Din, Şeriat ve Millet!

12 Nisan 2019 Cuma

“Sen onların milletlerine tabi olmadıkça ne Yahudiler, ne de Hristiyanlar senden asla hoşnud ve razı olmayacaklar. De ki, gerçekten de Allah’ın hidayeti, hidayetin ta kendisidir. Şânım hakkı için, sana vahiyle gelen bu kadar bilgiden sonra, kalkıp da onların arzu ve heveslerine uyacak olursan, sana Allah’tan ne bir dost bulunur, ne de bir yardımcı.” (Bakar 129, Elmalılı)

Elmalılı merhum bu ayet-i celilede geçen “Millet” kavramını açıklarken şu bilgiyi sunar:

“Şehristanî’nin ‘el-Milel ve’n-Nihal’deki beyanına göre din, şeriat, millet denilen şeyler hadd-i zatında hep aynı şeylerdir. (eş-Şehristânî, el-Milel ve’n-Nihal, I, 38.)

Ancak itibar edilen ve gözetilen mânâya göre, yine de her biri bir başka yönden diğerinden farklı bir anlam kazanır.

İtikat ve iman bakımından din, amel ve tatbikat bakımından şeriat, sosyal bakımdan, yani sosyal realite bakımından millet denilir. Gerçekte itikad edilen ne ise, amel edilen de odur. Amel edilen ve uygulanan ne ise esas itibariyle üzerinde ittifak edilen şey de odur.”(Elmalılı M. Hamdi Yazır, Hak Dini Kur’an Dili, Azim, c.I, s.400, Bakara 120. âyet açıklaması)

Bir insan inancını ifade ederken“Ben İslam Dinindenim”, yaşantısını, davranışlarını açıklarken “Ben İslam şeriatına göre böyle hareket ediyorum” ve kimlerden olduğunu tanıtırken de “Ben İslam Milletindenim” der. Yani onun inandığı Dini de, uyguladığı şeriatı da ve mensubu bulunduğu Milleti de İslam’dır.

Hal böyle iken Kur’anî bir kavram olan “Millet” kelimesinin İslamla irtibatı koparılmış ve başına ırk isimleri eklenerek “Türk milleti”, “Arap milleti” gibi ırkî kullanımlarla tahrip edilmiştir. Hatta millete mensubiyeti ifade eden “Milli “sözcüğü de İslamla taban tabana zıt anlam ve olaylara ad olmuştur. Bir yazarımızın şu tespitleri işin ne kadar vahim boyutlara ulaştığını gözler önüne sermektedir:

“İçi boşaltılan milli kavramı, İslâm’da haram olan kumarın, devlet tarafından sistematikleştirildiği bir kurumun ‘Milli Piyango İdaresi’ olarak ya da yine İslâm’da haram olan alkollü bir içecek olan rakının ‘milli içki’ olarak adlandırılmasına olanak sağlamaktadır. Milli kelimesinin sahip olduğu dinî anlam ile ona atfedilen seküler anlam arasındaki boşluğa en iyi işaret eden ‘milli olmak’ deyişi olsa gerek. Gündelik dilde milli olmak, spordaki anlamından çok, bir erkeğin genelde İslâm’a göre gayrı-meşru bir biçimde bir kadınla ilk kez beraber olması anlamında kullanılır.” (Hilal Kaplan, Yeni Şafak, 24 Ekim 2011) 

Üç kıta üzerinde her türlü ırka mensub insanı asırlarca aynı çatı altında kardeşce yaşatan “İslam Milleti” anlayışı; yerini etnik özellikleri kimlik olarak seçen ırkçılık cereyanına bırakmış ve sonuçta bir tek imparatorluktan birbirine sırt dönmüş elli iki ulus devlet türetilerek yeryüzünde İslam milleti birliğine ve iktidarına son verilmiştir. Bununla da kalınmamış ayrıca her ülkenin içine onulmaz yaralar açan etnik ve mezhebî kimlik anlayış ve ayrışmalarının tohumları da atılmıştır.

Irkî farklılığı kimlik olarak seçmenin ne türlü felaketlere neden olacağı hususunda Peygamberimizin ikazları da maalesef kulak ardı edilmiştir. Halbuki Kainatın Efendisi şöyle buyurmuştu:

“Nizâr evlâdı: Yetişin ey Nizâr oğulları! Yemenliler de: Yetişin ey Kahtan oğulları! Dedi mi, hemen tepelerine felâket iner; hemen Allah’ın nusreti üzerlerinden kalkar; hepsine birden de kılıç musallat olur.”

Bu bölünme sürecinin başladığı ilk günlerde bu hadisi şerifin ışığında Akif merhum şu feryadı yükseltmişti:

Hani, milliyyetin İslâm idi. Kavmiyyet ne!

Sarılıp sımsıkı dursaydın a milliyetine.

“Arnavutluk” ne demek? Var mı Şeriat’te yeri?

Küfr olur, başka değil, kavmini sürmek ileri!

Arabın Türke; Lâzın Çerkese, yâhud Kürde;

Acemin Çinliye rüçhânı mı [üstünlüğümü]  varmış? Nerde!

Müslümanlıkta “anasır” [etnik guruplar] mı olurmuş? Ne gezer!

Fikr-i kavmiyeti tel’in ediyor Peygamber.

En büyük düşmanıdır rûh-i Nebî tefrikanın;

Adı batsın onu İslâm’a sokan kaltabanın [hilekarın]!

Şu senin âkıbetin bin bu kadar yıl evvel,

Sana söylenmiş iken doğru mudur şimdi cedel?

Artık ey millet-i merhume, sabâh oldu uyan!

Sana az geldi ezanlar diye ötsün mü bu çan?

Ne Araplık, ne de Türklük kalacak aç gözünü!

Dinle Peygamber’i Zişân’ın İlâhî sözünü. 

(M. A. Ersoy, Safahat, İstanbul 1998, 2. Kitap, s. 179-181)

Ümmetin başına gelen bu büyük felaket Muhammed İkbal’i ise şöyle hayıflandırmıştı:

Allah’ın bize verdiği tek isimden, İslam Milleti isminden türk, kürd, arab, fars, peştun vs. diye, yüzlerce millet icad ettik..

Halbuki, bizler tevhîd gülistanı’nda, çeşitli renklerde açan güller ve aynı şarkıyı çeşitli dillerde şakıyan bülbüller olmalıydık..

Her şeye rağmen biz Müslümanlara düşen her zaman ve her mekanda islamî düşüncenin öncülerinden Sezai Karakoç beyin şu tavrını sergileyebilmektir: 

“İslam milletinin bir ferdiyim. İslam şuurunun bir taşı, İslam duvarının bir tuğlasıyım. Dünya durdukça duracak olan bir surun, bir duvarın bir parçası olarak kalacağım. Hangi rüzgâr, beni bu duvardan, bu surdan koparabilir?

Fazilet Devletinin kılıç ve kalemiyim. Hangi inkâr silahı silahımın önünde, hangi kara kelime, sözlerimin önünde durma iddiasında bulunabilir?” (Sezai Karakoç, Sûr, s.110)

 

Günün Özeti

YORUM YAZ

  • Süleyman Sırrı DinçerSüleyman Sırrı Dinçer6 ay önce
    Kalemine..yüreğine..verdiğin..emeğe..sağlık..bereket..olsun..Sevgili..Hocam..Ne...güzel..şeyler..öğreniyoruz..Allah(cc)..senden..razı..olsun..62..yaşıma..geldim..Üniversite..bitirdim..ancak..asıl..öğrenmem..bilmem..gereken..konularda..Zır..cahil..olduğumu..çok..geç..anladım..Selamlar..sevgiler.
  • Mustafa Mustafa 6 ay önce
    Müslüman da Tevhid ve itikat yoksa bol bol amel olur !
  • Mustafa Mustafa 6 ay önce
    Tevhidsiz olmaz
  • FerhatFerhat6 ay önce
    Cumanız mübarek olsun hocam. Ellerimiz dert görmesin kaleminize sağlık hocam. Çok güzel bir yazı olmuş. Irkçılığa dayanan Milliyetcilik ideolojisinin kaynağı siyonistlere dayanmakta ve aslenbizim inandığımız ölçü ve değerlere zıt düşmekte. Bu hastalık bize malesef Tanzimat dönemindeki Liberal Leşmiş hain tarife ittihat ve terrakiciler tarafından bulastirilmis. Nitekim siyonizmin çıkarlarına hizmet eden Liberalizm odaklı cumhuriyet kurulduktan yıllar sonrada sivil savaş döneminde CIA tarafindan Milliyetci çalışma partisi ,KGB tarafından da Dev Sol örgütlenmiş ve gençlerimiz birbirine kırdırımış. Aslında iki ideolojide aynı siyonist derin gücün kablosuna bagliydi. Kısacası geçmişte Alparslan Türkeş'in ve günümüzde MHP nın gümüş olduğu dava batı ve Liberalizm odaklı milliyetcilik. Nitekim siyonist nizamın kapsamında güdülen bir milliyetçilik. Sultan Alparslan ise aksine gücünüTEVHİD nizamınandan almış ve halkları farklı güller ile donatılmış gül bahçesinde olduğu gibi yönetmiştir. Selam ve dualarla.
  • MardinliMardinli6 ay önce
    Sayın sulayman hocam dilinize yüreğinize sağlık Allah razı olsun.Biz ümmet olarak Allahın kelamını peygamberimiz sas sünnetini bırakıp küfür güçlerin oyunlarına geldik.Halbuki bizim için en güzel en mükemmel islam dinidir.İslam dini vehya dayalıdır Allahın kanunudur hem dünya hem ahireti içindir.Baseri sistem dünya içindir bu sistemle dünyada huzur kalmadı.Çünkü beşeri sistem insanlığa huzur getiremez dünya hali ortadır hiç bir yerde huzur yoktur.Niye bu duruma düştük Allahın yolundan uzaklastigimizdandir her birimiz benden başka müslüman yoktur.Mesle tarikatccilar nurcular her islami zümre kendinden başka kabul etmiyor bu yetmiyor kavmiyetçilik hastalığa kapıldık.Allah katında üstünlük takvadadır dilde değil inne ekranımım indallahi etkakum.Zaten ümmeti bu kavmiyetçilik zehirle zehirlediler ve bu yüzden birbirimizin kanına girdik en büyük fitne kapısı olan kavmiyetçilik açtık kendimize binlerce masum müslümanlar öldürdü sonuç zarar sonuç kardeş olacağımız yerde bir birimize düşman olduk bundan daha tehlike zararlı yoktur.Allah cc ümmeti bu halden kurtarib islami hayata bize nasib etsin amin hayırlı günler hayırlı cumalar diliyorum selam ve dua ile

Günün Özeti