıdaki zavallı boynunu bükerek: 

‘Bütün şiddetine ve sertliğine rağmen, üstelik mü’minlerin emiri iken Ömer’in hâli böyle olursa, benim derdime nasıl çâre bulabilir’ diye düşünür ve kalkıp giderken Hz. Ömer dışarı çıkar. Adamın arkasından:

-Hayrola, derdin neydi? diye seslenir. Adam da derki:

-Ey mü’minlerin emiri! Karımın kötü huylarını ve bana olan saygısızlığını şikâyet etmek üzere gelmiştim. Senin karının da sana karşı olmadık sözler söylediğini duyunca vazgeçip geri döndüm ve kendi kendime: Mü’minlerin emiri karısıyla böyle olunca, benim derdime nasıl devâ bulacak? dedim.

O zaman Hz. Ömer adama şunları söyledi:

-Kardeşim, karımın benim üzerimdeki hakları sebebiyle ona katlanmaya çalışıyorum. Zira o benim hem aşçım, hem fırıncım, hem çamaşırcım, hem de çocuklarımın süt annesidir. Halbuki o bütün bunları yapmak zorunda değildir. Üstelik gönlümün harama meyletmesine engel olan da odur. Bu sebeple onun yaptıklarına katlanıyorum. Bu sözleri duyan adam:

-Ey mü’minlerin emiri! Benim karım da aynen öyle, dedi.

Bunun üzerine Hz. Ömer adamı:

-Haydi kardeşim, karına katlanmaya bak! Hayat dediğin göz açıp kapayana kadar geçiyor! diye teselli etti.” (Zehebî, el-Kebâir, s.179) ( Prof. Dr. M.Yaşar Kandemir, a.g.e., c.II, s.334 )

 

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23