--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Çağdaşlaşmak mı gâvurlaşmak mı?

Süleyman Önsay
Süleyman Önsay

Şu ilâhî mesajlar hepimiz için çok önemli bir îkazdır, demiştik:

“Şüphesiz ki, kendilerine doğru yol belli olduktan sonra, arkalarına dönenleri, şeytan sürüklemiş ve kendilerine ümit vermiştir.

Bunun sebebi; onların, Allah’ın indirdiğinden hoşlanmayanlara: Bazı hususlarda size itaat edeceğiz, demeleridir. Oysa Allah, onların gizlediklerini biliyor. 

Ya melekler onların yüzlerine ve sırtlarına vurarak canlarını alırken durumları nasıl olacak!

Bunun sebebi, onların Allah’ı gazaplandıran şeylerin ardınca gitmeleri ve O’nu razı edecek şeylerden hoşlanmamalarıdır. Bu yüzden Allah onların işlerini boşa çıkarmıştır.”(Muhammed, 25-28)

Bu ayet-i celileler ışığında ümmetin değişik coğrafyalardaki konumuna baktığımızda genelde ibadetlerinde İslamın öngördüğü şekilde davranırlarken kendi aralarındaki sosyal, ticari, hukuki, siyasi, kültürel yaşantılarında sanki İslam’ın hayatın bu boyutları ile ilgili kendine has hüküm ve sistemleri yokmuşcasına hatta daha da vahimi var olan bu esas ve ölçülerin artık devri geçmişcesine bir bakış ve davranışın sahipleri oldukları görülmektedir. 

Kendilerine dayatılan bu din dışı kuralların uygulanmasında sanki hiçbir sakınca yokmuşcasına bir teslimiyet ve benimseyişi sergilemektedirler. Dayatanlarda bu ilahi hükümlerin devrinin geçtiğini alenen söylemekte ve savunmakta bir behis görmemektedirler. Maalesef böylece;

“Şüphesiz ki, kendilerine doğru yol belli olduktan sonra, arkalarına dönenleri, şeytan sürüklemiş ve kendilerine ümit vermiştir.

Bunun sebebi; onların, Allah’ın indirdiğinden hoşlanmayanlara: Bazı hususlarda size itaat edeceğiz, demeleridir” ilahi hükmü tecelli etmektedir. İşte irtidatın gerekçe ve nedenini bu zihniyet ve yaklaşım ortaya koymaktadır. İmandan sonra küfre düşüş olan bu felaketin halk dilindeki karşılığı gâvurlaşmaktır.

Bu irtidat yani imanı bozup küfre dönme sürecini merhum Cemil Meriç veciz ifadeleriyle şöyle özetlemektedir: “Batılılaşma miti eskiyince, yeni bir yalan çıktı sahneye...... taze bir makyaj..... Çağdaşlaşmak, Avrupa’nın yeni bir ihraç metâı, kokain ve lsd gibi.... Şuuru felce uğratan bir zehir... ÇAĞDIŞILIK ithâmı, iftiraların en alçakçası, en abesi... Aynı çağda muhtelif çağlar vardır. ÇAĞDAŞLAŞMAK neden Hıristiyan Batı’nın putlarına perestiş olsun? Bu, kendi derisinden çıkmak, kendi mukaddeslerini inkâr etmek ve peşin peşin köleliğe râzı olmak değil mi?...... ÇAĞDAŞLAŞMANIN halk vicdanında adı ASRÎLEŞMEK’tir. ASRÎLEŞMEK, yani maskaralaşmak, gâvurlaşmak.” (Cemil Meriç, Bu Ülke , s.26)

Hangi ad altında olursa olsun yani kapitalizm, sosyalizm, laisizm, liberalism sekülerizm ve demokrasi gibi sistemlerin düzenlemelerinde yaşamak durumu ancak geçici olarak zarureten caizdir. Bu noktada  İslam’ın ölçüsü şu satırlarda ifadesini bulan hükümdür:

“İnancına uygun yaşamayan veya yaşayamayanların zaman içinde inançlarını yaşantılarına uydurdukları, böylece yaşadıkları gibi inanmaya başladıkları bir gerçektir. İnanç ‘dini inanç, iman’ olunca bunun, sapmış yaşantıya uydurulması demek dini inancın bozulması demektir. Zaruretler yüzünden de olsa İslam’a uygun düşmeyen düzenlere, düzenlemelere, hayat tarzlarına tahammül etmek, giderek buna razı olmaya, rahatsız olmamaya, hatta onları meşrulaştırmaya sebep olabilir. İslam’a göre zaruretler bazı yasakları geçici olarak kaldırır; bu da Müslümanları sıkıntıdan kurtarır, önlerini açar, ama ‘zarurete dayalı hüküm ve durum’un, normal hüküm ve durum olarak kabul edilmesi, benimsenmesi caiz değildir.” (Hayreddin Karaman, Kafalar karışmasın, Yeni Şafak, 05.05.2006)

Elmalılı tefsirindeki şu satırlar, İslam’a göre düzenlenmiş bir toplumda yaşamaktan mahrum olan müslümanların karşı karşıya kaldıkları riski ortaya koyması açısından hayatî bir önem taşımaktadır:

“İnanç bakımından.. Allah’ı birleyen bir mümin bu iman ve inancını amel açısından da böyle tatbik edebilirse, inanç ve amel bakımından tam mümin, kâmil bir Müslüman olur…

Bu inancını amellerinde tatbik etmezse, o zaman da inanç bakımından mümin olmakla beraber, amel bakımından bir müşrik durumunda bulunur ve fasık olur. Ve bundan dolayıdır ki, zorunlu da olsa müşriklerin [Allah’ı yaratıcı olarak tanıdıkları halde dünya düzeni ile ilgili hükümlerini reddedenlerin] uyruğu [yönetimi] altında kalıp hükümlerine ve amellerine uyup ve iştirak etmek mecburiyetinde bulunanlar inanç veya amelle ilgili şirke sürüklenmekten uzak kalamazlar. 

Kalp ve inanç itibariyle karşı olmakla beraber, el bakımından muvafakatı AMELÎ ŞİRK i, kalben rıza göstermek ise İTİKÂDÎ ŞİRK i gerektireceğinden yukarıda  ‘Eğer onlara itaat ederseniz muhakkak müşrik olursunuz’ (En’âm, 6/121) buyurulmuştu.” (Elmalılı M.Hamdi Yazır, Hak Dini Kur’an Dili, Azim Dağıtım, c.3, s.522, En’âm,136)

Dinlerine ters düşen bir hayatı benimseyenleri bekleyen sonuç ise şudur:

“Allah’ın huzuruna çıkarılacakları uyarısını asılsız sayanlar ve doğru yolda yaşamamış olanlar hüsrana uğramış olacaklar.” (10 Yunus,45)

“İşte bu manzaranın ışığı altında ortaya çıkıyor ki, bütün güçlerini ve enerjilerini bu kısacık yolculuğa harcayanlar, Allah’ın huzuruna çıkarılmayı yalanlayanlar, ahirete önem vermeyip bu kısacık yolculuğa, dahası bir çırpıda başlayıp-biten hayata gömülenler, Allah’ın huzuruna çıkarılmaya ve O’nu razı etmeye hazırlanmayanlar, sürekli olan ahiret yurdunda uzun süre yaşamaları için bir çalışma yapmayanlar, kesin biçimde hüsrana uğrayacaklardır:

Allah ile karşılaşacaklarını yalanlayanlar, gerçekten hüsrana uğramışlardır, onlar doğru yolu bulamamışlardır.” (Seyyid Kutup, Fi Zılalail Kur’an)

Rabbım bulanlardan, ulaşanlardan eylesin.

 

Süleyman Önsay Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle