THY - TR Çıkışlı DAB

Gözlerin dehşetten dona kaldığı gün!

12 Ekim 2018 Cuma

Söz konusu gün, hangi gündür ve bu gözler kimlerin gözleridir? Cevap İbrahim suresinin 42. ayet-i celilesinde:

“Zâlimlerin yaptıklarından Allah’ın habersiz olduğunu sanma! Allah onların hesabını gözlerin dehşetten dona kaldığı bir güne ertelemektedir” 

Gözlerin dehşetten dona kaldığı gün, hesap günüdür.

Ki “İnsanların hesaba çekilme vakti yaklaştı; ama onlar hâlâ gaflet içerisinde; hesab için hazırlanmaktan yüz çeviriyorlar.” (Enbiyâ 21/1).

Onlara o gün; “Doğrusu sen bunu umursamıyordun. Ama artık gözündeki perdeyi kaldırdık; bugün gözün pek keskindir.” (Kāf 50/22).

Ve onlar “Ancak ‘Eyvah bize!’ derler. ‘Hesap günü gelmiş!’” (Sâffât 37/20).

Evet gözlerin dehşetten dona kaldığı gün, hesap günüdür ve bu gözler de zalimleri gözleridir. O halde zulüm nedir ve zalim kimdir, sorusuna yanıt arayalım:

Sözlükte “bir şeyi ona ait olmayan yere koymak” anlamındaki zulüm (zulm) din, ahlâk, hukuk gibi alanlarda terim olarak “belirlenmiş sınırları çiğneme, haktan bâtıla sapma, kendi hak alanının dışına çıkıp başkasını zarara sokma, rızasını almadan birinin mülkü üzerinde tasarrufta bulunma, zorbalık”, özellikle de “güç ve otorite sahiplerinin sergilediği haksız ve adaletsiz uygulama” gibi anlamlarda kullanılır… 

Adl / adâlet, kıst ve insaf kavramları zulmün karşıtı, cevr, bağy, tuğyân, fısk, udvân / taaddî / i‘tidâ kavramları da zulmün eş anlamlısı veya yakın anlamlısı olarak kullanılır…

Kur’ân-ı Kerîm’de yirmi âyette zulüm kelimesi, 269 defa da türevleri yer alır. 200’den fazla yerde zulüm kavramı “küfür, şirk” veya “Allah’ın hükümlerini çiğneme, günah işleme”, yirmiyi aşkın âyette “beşerî ilişkilerde haksızlığa sapma” anlamında kullanılmıştır. Yetmişten fazla âyette Allah’ın hiç kimseye hiçbir şekilde zulmetmeyeceği, insanların dünyada uğradıkları zararların ve âhirette uğrayacakları cezaların kendi kötülüklerinin karşılığı olduğu, inkârcıların ve kötülük işleyenlerin sonuçta kendilerine zulmettikleri belirtilir (M. F. Abdülbâkī, el-Mu’cem, “ẓlm” md.). https://islamansiklopedisi.org.tr/zulum

Görülüyor ki 200’den fazla yerde zulüm kavramı “küfür, şirk” veya “Allah’ın hükümlerini çiğneme, günah işleme” olarak değerlendirilmektedir.

Kısaca tanımlatacak olursak  “Adalet: Her şeyi yerli yerine koymak demektir. Zulmün zıddıdır. Her hakkın başı, Allah hakkı olduğundan ona ortak koşmamak, tevhide iman etmek esastır. Bundan sonra ilâhi ölçülere göre her şeyin hakkını vermek adalettir” (Ali Fikri Yavuz Meali, Nahil, 90 Açıklaması). Bunun zıddı da zulümdür. İlahi ölçülere uymayanlar da zalimdir.   

“Allah’ın hükümlerini çiğneme” inkardan kaynaklanıyorsa küfürdür: “Kim Allah’ın indirdiği (hükümler) ile hükmetmezse işte onlar kâfirlerin ta kendileridir” (Maide, 44).  İnanıldığı halde terk ediliyorsa zulümdür: “Kim Allah’ın indirdiği ile hükmetmezse işte onlar zalimlerdir (Maide, 45). İman ve istikamet doğrultusunda geçen bir yaşantı içinde gerçekleşen ihlaller ise fısktır: “Kim Allah’ın indirdiği ile hükmetmezse işte onlar fâsıklardır” (Maide, 47).

Allah’ın hükümlerini çiğneyenlerle ilgili olarak ayet-i celilelerde üç farklı hükmün (Kafir-Zalim-Fasık) verilmesi konusunda şu değerlendirmeler  yapılmıştır:

İbn-i Abbas demiştir ki: “Allah’ın hükmüne inanmayanlar kâfir olurlar. İnanıp da uygulatmayan idareciler zalim ve o hüküm ve öğütlere uymayan kişiler de fasık olurlar” İbn-i Mesud da: Bu ayetler umumidir. Yalnız Yahudilere has değillerdir” demiştir. (Nesefi: 1. S. 285) (Bahaeddin Sağlam Meali  47. Ayet Açıklaması)

Allah’ın indirdiği hükümler ile hükmetmeyenlere üç noktadan bakılmış; O’nu inkâr manası taşıdığı için «kâfir»; Allah’ın hükmü adalet, onun zıddı zulüm olduğundan «zalim» denilmiştir. 47. âyette ise Allah’ın emrinden çıkış manası göz önüne alınarak «fâsık» denilecektir (Diyanet Vakfı Meali  45. Ayet Açıklaması).

Zulmün tasnifi ve keyfiyeti hakkında bir hadisi şerifte şöyle denilmektedir: “Zulüm üç türlüdür. Bir zulüm vardır ki, Allah onu affetmez. Bir zulüm vardır ki, Allah onu affeder. Bir zulüm vardır ki, Allah onun hesabını bu dünyada sorar. Allah`u Teâlâ`nın affetmediği zulüm şirktir. Çünkü şirk, Allah`ın azametine karşı işlenen bir suçtur. “Çünkü şirk, gerçekten büyük bir zulümdür.” (Lokman:13)

Allah`u Teâlâ`nın affedeceği zulüm ise, kulların kendi nefislerine karşı işlediği zulümdür. Rableri ile kendi aralarındaki işlerde yaptıkları hatalardır. Allah’ın hiç karşılıksız bırakmayıp, mutlaka hesabını soracağı zulüm ise, kulların birbirlerine karşı işledikleri cürümlerdir. Allah (c.c), bunların mutlaka hesabını soracak ve zalimden mazlumun hakkını alarak onu cezalandıracaktır.” (İbni Kesir, Tefsiri: c, 1 S, 508)

Sözlerimizi zalimleri bekleyen acı gerçeği gözler önüne seren diğer ilahi ikazlarla noktalayalım:

“Ve gerçek vaadin vakti yaklaştığında; kâfirlerin gözleri dehşetten donakalacaktır. Onlar: “Yazıklar olsun bize! Biz bu konuda gaflet içindeydik. Aslında biz kendimize yazık etmişiz!” diyecekler.” (Enbiyâ 21/97) 

“Hükmün verilip işin bitirileceği pişmanlık gününden onları sakındır! Onlar hâlâ gaflet içerisindeler ve hâlâ inanmıyorlar.” (Meryem 19/39). 

“Yaklaşan, artık iyice yaklaştı.” (Necm 53/57). ( Komisyon, Ayet ve Hadislerle Açıklamalı Kur’an-ı Kerim Meali)

 

YORUM YAZ

  • Evet, gerçek:Evet, gerçek:3 gün önce
    "Dehşetten dona kalan gözler" bugünün yegane hakikat dolu yazısı.
  • engineerengineer3 gün önce
    bacılar evlenin evinizin sultanı olun, bırakın meslekte onların olsun, kadroları da, siz Allah rızasının peşinde olun,
  • Benzer mağdur ÖğretmenBenzer mağdur Öğretmen3 gün önce
    Allah görüyor.Rumuzlu kişi ye aynen katılıyorum.Benzer kaderi yaşıyorum. Maalesef kimsenin umrunda değil.Adalet bize ancak ahirette tecelli edecek gibi.....
  • Allah GörüyorAllah Görüyor3 gün önce
    Gözlerin dehşetten dona kaldığı gün! Düşünen var mı? Hiçbir suçum ve vebalim olmadığı halde neden cezalandırılıyorum. Dosdoğru yaşamak güzelim cennet ülkemde suç mu oldu? Daha önce gariban ailem nedeniyle devletimin kolları arasında hemde devlet eliyle yetiştirme yurdunda büyütülmüş, meslek sahibi olmam sağlanmıştı. Dürüstlük doğruluk aşılanmıştı hemde devletimiz tarafından. Bu sayede dinimi gereği gibi yaşamaya başlamıştım. CHP nin iktidar olduğu dönemde inancım gereği taktığım başörtümü de çıkartmamış bu yüzden görevimden de olmuştum. Şimdi de sorgusuz sualsiz yargsız infaz edilerek arkasından da yargılanarak hiçbir suçumun olmadığı ortaya çıkmasına rağmen, adalet yerini bulacaktır, diyerek sabretmeye devam ediyorum. Suçum nedir bilemedim. Söylenmedi. Devletime hükümetime gönülden bağlı olmama rağmen güvendiğim dağlar beni haksız yere neden bekletip mağdur ediyor, anlayabilmiş değilim. Kendi elimizle destekleyip büyüttüğümüz, geleceğimiz bu hükümettedir diyerek yapılan zulüme karşı bile hemde sendikamla bile destek olduğum partimin hiçbir kriter olmamasına rağmen zamanında BAŞÖRTÜ MÜCADELESİ bile vermiş olduğu vatandaşına yapılan zulmü ne zamana kadar devam edecektir? Gerçekten suçum nedir? Suçluysam asın. Ama hiçbir suçum olmamasına rağmen hemde kendisinin yetiştirip büyüttüğü vatandaşına suç isnat edip cezalandırmak neyin nesi? Daha önceki müracaatıma gelen cevap ile başvurumu yaptım. Halen cevap alabilmiş değilim. Sabırla adaletin yerini bulmasını bekliyorum.