Yeni Türkiye: Tarih treni asla beklemez
Pazar günü yapılacak seçimlerde, halkımız, “Yeni Türkiye” ile “Eski Türkiye” arasında bir tercih yapacaktır. Peki, Yeni Türkiye’den neyi kastediyoruz? Bu soruya kısa ve direkt cevap verelim; “cihan devleti” olma..
Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun, 4 yıl önce genel seçimler öncesi Çanakkale’de milletvekili adaylarının tanıtım töreninde söylediği; “12 yıl sonra cihan devletiyiz” sözünü hatırlayalım. Onun İslâmî camia içerisinde inşa ettiği şahsiyetini, ilmî ve entelektüel derinliğini, tarih ve toplum karşısında hissettiği sorumluluğu ve AK Parti’nin topyekûn icraatlarını göz önünde bulundurarak bunu rahatlıkla söyleyebiliriz.
O konuşmanın önemine binaen altını çizmiş ve üzerine yazı da yazmıştım. Batı’da AK Parti karşıtı yazıların bu minvaldeki beyanlar sonrası arttığını da işaretleyerek. O konuşmasında Birinci Dünya Savaşı yıllarını değerlendirdikten sonra şöyle demişti Hoca:
“O yıllar, bir imparatorluğun yıkıldığı, imparatorluğun son neslinin, imparatorluğun her bir neslinin her bir coğrafyasında ayakta kalma mücadelesi verdiği, 4 yıllık hayat mücadelesi verdiği yıllardır. 2014 Dünya Savaşı’nın 100. yıldönümü. İstiyoruz ki, Birinci Dünya Savaşı’nda bizden kopan, kopartılan her bir toprak, her bir kardeş topluluk, tekrar yüreğiyle, inancıyla gelecek vizyonuyla bizimle bütünleşsin. İstiyoruz ki, o kardeşlerimizle engeller, sınırlar kalksın, dostluk köprüleri oluşsun.”
Hoca, 1990-1995 yıllarını Malezya’da, Uluslararası İslâm Üniversitesi’nde öğretim üyesi olarak geçirmiş, İslâm Ümmeti’nin farklı dil, kültür ve renkleriyle buluştuğu bu zeminde Müslümanların yeniden ayağa kalkmasının siyasi, sosyolojik, dinî ve ahlâkî teorisini hem çalışmış, hem de talebelerine öğretmişti. Bu talebelerden akademisyen olmuş ilim adamlarından buna dair çok şey dinledim.
Hoca daha sonra Türkiye’ye dönerek orada edindiği tecrübeleri burada da talebeleriyle ve toplumla paylaşmış, siyaset ve medeniyet çalışmalarını derinleştirmiştir. Allah (c.c) ona yıllarca yurt içi ve dışında teorisini yaptığı davayı aksiyona aktarma fırsatını bahşetti. Tarihte çok az sayıda teorisyene nasip olmuştur bu.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve AK Parti’nin onu başbakanlığa taşıması birçok dengeyle izah edilse de en önemli sebebi hayâli kurulan Türkiye ile alakalıdır. Aksi taktirde başbakanlık ve parti başkanlığı makamına bir teori ve aksiyon adamı yerine bir teknokrat da getirilebilirdi.
Erdoğan ve Davutoğlu ikilisinin 2023 vizyonuyla ifade ettiği hedef, “12 yıl sonra cihan devletiyiz” sözünde vücut bulur. Elbette bunun önünde içeride ve dışarıda büyük engeller vardır. Kimileri bunu ham hayâl olarak de değerlendirmekte, eleştiri adına ipe sapa gelmeyecek hezeyanlarlarda da bulunmaktadır.
2071 vizyonu ise bunun ölçeği büyütülmüş hâlidir. Özü de bu coğrafyanın bin yıllık tarih tecrübesine, bu tecrübeyi üreten kök değerlere ve Ümmet’in birliğine dayanır. Hoca bu vizyon ve misyona kesinlikle inanan, bunu hayata geçirebilmek için gerekli olan entelektüel birikime ve azme de sahip birisidir.
Hoca’nın başbakanlığa aday gösterildikten sonra söylediği şu sözler aslında AK Parti’ye kök değerler eksenli bir dava bilinci yüklemeyi de hedeflediğini göstermektedir.
“AK Parti hareketi konjoktürel şartlarda çıkmış bir siyasi hareket değildir. Köklü bir devlet geleneği içinde ortaya çıkmış ve bu köklü devlet geleneğini inşa etmek üzere yola çıkmış bir kadro.”
Ve yine şu sözleri:
“Yine devletler ve siyasi yapılar süreklilik ve yenilenme arasında denge kurdukları zaman devam edebilir. AK Parti nesillerle de asırlarla da sınırlı değildir. Kıyamete kadar sürecek olan bir adalet ve hak mücadelesinin adıdır AK Parti.”
“Sürekliliğimiz devlet geleneğimizden milli kültürümüzden kaynaklanır. Bu ilkelerden hiçbir şekilde taviz verilemez. Bu ilke ve tutum bu duruş bu sağlam tarihi bakış değiştirilemez.”
Pazar günkü seçim son on yıldır yol taşları döşenen Yeni Türkiye ile eski Türkiye arasında olacaktır. Halkımız, vesayet rejimi günlerine dönmek isteyenlerle yukarıda bahsettiğimiz vizyon ve misyon sahibi kişiler arasında bir seçim yapacaktır.
Tarih treni asla beklemez.


