Kudüs’ün sahipleri geliyor
Kudüs’ün sahipleri geliyor
ALİ ERKAN KAVAKLI
Hz. Ömer (ra) Suriye üzerine ordular sevk etti. Halit bin Velit (ra) komutasındaki İslam ordusu birçok şehri fethetti.
Halk zaferleri Halit bin Velit’in kazandığını konuşmaya başlayınca halife, Seyfullah unvanlı yenilmez kumandanı Medine’ye çağırdı, görevinden aldı ve onun yerine Hz. Ubeyde bin Cerrah’ı (ra) tayin etti.
Hz. Ömer’e göre zaferi Allah verir, İslam ordularının zaferleri kişilere değil Allah’ın yardımına bağlıdır.
Ebu Ubeyde (ra) komutasındaki İslam ordusu Suriye’de fetihlere devam etti.
Sıra Kudüs’e geldi. Hz. Ubeyde şehri kuşattı ve Kudüs halkına teslim olma çağrısı yaptı.
Kudüs patriği, şehrin anahtarını halifeye teslim etmek istediklerini bildirdi.
Talep Hz. Ömer’e (ra) iletildi. Halife, kölesi ile Medine’den yola çıktı. Tek develeri vardı, yol boyunca sıra ile biniyorlardı. Kudüs’e yaklaştıklarında deveye binme sırası köleye geldi.
Köle, konuyu halifeye arz etti:
-Efendim, her ne kadar sıra benimse de Kudüs’e gireceğiz, halife olarak sizin devenin üzerinde olmanız daha uygundur. Halk, halifeyi kölesinin bindiği devenin yularını çeken biri olarak görmemeli. Sizin deveye binmeniz Müslümanların onuruna daha uygundur.
Hz. Ömer teklifi reddetti. Ona göre önemli olan adaletli davranmak ve Hakkın rızasını gözetmekti, insanların nasıl karşılayacağının bir önemi yoktu.
Devenin yularını çekmeye devam etti. Köle devenin sırtındaydı. Ülkeler fetheden koca devlet başkanı devenin ipi elinde, yaya yürüyordu.
Köle devenin sırtında, halife yaya Kudüs’e girdiler. Halk şehri teslim edecekleri halifeyi bekliyordu. Şehri kuşatmış olan İslam ordusu halifeyi gözlüyordu.
Gördükleri manzara karşısında herkesin gözü faltaşı gibi açıldı. İnanılır gibi değildi. Koca halife, kölenin bindiği devenin yularını çekiyordu. Zerrece kibir, gurur yoktu. Allah rızası kazanma arzusu halifeyi tevazu dağının zirvesine taşımıştı ama onun zirve diye bir derdi yoktu.
Vicdanı adaletli olmayı, hak ve hukuku yerine getirmeyi emrediyordu.
Arabistan, Irak, Suriye, Mısır, Yemen’in hükümdarı Hz. Ömer, şehrin kapısına geldi.
Kudüs patriği şehrin kapısından çıktı, elindeki anahtarı devenin üstündeki adama değil, yular tutan adama teslim etti.
Patrik yardımcısı şaşırdı ve sordu:
-Halife Ömer’i nasıl tanıdınız?
-Kutsal kitabımızda Kudüs’ün anahtarını elbisesi yamalı, devesinin yularını çekerek şehre giren bir adama teslim etmemiz söylenmiştir. Halifeyi böyle tandık.
Hz. Ömer, 636 yılında gerçekleşen fetihten sonra Kudüs’teki gayrimüslimler için bir serbesti anlaşması (emanname) imzaladı. Müslüman olmayanlar, inancında serbest bırakılacak, kilise ve havralar açık olacak, ibadetlerini serbestçe yapabileceklerdi.
Müslümanların idaresindeki Kudüs’te asırlarca Hıristiyan ve Yahudiler, ibadetlerini kendi mabetlerinde serbestçe yaptılar.
Hz. Ömer’in şehri fethinden 363 sene sonra 1099’da haçlı ordusu Kudüs’e girince şehirde korkunç Müslüman katliamı yaptı.
Selahattin Eyyubî 1187’de şehri yeniden fethetti, Hz. Ömer’in kurduğu hürriyet zeminini yeniden tesis etti.
Yavuz Sultan Selim1517’de Memlük Sultanı Kansu Gavri’yi Mercidabık’ta yenerek Kudüs’ü Osmanlı topraklarına kattı.
Yavuz; İslam birliğini kurdu ve Müslümanların halifesi oldu.
Mısır’ı aldıktan sonra kendisi adına hutbe okuyan imam, Yavuz için; “Hâkimü’l-Harameyn-i Şerifeyn” deyince koca sultan itiraz etti:
“Hadimü’l-Haremeyn-i Şerifeyn”
Kutsal şehir Kudüs 1917’ye kadar Osmanlı hâkimiyeti altında kaldı, kimsenin burnu kanamadı.
1917’de Filistin’i işgal eden İngilizler, 1948’de Filistin’de Siyonist Yahudi devleti kurdurdular, o gün bugün Filistinliler öz vatanlarında zulüm görüyor, evleri ve yurtları işgal ediliyor; sokak ortasında vurulup öldürülüyorlar.
Dünya insan hakları örgütlerinin, kadın hakları derneklerinin, çocuk hakları savunucularının gıkı çıkmıyor.
Sözde medeni ülkeler Amerika, Almanya, İngiltere, Fransa… Hepsi Siyonist katillerin arkasındalar, destekliyorlar, istihbarat desteği veriyorlar, silah ve asker gönderiyorlar.
7 Ekim 2023’ten bu yana 73.000’den fazla Gazzeli katledildi. Filistin kan gölü, Filistinliler kan ağlıyor.
Filistin, Gazze ve Kudüs 1948’den beri Ömer’i, Selahattin’i, Yavuz Sultan Selim’i arıyor.
Hiçbir zulüm sonsuza kadar sürmez.
Hz. Peygamber (sav), küfür devam eder, zulüm devam etmez, buyurur.
Pakistan, Suudi Arabistan, Türkiye arasında yapılan Mekke Savunma Anlaşması, Allah’ın izniyle, İslam Savunma Birliğine evrilecek, Kudüs Siyonist zulmünden kurtulacak, İsrail hak ettiği cezayı görecek.