--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Haçlılar mı tehlikeli değil?

Süleyman Önsay
Süleyman Önsay

Çağdaş haçlı ruhun planladığı “Ilımlı İslam” projesinin taşeronu, son algı ihanetlerinden birinde şunları kusar:

“Haçlının ülkenizi işgal etmesi çok tehlikeli değildir. Çünkü sizinle onlar arasında kırmızı çizgiler vardır. Bir kere onlar sizin kadınınıza kızınıza ilişmezler. Mabedinize ilişmezler. İlişmemiş Haçlılar.” (F. Gülen, http://www.kanalahaber.com/haber/gundem/gulen-haclilarin-ulkenizi-isgal-etmesi-kotu-bir-sey-degildir-317666/)   

Biz bugün, ilahi mesajlarla ve tarihi gerçeklerle asla bağdaşmayan bu aşağılık zırvaya karşı, “Batı uygarlığının, sonuç itibariyle, nasıl bir devasa cinayet şebekesi gibi çalıştığını gözler önüne seren üç Batılı aydından ve düşünürden..” yapılan alıntıları sizlerle paylaşacağız.

Ancak önce ilahi düsturlardan  sadece birini bir hatırlayalım: 

“Ey iman edenler! Yahudi ve hıristiyanları dost edinmeyin. Onlar birbirlerinin dostudurlar. Sizden kim onları dost edinirse, o onlardandır.” (Mâide: 51)

İşte Batı zihniyetini bizlere tanıtan Batılı aydın ve düşünürlerden bazılarının sözleri. Bunlardan ilki yeryüzündeki tüm olumsuzlukların kaynağı olarak şöyle diyor: 

“Dünya çapında girişilen kültür katliamı, önce kapitalist, sonra ‘sosyalist’ sömürü ve nihayet Avrupa’yı da tehdit etmeye başlamış bulunan emperyalizm, bunların hepsi dünyaya Avrupa’dan yayılan düşünceler ve çılgınlıklardır.” (Yusuf Kaplan, Yeni Şafak, 14.02.2006/Nakl.Edgar Morin, Avrupa’yı Düşünmek, s. 130-131) 

Bir diğer aydın, İslam’ın hakim olduğu dönemlerle Batı egemenliğinin hüküm sürdüğü dönemleri kıyaslarken şu gerçeklerin altını çiziyor:

“Müslümanlar, diğer dinlere karşı hoşgörülü davranmışlardır. Hıristiyanlarsa, öğüt vermek ve öğrenmekten başka bir şeyle emredilmedikleri halde, hatırlanamayacak kadar eski zamanlardan beri kendi dinlerinden olmayanları, ateşle, kılıçla ortadan kaldırmışlardır. Eğer Arapların ve Türklerin yerine Asya’ya egemenliği Hıristiyanlar ele geçirmiş olsalardı, Yunan Kilisesi’nden tek bir iz bırakmaz, bir zamanlar bu kıtada yaşayan Hıristiyanlara hoşgörüyle davranan Müslümanlara göz açtırmazlardı.” 

Bu satırların sahibi Batılı aydın sonra da sözlerini şu hükümle sürdürüyor: “Biz (Hıristiyanlar), insan türünü katletme, canına okuma, kökünü kazıma sanatında diğerlerinden çok daha deneyimli olmanın tartışılmaz üstünlüğüne sahibiz.” (a.g.m.-Bayle, Dictionary, Mahomet maddesi.) 

Bir başkası da Hıristiyanlığın ve onun yansıması olan Batı uygarlığının tarihî değerlendirmesi ile ilgili şu çarpıcı gerçeklerin altını çiziyor:

“Bazı Hıristiyanlar, Hıristiyanlığın kılıçla yerleştirilmediğini ileri sürüyorlar; bunlar hangi dönemden söz ediyorlar? On iki adamın kılıçla yola çıkmaları elbette imkânsızdı. Güçsüzdüler; fakat Hıristiyanlığın allameleri, ne zaman ki kılıç kuşanabilecek güce ulaştılar, o zaman kılıç da kullandılar, kazık da kullandılar, mızrak da… 

 Hıristiyanlık, temel olarak kendisini İncil’e dayandırmıştır; İncil’se kılıçla yerleştirilmiştir, hem de kılıcın en keskin tarafıyla, korku salarak değil, insanların kökünü kazıyarak. Yahudiler, kimseyi Yahudileştirmezler, ama sağ da bırakmazlardı.” (a.g.m.-Thomas Paine, The Age of Reason, s. 161) 

Söz buraya gelmişken Batının uyguladığı ve Papalığın duyarsız kaldığı vahşetlerle ilgili, şu değerlendirmelerini hatırlamamak mümkün değil: 

“Müslüman soykırımı kavramını artık çok tartışacağız. ABD önderliğindeki ‘İslamla küresel mücadele’ sürdükçe, yüzyıllardır devam eden bir süreci tekrar hatırlayacağız ve ‘soykırım’ ‘insanlık suçu’ kavramları çerçevesinde çok örnekle karşılaşacağız. 

- Cengiz Han’ın öldürdüğü 1 milyon Müslüman, 

- İspanyol Haçlıları’nın Latin Amerika’da öldürdüğü binlerce Müslüman (İspanya’daki korkunç Endülüs soykırımı) 

- Osmanlı’nın çöküş döneminde katledilen yüz binlerce Müslüman,

- Avrupalı sömürgecilerin 1. ve 2. Dünya Savaşı sırasında öldürdüğü 3 milyon Müslüman, 

- Çarlık Rusyası’nın öldürdüğü 5 milyon Müslüman, 

- Komünist Rusya’nın öldürdüğü 1 milyon Müslüman, 

- Güney ve Doğu Asya’da 2. Dünya Savaşı’ndan beri katledilen 2 milyon Müslüman, 

- Keşmir’de öldürülen yarım milyon insan, 

- 1990’larda Bosna’da öldürülen yaklaşık yarım milyon Müslüman,

- Öldürülen ve sürgün edilen 5 milyon Filistinli, 

- Afganistan işgalinde ölen milyonlarca insan, 

- 1099’da Haçlıların Kudüs’ü işgali sırasında sadece Ömer Camii ve çevresinde öldürülen 70 bin Müslüman kadın ve çocuk…

Bugüne gelelim... Bosna’da 300 bin Müslüman öldürüldü, 50 bin kadına tecavüz edildi, bin cami yıkıldı. Sadece Srebrenica’da BM gözetiminde 7 bin kişi katledildi. 

Irak’ta Birinci Körfez Savaşı ve sonraki on yılda 1.2 milyon insan öldü. 500 bini çocuk! Ya Eylül 2001’den sonra ne oldu? Beş yıl içinde kaç Müslüman öldü, kaç kişi işkenceden geçirildi, kaç kadına tecavüz edildi, kaç çocuk hayatını kaybetti? Irak’ta 150 bin civarında insan öldü. ABD ve İngiliz askerleri yüz bin sivili öldürdü. Sadece Felluce’de on binlerce Müslüman öldürüldü. Şehirler harabeye çevrildi, köyler içindekilerle birlikte yok edildi.

Bugün İslam coğrafyasında sessiz ve yavaş bir soykırım uygulanıyor. Emperyal yöntemler aynen kullanılarak. Son beş yılda İslam düşmanlığı bütün dünyaya yayıldı. Dünya, Müslümanlara karşı seferber ediliyor.”  (İbrahim Karagül, Yeni Şafak- 15.02.2006)

Sözlerimizi Yüce Rabbimizin bir ikazıyla noktalayalım:

“Sen onların inanç sistemine uymadıkça ne Yahudiler ne de Hıristiyanlar senden memnun olmayacaklar. De ki: ‘Dinleyin! Allah’ın rehberliği tek doğru rehberliktir.’ Ve doğrusu, sana ilim geldikten sonra onların sapık görüşlerini takip etmeye devam edersen ne seni Allah’ın elinden alacak bir kimse bulursun, ne de bir yardımcı.” (Bakara, 120, Muhammed Esed Meali.)

 

Süleyman Önsay Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle