--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Ehl-i kitap müşriktir!

Süleyman Önsay
Süleyman Önsay

İbrahimi Dinler kavramının Kur’an-ı Kerim’in gerçekleriyle çeliştiğini ve bunun bir algı operasyonu olduğunun delillerini sunmuştuk. Hedef ise kendileri tarafından aynen şöyle ortaya konmuştu:

II. Paul’ün 1991 yılında ilan ettiği Redemptoris Missio (Kurtarıcı Misyon) isimli genelgesinde aynen şöyle diyordu: “Dinlerarası diyalog, Kilise’nin bütün insanları Kilise’ye döndürme amaçlı misyonunun bir parçasıdır. Bu misyon aslında Mesih’i ve İncil’i bilmeyenlere ve diğer dinlere mensup olanlara yöneliktir.”

Papa’yı ziyaretinde Fetullah Gülen de bu konuyu vurgulamıştır: “Papa 6. Paul Cenapları tarafından başlatılan ve devam etmekte olan Dinlerarası Diyalog İçin Papalık Konseyi (PCID) misyonunun bir parçası olmak üzere burada bulunuyoruz. Bu misyonun tahakkuk edişini görmeyi arzu ediyoruz.” (F. Gülen’in Papa’ya mektubundan, Zaman, 10.2.1998)

Nihai hedeflerini de Papa II. Paul’un 2000 yılı mesajında şöyle bildiriyordu: “Birinci bin yılda Avrupa Hıristiyanlaştırıldı. İkinci bin yılda Amerika ve Afrika Hıristiyanlaştırıldı. Üçüncü bin yılda ise Asya’yı Hıristiyanlaştıralım.” (www.ihvanlar.net- http://www.ihvanlar.net/2013 /07/16/diyalogu-kim-baslatti-diyalogun-hedefi-nedir/Dinlerarası diyalog Nedir?)

Bu hain hamleler ilk zakkum meyvesini şöyle veriyordu:

Vatikan’ın (ve onunla anlaşanların) Dinlerarası diyalog ile Türkiye’de yapmak istediği en büyük ihanetlerden birisi de dinimizde haram olan “Müslüman kadının Hıristiyan erkekle evlenmesi” sapıklığını yaygınlaştırmaktı. Bunun için televizyon dizilerini, reklamlarını ve filimlerini kullandılar. Şimdi size birkaç örnek verelim:

- Turkcell Reklamı; TOM ve GÜL’ün Nikah Töreni - Mutlu Son!  

Tom’un Hristiyanlar gibi dua ettiği gösterilerek damadın Hristiyan olduğu bilinçaltı mesaj olarak hafızalara kazınıyor.

- “Sosyoloji profesörü Hristiyan Lester Kurtz ile gazeteci Müslüman Meryem Kurtz’un nikahları, Urfa’da İbrahim Camii’nde müftü, haham ve papazın huzurunda kıyıldı.”

“Hz. İbrahim’in mekanında haham, papaz ve müftünün huzurunda kendisini kelime-i şehadet getirerek hem Hristiyan hem de Müslüman ilan eden ve aynen çifte vatandaşlıkta olduğu gibi, çifte dinli olmak istediğini belirten Prof. Dr. Lester, ‘İbrahim Peygamberin mekanında dostlarımın da dualarıyla hayatımı bundan böyle Meryem ile dini nikah kıyarak sürdürmek istiyorum’ dedi.”

- “NewYork’ta 5 Minare” Filmindeki dinsizlik. 

Hacı rolündeki “Adam”ın karısı Hristiyan. Bunda ne var diyebiliriz. İşin can alıcı kısımları yaşanan konuşmalarda ortaya çıkıyor...

Mustafa Sandal: “Hoca efendi” hanımın Hristiyan mı?

Hacı: Evet.

Mustafa Sandal: Nasıl yani, bu İslam’a ters değil mi?

Hacı: Allah bir değil mi oğlum? Hangi dinden olursa olsun maksat Allah’a yakın olmak değil 

mi? İnsanın günahı da sevabı da kendinedir. Hüküm ise bir tek “O”nundur. Ayet ne diyor: “Dinde zorlama yoktur, onlara zor kullanacak değilsin.”

Hacı: O bizim tek evladımız. Thomas kızıma iyi bak.

Thomas : Merak etmeyin, bugün kilisede Hristiyan nikahımızdan sonra camide imam nikahı kıyılacak.

Hacı: Hadi şimdi gidin.

- Senelerce Kanal D’de yayınlanan “Yabancı Damat” dizisi Nazlı ile Niko’nun Düğünleri! Mutluluk gözyaşları içinde…

– “Beyanlarınız ve Nüfus Kayıtlarınıza göre evlenmenize bir engel yoktur.” (Dizideki tek engel kızın dedesi ve damadın babaannesi idi, onları da atlattılar!)

– “Evet, Nazlı ile Niko evlendiler. Her şeye, bütün önyargılara rağmen!

Bağnazlara, eski kafalılara, iki halk arasında sürtüşme yaratmak isteyen politikacılara rağmen evlendiler!

Ama bu bir son değil tabii… Bir başlangıç!” Düğünün sonunda söylenen ve akan jenerik... (http://www.ihvanlar.net/2013/09/22/musluman-kadini-hiristiyan-erkek-ile-evlendirme-sapikligi-tvye-yansiyor)

Burada akıllara hemen “Efendim, Yahudiler ve Hıristiyanlar ehl- kitap değil mi?” Evet onların ehl-i kitap sayılmaları kafir hükmünü üzerlerinden kaldırmıyor. Onlar kafirdirler, hakiki müşriktirler. Bunu Elmalılı merhum şöyle açıklıyor:

“Müşrik, Kur’ân dilinde iki anlama gelir ki biri zahirî, diğeri hakikîdir.

 Zahirî müşrik, açıktan açığa Allah’a ortak koşan, birden fazla ilâh olduğu kanaatinde olanlardır. Bu anlama göre, Kitap ehline müşrik denmez. 

Hakikî müşrik de gerçekten tevhidi ve İslâm dinini inkar edenler, yani mümin olmayan gayr-i müslimlerdir. Bu anlama göre, kitap ehli olan Yahudiler ve Hıristiyanlar da müşriktirler. Çünkü bunlar, dıştan tevhide inandıklarını ileri sürmelerine rağmen, gerçekte Allah’ın çocuğu olduğu kanaatindedirler. Hıristiyanlar, teslise (Allah’ın baba, oğul ve Rûhu’l-Kudüs olmak üzere üç olduğuna) inanırlar. Ve “Mesih, Allah’ın oğludur” derler. Yahudiler de “Üzeyr Allah’ın oğludur” demişlerdir. Böyle demekle birlikte onlar tevhide inandıklarını da iddia ederler.

Demek ki her ikisi de dıştan dışa müşrik değillerse de, gerçekte müşriktirler. Bunun için mutlak olarak müşrik denildiği ve özellikle iman karşılığında söylendiği zaman, mutlak anlamı üzere kullanılmış demektir ve genel olarak kâfirleri kapsar.” (Elmalıllı M. Hamdi Yazır, Hak Dini Kur’an Dili, c.2; s.)

Peki hal böyle iken gerek ehl-i kitabın kestiğinin yenmesi gerekse kadınlarının nikahlanmasının caiz olması ne anlama geliyor?

Bu sorulara önümüzdeki hafta cevap arayalım, inşaallah...

 

Süleyman Önsay Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle