--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Durmak yok “sa’y”e devam!

Süleyman Önsay
Süleyman Önsay

Hacc’ın aslî vaciplerinden olan sa’y farz olan ziyaret tavafından, umrede de kudüm tavafından hemen sonra yapılır. Sefa ile Merve tepeleri arasında Safa’dan Merve’ye dört ve Merve’den de Safa’ya üç olmak üzere yedi yürüyüş olarak eda edilir.

“Safa ve Merve Kabe yakınındaki iki küçük tepenin adıdır. Hz. İbrahim, eşi Sâre’nin kaprisleri yüzünden diğer eşi Hâcer’le henüz bebek yaştaki oğlu İsmail’i ıssız bir araziden ibaret olan Mekke’ye bırakıp Ken’an diyarına dönmek zorunda kalmıştı. Bu arada Hâcer su bulmak ümidiyle iki tepe arasında koşup duruyor, kendisini ve çocuğunu susuzluktan ve ölmekten kurtarması için Allah’a yakarıyordu. Nihayet Allah, sonraları Zemzem Kuyusu diye anılan yerden su çıkararak annenin dileğini kabul buyurdu. İşte görünürde hiçbir ümit ışığının bulunmamasına rağmen, büyük bir sabır ve metanetle Allah’a güvenini devam ettirip bir sabır ve tevekkül sınavını başarıyla veren Hâcer’in anısını yaşatmak üzere bu iki tepe arasında yedi defa gidip gelmek haccın uygulamaları arasında yer aldı ve bu uygulamaya ‘sa’y’ denildi.(bk. Bakara 2/197.vd.) Esasen hac ve umre ile ilgili bir konuyu içeren ve yıllar sonra inmiş olan bu âyetin, sabrın öneminden, sabır ve sebatla Allah’a sığınıp güvenenleri öven âyetlerin devamında yer alması son derece anlamlıdır. Burada bir bakıma şöyle denmek istenmiştir: 

Hâcer, su bulmanın imkânsız gibi göründüğü bu ıssız çöl ortamında bile Allah’tan ümidini kesmemiş; yerinde oturup kendisinin ve çocuğunun ölümünü beklemeye razı olmamış; aksine inanıp güvendiği Allah için hiçbir şeyin imkânsız olmadığını düşünerek sabırla su aramaya devam etmiş, sonunda da aradığını Allah ona lütfetmiştir. Allah insanları her zaman bu şekilde sınamalardan geçirebilir; Hâcer’in gösterdiği inanç, ümit, sabır, tevekkül ve kararlılığı gösterenler de bir şekilde Allah’ın keremine nail olurlar. Nitekim ..143. âyette de “Allah imanınızı asla zayi edecek değildir. Çünkü Allah insanlara karşı çok şefkatli, çok merhametlidir” buyrulmuştu.

Câhiliye döneminde Safa tepesinde İsâf, Merve tepesinde Naile isimli iki put bulunuyordu. Putperest Araplar da bu iki tepe arasında gidip gelirler (sa’y) ve adı geçen putların yanında kurban keserlerdi. İşte bu putperest geleneğinden dolayı müslümanlar bu iki tepe arasında sa’y etmekten çekinince, bunda bir günah ve sakınca bulunmadığını bildiren [Bakara suresi 158.] âyet nazil oldu. Âyetteki tavaf kelimesi, bu ‘iki tepe arasında gidip gelme’ anlamında olup hac ve umre ibadetiyle ilgili terminolojide bu fiilden, sözlükte ‘koşma’ anlamına gelen sa’y diye söz edilir. (Komisyon, Kurân Yolu Türkçe Meal ve Tefsir, Ankara 2006, c.I, s.243). 

Tüm safhalarıyla sembolik bir ibadet olan Hac ve Umrede sa’y etmek; Hz. Hacer validemizin oğlu Hz. İsmail için su aramak kastıyla bir gözü yalnız bıraktığı yavrusunda diğer gözü de etrafında olmak üzere yaptığı koşuşturmayı ve sarf ettiği çabayı hissetmek ve yaşamaktır.

Tabii ki öncelikle de Mevla’nın dünya ve ahiret güzelliklerine götüren yolunu ve o yolun biricik öncü ve örneğinin nur izini aramalıyız ki bizlere her türlü hayat iksirini içeren diriltici ruh tekrar bahşedilsin.

Aslında mü’minler için “Hayat, bir koşu, bir yarıştır. Engelli koşu ya da sabotajlı yarış…

Değiştiren, fakat değişmeyen, ezelî ve ebedî yaratıcıya varma koşusunda en ileri noktaya kadar gitme bilinç ve iradesidir bu yarışın amacı. Tanrıyı, ruhun en derin noktasından bilme ve O’nun ahlâkıyla ahlâklanmadır. 

Niyetlerin, eylemlerin, hep, Allah’ın razı olacağı bir mayalanış kıvamına ermesidir bu koşuda amaç. 

Tanrı korku ve sevgisini kalbe süreklice yerleştirme, bu aşk ve vecdle, eşya ve zaman çalkantılarının üstünden aşmadır. 

İlâhî Siteyi gerçekleştirme misyonuyla, ruhu, olayların, değişimlerin üstünde tutma erliğidir. 

Mutlak’ın mesajını ruhlara ve eşyanın nabzına geçirme diriliğidir…” (Sezai Karakoç, Makamda, s.17-20)

Tabii ki bu koşu amacıyla, anlam ve kapsamıyla hiçbir yarışla mukayese edilemeyecek bir misyon ve şeref içermektedir. Onda ki farklılığı şu satırlar ne güzel ifade eder:

“Ah, bu koşu, bu yarış, ne tehlikeli, ne heyecanlıdır Rabbim! 

İnsanın yalnız alnından değil bütün vücudundan ter boşanır. 

Seyirciler tribününde ise, tarih boyu gelip geçmiş peygamberler, veliler var. Onların önünde koşmak. Ne zor, ne çetin, fakat ne kadar şerefli bir ödev.

Zor ve çetin koşu. Ama unutulmamalı ki, insan, bu zorluğun ve çetinliğin üstesinden gelmek için yaratıldı…”( a.e.)

İşte Hacc ve Umre ibadetinde yapılan sa’y; ömür boyu kesintisiz devam eden bu zor ve çetin koşunun Hz. Hacer’in şahsında yaşanan ve yaşatılan bir boyutunun en güzel ve en mânidar bir sembolüdür.

Sözlerimizi sa’y ile ilgili ilâhî mesajın anlamıyla noktalayalım:

“Şüphe yok ki, Safa ile Merve Allah’ın koyduğu nişanlardandır. Her kim Beytullah’ı ziyaret eder veya umre yaparsa onları tavaf etmesinde kendisine bir günah yoktur. Her kim gönüllü olarak bir iyilik yaparsa şüphesiz Allah kabul eder ve (yapılanı) hakkıyla bilir.” (Bakara, 158)

 

Süleyman Önsay Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle