--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Dağılmayın!

Süleyman Önsay
Süleyman Önsay

Yüce Rabbimiz Âl-i İmran Suresinin 102 ve 103. Âyet-i celîlelerinde şöyle buyurdu:

“Ey iman edenler! Allah’a karşı gereği gibi say-gılı olun ve ancak müslüman olarak can verin. Hep birlikte Allah’ın ipi-ne sımsıkı yapışın; bölünüp parçalanmayın.” 

“..‘Allah’ın ip’ inden maksat, Kur’an ve İslâm’dır. ‘Hep birlikte Allah’ın ipine sımsıkı yapışmak’, hep birlikte İslâm dinine inanma-yı, onu kabul etmeyi ve gereklerini yerine getirmeyi ifade eder. Hz. Peygamber Kur’an’ı, ‘Allah’ın gökyüzünden yeryüzüne sarkıtılmış ipidir’ diye tarif etmiştir. (Müsned, III, 14, 17; İbn Kesir, II, 73) 

Allah’a karşı gereği gibi saygılı olmak ve müslüman olarak ölebilmek için Allah’ın ipine toptan yapışarak tevhid inancında birleşmek, ayrılıktan uzak durmak ve hayatın sonuna kadar imanı korumak gere-kir.” (Komisyon, Kur’ân Yolu Türkçe Meâl ve Tefsir, Ank 2006, c.I, s.643.)

Kur’an’ın, “Allah’ın ipine hepiniz sımsıkı sarılın, dağılıp ayrılmayın.” buyruğu gereğince ittihad yani birleşme zorunludur. Said Nursi merhum,, “İttihad-ı İslam bu zamanın en büyük farz vazifesidir ve âdet değil, ibadettir” diyerek, bu birleşmenin önemine dikkat çekmiştir. 

Bunun gerçekleştirilmesini ise bayram olarak nitelendirirken şöyle der:

“... İnşaallah, alem-i İslamın (İslam aleminin) da büyük bir bayramına yetişirsiniz. Cemahir-i müttefika-i islamiyenin (İslam cumhuriyetlerinin birleşmesinin) kudsi kanun-u esasiyelerinin (kutsal kanunlarının) menbaı (kaynağı) olan Kur’an-ı Hakim, istikbale tam hakim olup beşeriyete (insanlığa) tam bir bayramı getireceğine çok emareler (işaretler) var. (Emirdağ Lahikası-ll, s. 76)

Bunun gerçekleştirilmesini ise bayram olarak nitelendirirken şöyle der:

“... İnşaallah, alem-i İslamın (İslam aleminin) da büyük bir bayramına yetişirsiniz. Cemahir-i müttefika-i islamiyenin (İslam cumhuriyetlerinin birleşmesinin) kudsi kanun-u esasiyelerinin (kutsal kanunlarının) menbaı (kaynağı) olan Kur’an-ı Hakim, istikbale tam hakim olup beşeriyete (insanlığa) tam bir bayramı getireceğine çok emareler (işaretler) var. (Emirdağ Lahikası-ll, s. 76)

Bugünümüzü değerlendiren diğer bir ilim adamımız önce söz konusu ayet-i celileyi zikrederek ne yapılmakta olduğunu ve neyin nasıl yapılabileceğini şöyle dikkatlerimize sunuyor:

“Hep birlikte Allah’ın ipine sımsıkı yapışın; bölünüp parçalanmayın. Allah’ın size olan nimetini hatırlayın. Hani siz birbirine düşman idiniz de Allah gönüllerinizi birleştirdi ve O’nun nimeti sayesinde kardeş oldunuz. Siz bir ateş çukurunun tam kenarında iken oradan da sizi Allah kurtarmıştı. İşte Allah size âyetlerini böyle açıklıyor ki doğru yolu bulasınız.” (Âl-i İmran: 3/103). 

Müslümanlar ayrı ayrı ulus devletler kurunca bölünmüş, parçalanmış oluyorlar. Sonra ‘ulusal egoizm ve çıkar’ din kardeşliğinin, ümmet birliğinin ve çıkarının önüne geçiyor. Sözde Müslüman uluslar, bazen kafirlerle işbirliği yaparak kardeşleriyle savaşıyorlar. 

Eğer Müslüman isek, bu sözün manasını ve şümulünü biliyorsak yapacağımız tek şey ‘davranışlarımızı dinimize uygun kılmaktır’. Ümmeti daha fazla bölmenin ve birbirine düşürmenin İslam’da yeri olduğunu kimse iddia edemez. İşte bu sebeple o yazıyı şöyle bitirmiştim: 

‘Müslümanlara düşen vazife daha fazla bölünmek, daha fazla çatışmak yerine birleşmek, bütünleşmek, hak ve adaleti birlikte sağlamak için işbirliği yapmak, birlik, dirlik ve düzenimizi bozarak meşru olmayan menfaat devşirme peşinde olanlara fırsat vermemektir. Mevcut düzen bu davranışa engel değildir. Kürt, Türk, Arab, Farsî, Berberî... bütün Müslümanların âkıl adamları, Müslüman kanaat önderleri bir araya gelmeli, olup biteni müzakere etmeli, ümmetin yoluna ışık tutacak açıklamalar yapmalıdırlar. Düzen buna da engel değildir.’”  (Hayrettin Karaman, 29 Nisan 2012 Yeni Şafak)

Diğer taraftan Elmalılı merhum “Bütün müminler ancak kardeştirler.”  (Hucurat,10) âyetinin açıklamasında “ Zira hepsi ebedi hayata sebep olan iman esasında birleşir din kardeşidirler.” kaydını düşer. (Elmalılı M.Hamdi Yazır, Hak Dini Kur’an Dili, c.7, s.201. ) 

Mevdudi merhum da “..bu ayet yeryüzündeki tüm müslümanları evrensel bir ailenin bireyleri olarak ilan etmektedir. Bu müslümanlar arasında bulunan kardeşlik öyle bir nimettir ki, hiçbir dinde bir örneği bulunmamaktadır.” (Mevdudi, Tefhim’ul- Kur’an, c.5, s.440) diyerek iman kardeşliğinin zorunluluğuna ve yüceliğine işaret eder.

Böyle bir yüce imanın ve misyonun sahibi olan Müslümanların dağınıklığı ve parçalanmışlığı izah edilebilir bir durum değildir. Zira;

“Dünyada en acı vakıa, bir ideale inanmış olanların dağılmasıdır.

Bir eşkıya grubu dağılabilir. Ya sonlarından korkmuşlardır, ya tövbe edip doğru yolu tutmuşlardır, ya da gezmekten bıkmışlardır. Ne sebeple olursa olsun böyle bir grubun dağılması onlar için iyi bir sonuçtur.

Bir savaş biter, erinden kumandanına kadar bütün ordu, barış uğruna dağılır. Bu da yerinde ve faydalı bir dağılıştır. 

İş yerlerinin günlük dağılışları, sürülerin toplanıp dağılmaları olağan ve güzeldir. 

En çok duygu boşalmalarına neden olan aile dağılmalarında bile, ya yeni ailelerin doğuşu veya ailenin devam edebilmesi için geçim faktörlerinin sağlanmasının etkisi vardır. 

Fakat bir inanç uğruna bir araya gelmiş olanların şu veya bu sebeple dağılmalarının acı ve kötü olmaktan başka hiçbir anlamı yoktur. Dünyanın en acınacak olaylarından biridir bu. 

Bu dağılma ister korkudan olsun, ister yetersizlikten, ister maddi bir çıkardan ileri gelsin, dağılanların inanç zayıflığını ideale bağlılıklarının gevşekliğini gösterir. 

..Bir dava uğruna çalışanların bölük pörçük olması için düşmanları her yola başvuracaklardır… 

Fakat,  işte inanmış adam, asıl bu güç şartlarda kendini belli eder. Yanlışlar kum ve yılan gibi kaynarken, o, doğrunun kıl gibi ince çizgisinin üzerinde yürür. 

Hazreti İbrahim’in, Hazreti Musa’nın, Hazreti İsa’nın ve nihayet en büyük Peygamberimizin bu yolda çektiklerini düşünürsek, inanılan yolda nice imtihanların bulunduğunu, sabır ve tahammülün imanla ilgisinin ne kadar yakından bulunduğunu anlarız, daha doğrusu tekrar hatırlatırız.” (Sezai Karakoç, günlük yazılar II sütun, 5.Baskı, s.495 )

Sözlerimizi konu ile ilgili bir ilâhî mesajla noktalayalım:

“Gevşeklik göstermeyin, üzüntüye kapılmayın. Eğer inanmışsanız, üstün gelecek olan sizsiniz.” (Âli İmran, 139)

Süleyman Önsay Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle