Vatan nöbetinde bir kahraman Mustafa Karahasanoğlu
Vatan nöbetinde bir kahraman Mustafa Karahasanoğlu
HÜSEYİN ÖZTÜRK
Merhum Mustafa ağabeyin vefatının (13 Ağustos 2022) dördüncü seneyi devriyesi. Rabbim rahmetiyle kuşatarak ruhu şerifini Cennet bahçelerinde mahfuz eylesin.
Aydın geçinen karanlıkçı taifenin; milletimizi devletimize, devletimizi milletimize yabancılaştırma cereyanlarının hız kazanmaya başladığı bir dönemde, medya dünyasına adım atarak vatan nöbetinde bir gazete çıkarmaya niyetlenmişti.
Herkesin bilmediği ama Mustafa ağabeyin his dünyasına oturan bir acı vardı. 28 Şubat’ın ayak izlerini görmüş ve o cenaha karşı üç maymunu oynayan dış ve iç sermaye gazetelerine karşı bir gazete çıkarmaya karar vermişti.
Belki dünya kaygısıyla, belki başka amaçlarla münevverlerin ortalıkta pek görünmediği devirlerde; tarihin, dilin, dinin, mukaddesatın hallaç pamuğu gibi dağılma emarelerini görmüş; vatan nöbeti için sınıra giden asker gibi gazeteyi çıkarmaya başlamıştı.
12 Eylül 1993 tarihinde, “Beklenen Vakit” olarak medya sahasına girildiğinde, arkasında bütün bir Anadolu’da sadece mazlum, masum, bu toprağın has insanları vardı.
*
Her vakit dile getiriliyor ama arkasında kuruşluk sermaye olmayan, sadece nalbur dükkânının parasıyla kurulan bir gazeteydi “Beklenen Vakit”.
Ve bugün de halen “Yeni Akit’in” arkasında bir holding veya sermaye grubu yoktur.
Mustafa ağabeyin üzerinde durduğu meselelerden birisi de milletimizi ve devletimizi paranteze alarak, kendi hesaplarına bütün ülke sathında at koşturacaklara karşı; “Durun bakalım” demek için harekete geçmesiydi.
Mustafa ağabeyden söz edip de merhum Hasan Karakaya ve o günden bugüne, gazetemize emeği geçmişleri anmamak olmaz.
Hasan Karakaya başta olmak üzere, gazete bobinlerinden kırpılan parçaları toplayan işçilerimizden yazarlarımıza kadar inanmış bir kadronun gazetesiydi ve halen de öyledir.
Birlikte seyahatlerimizde veya ziyaretlerimizde, vesayet rejiminin baskılarına karşı boğun eğmeyen Mustafa ağabeye çok sorulan sorulardan birisi şuydu:
-“Hangi cesaretle böyle gazete çıkarabiliyorsunuz, hiç çekinmiyor, korkmuyor musunuz” olurdu. Cevabı şöyleydi:
-“İnandığını amentüsü haline getiren hiçbir insan, hakikati haykıran bir kimseye karşı koyamaz, zor kullanamaz. Kullansa da geçici olarak zarar verebilir. Biz inandığımız bir davanın bekçisiyiz, nöbetindeyiz” derdi.
12 Eylül 1993’ten bu yana şartlar ne olursa olsun, çizgimiz hiç değişmedi. Milletimizin canıyla, kanıyla, şehadetiyle yoğurduğu bu toprakların yediemini kültürümüzün korunması, milletimizin köklerinden kopartılmaması, bu topraklarda ebediyen kalabilmemiz için dilimizin ve dinimizin muhafaza ve müdafaa edilme görevini üstlenmişti.
Birlikte yaptığımız seyahatler veya baş başa yaptığımız sohbetlerde zatım şahittir ki, hem işinde hem özel hayatında amel defterini açık tutacak büyük hayır hizmetleri olmuştur. Onun vatan nöbetine gücümüz yettiğinde devam edeceğiz inşaallah.
-
Ezcümle Mustafa ağabeyden:
“İnsan olmanın ve kalmanın şuur ve idrakinin yükselişi, dini-milli değer yargılarımızın muhafazası ve doğru anlaşılmasıyla mümkündür. Vazifemiz, bu şuurun sahibi olmaktır”.