Acilen Mazlumların NATO’su!
Acilen Mazlumların NATO’su!
ŞEVKİ YILMAZ
Tam dört yıl önce; Yeniçeri Ocağının (Güçlü Padişahımız Şehid Genç Osman’ın katlederek başlattığı) “Ordunun Devleti ve Ordunun Milleti!” zilletinden kurtuluşumuz, 15 Temmuz direnişiyle sağlanan “Devletin Ordusu ve Milletin Ordusu!” nimetine kavuşan Türkiyemizin, Maddi ve Manevi Güç olmasındaki engellerin ve prangaların büyüğü kaldırılmış oldu Elhamdulillah!
Tam bir asırdır Siyonist Timsah Canavarının üst çenesi Kapitalizmi egemen kılmak için kurulan NATO, alt çenesi komünizmi egemen kılmak için kurdukları Varşova Paktı ile aralarında bölüşerek tüm insanlığı esir almışlardı! Her devletçik bu iki canavardan birine sığınmaya mahkum edildi!
Doğu Türk Dünyası ve Suriye, Irak, Libya gibi bir kısım Arab Dünyası ve Balkan ile beraber Polonya vs. Ülkeler Varşova Canavarına esir edilirken,
AB devletleri; Orta Doğu, Arab Ülkeleri ve ülkemizle beraber NATO canavarına esir edilmiştik!
NATO’nun savaş dediği yerde savaşan, barış dediği yerde barışan bir ülkeydik!
NATO’dan izinsiz Anadolu Vatanımızı ve Yavru Vatanımız Kıbrıs’ı koruyamaz hale düşürülmüştük!
Varşova Paktı, Afganistan büyük cihadı karşısında hezimete uğrayıp yenilince yıkıldı!
Çarlık Rusya İmparatorluğunu kurma hayalindeki Rusya önderliğinde Çin, İran ve Hindistan’ı da içine aldıkları yapıyı “Şangay” ismiyle yeniden canlanarak büyük bir güçlüler topluluğu oluşturmaya çalışıyorlar!
ABD ve anası İngiltere güdümündeki ve Siyonit İtrail kontrolünde NATO, AB topluluğuyla beraber Şangay Gücüne karşı muhtemel bir 3. Cihan Harbine yeniden dizayn edilerek güçlendiriliyor!
Yıllar önce mitinglerinde, “Artık bu savaş örgütlerinden emir alan Türkiye görmek istemiyoruz!
1950 yıllarında NATO adına KORE’ye giden ABD’nin emireri Türkiye görmek istemiyoruz!” diye haykıran ve ABD bayraklarını yakan Yusuf Aslan, Hüseyin İnan, Deniz Gezmiş’leri asmışlardı o günün mandacı darbecileri ve onlara çanak tutan medyacıları ve sermayedarlarıyla, siyasileri!
Şimdi ise bu darbeleri ve darbecileri tarihin çöplüğüne gömen Türkiyemiz var elhamdulillah!
Kurdukları şeytani oyunları oynayan değil artık oyun kuran ve oyun bozan bir Türkiye var!
Temmuz ayında Ankara’da yapılacak NATO toplantısına ev sahibi Türkiye, NATO içinde en güçlü orduya ve etkin nüfuza sahip ülkelerin başında. NATO, din, ırk ayırmadan tüm mazlumların hamisi ve koruyucu gücü olabilir mi? Türkiye, NATO’yu böyle bir amaca hizmet ettirebilir mi? Tarihi tecrübeyle söylebiliriz ki; Hayır!
Bu topluluğun içinde olmamızın tek faidesi olabilir, o da bizi NATO’ya üye ülkelerin askeri saldırılarından uzak tutmasıdır!
Olması gereken Türkiye’nin liderliğinde, Balkan Ülkeleri, Türki Cumhuriyetler, Arap, Afrika ve Uzakdoğu ülkelerini de içine alan, gerçekten mazlumların hamisi ve abisi olacak, zulümleri durduracak bir askeri gücün, ilmi, ektisadi ve siyasi birliğin oluşturulabilmesidir.
Bölgemizde ve dünyada yaşanan krizler, savaşlar ve katliamlar, siyonit itrail’in soykırımları, böyle bir gücün oluşmasını zaruri kılmaktadır. Bu, insanlığın geleceği açısından da hayati önemdedir.
Gece gündüz çalışarak bu çalışmaların altyapısını hazırlayan, mazlumların abisi ve hamisi konumuna ülkemizi taşıyan, başta Recep Tayyib Erdoğan Reisimizi ve iktidarımızı, destekleriyle terörsüz Türkiyemizin gücüne güç katan feraset ve basiret sahibi tüm Milletimizi tebrik ediyoruz!
Unutulmasın ki adı ne olursa olsun; Sadikul va’dul emin olanın lisanıyla “KÜFÜR TEK MİLLETTİR!” Ve İlahi ikazda buyurulduğu gibi “Cümle küffar birbirinin velisidir”!
Zalimler, kafirler birbirine veli iken cümle mü’minler de mutlaka birbirinin velisi ve hamisidir.
Ne buyurulmuştu Enfal Suresi 73. ayet-i kerimede; “İnkâr edenler de, doğal olarak birbirlerinin yardımcıları, koruyucuları, müttefikleri ve dostlarıdırlar. Eğer siz de kendi aranızda böyle organize olmuş güçlü ve etkin bir toplum oluşturmak için üzerinize düşeni yapmayacak olursanız, yeryüzünde baskı ve zulme dayalı rejimler boy gösterecek; kan ve gözyaşı asla dinmeyecek, bütün dünyayı korkunç bir fitneve imansızlık akımı dalga dalga saracak ve böylece, büyük bir kargaşa, anarşi, yozlaşma ve fesat baş gösterecektir.” İşte hedef! İşte vazifemiz!
Kur’an-ı Kerimimiz lisanıyla şimdi çok daha iyi anlıyor muyuz?
Askeri, kültürel, siyasi, ekonomik vs birliğimizi oluşturmanın farz bir ibadet olduğunu!
Bunları sağlayamadığımız için Gazze’de akan kanı durduramadığımızı, Bosna’da 100 binden fazla kadına tecavüz edildiği, Afganistan’ın büyük yıkımını, Irak’ta ve Suriye’de cümle mazlum coğrafyalarda akan kanlarının durdurulamamasının asıl nedenini!
Ne NATO! Ne Varşova! Ne Şangay! Ne Atlantik ve ne Avrasya!
La Şarqıyye! La Ğarbiyye!
İslamiyye! İslamiyye!
Bu büyük hedefimizin gerçekleşmesi için Allahımız daim yar ve yardımcımız olsun!
Hak ve adalet, emniyet, ehliyet, meşveret, uhuvvet ve sadakat ilkeleri doğrultusunda oluşacak, “Süper Güç Türkiyemizi” babası Osmanlı gibi yeniden Dünya mazlumlarının abisi, hamisi ve muhafız eylesin! Amiin..
Nefsimizde, ailemizde ve ülkemizde “İslam Sözleşmesi ”nin uygulanması, Mukaddes Mescid-i Aksa’mızın, Filistin’imizin, Osmanlıcamızın özgürlüğü, tatil olması dileğiyle Cuma Bayramımız ve Muharrem ayımız mübarek olsun.
Selam, sevgi ve duayla...