“Türkiye Üzerindeki Kara Bulutlar”
New York Times, 22 Mayıs 2015 günü “Türkiye Üzerindeki Kara Bulutlar” (Dark Clouds Over Turkey) başlıklı bir yazıyı editoryal imzasıyla yayımladı. Yazıya internetten ulaşabilir, yapılan hadsizliği görebilirsiniz.
Editoryal yazı üsten, sömürgeci efendilere has, küstah bir dil kullanarak kendi taraftarlarına ve bahusus küresel güç merkezlerine âcil kabilinden mesajlar göndererek Türkiye’ye müdahale yapılmasını istemiş. Bunlar Türkiye’yi hâlâ sömürgeleri sanıyor.
Ülkesinin onuruna ve özgürlüğüne düşkün bir insan bu yazıya yaslanarak hükümet karşısında efelenmez, tehditler savurmaz. Hele de İslâmî argümanlarla ortaya çıkmış aydın, yazar ve kanaat önderlerinin bu ayıba düşmesi geçiştirilemez.
Gazete, 7 Haziran’da yapılacak seçimlerin şaibeli olacağını söylüyor. Yazı; “ABD ve Türkiye’nin diğer NATO müttefiklerinin Erdoğan’ı bu yıkıcı yoldan geri döndürmeye çalışmalı” uyarısıyla bitiyor. Küresel güç merkezlerini Türkiye’ye müdahaleye çağırıyor yani. Gazete değil, tetikçi.
Şaşırdık mı? Hayır, şaşırmadık ancak öfkelendik...
Çelişkiye bakın; bir taraftan demokrasinin tehlike altında olduğunu söyleyeceksin, diğer taraftan da dünya baronlarını hür ve egemen bir ülkenin iç işlerine karışmasını isteyeceksin! Bunların demokratlığı kendilerine. Peki, ne olmuş da hegemonların sesi bu müdahale çağrısında bulunma gereği görmüş?
Gazetecilerin terörizmle suçlanarak içeriye alındığını, susturulduğunu, ifade özgürlüğünün kısıtlandığını falan yazmış. Endişelilerin sadece gazeteler ve gazetecilerden müteşekkil olmadığını, önde gelen sendikaların devlet kurumlarının kullanılarak muhalif partilerin karalandığının ve seçimlere bu kurumlar eliyle müdahale edildiğini de yazmış.
Fethullah Gülen’den gönüllü sürgünde “self-imposed exile” bulunan İslamcı vaiz diye bahsetmiş. Baronların sesi gazete Ankara’da bir savcının Gülen’e yakın duran bazı medya organlarının kapatılmasını istediğini de yazmış. Yukarıdaki tüm iddialara da Hürriyet, Zaman ve Today’s Zaman gazetelerini şahit göstermiş, iyi mi?
Ama gazete nedense bu iddialar karşısında hükümet cenahından hiç kimsenin meseleyle ilgili görüşüne müracaat etmemiş. Bu da gazetenin objektif haberciliğini yansıtıyor olsa gerek...
İnsanın hemen sorası geliyor, New York Times ne zamandan beridir Ortadoğu’daki bir ülkede hür basından, demokrasiden, muhalif partilerin haklarından yana tavır almış? Filistin halkının hür iradesiyle seçtiği Hamas’a neler yaptıklarını mı hatırlatalım bunlara. Mısır’ı mı hatırlatalım.
Mısır’da yapılan darbeye darbe bile diyemeyen, Sisi’yi darbeye kışkırtan ABD ve AB ülkeleri değil miydi? Finans Kapital’in gazetesi bugüne kadar İslâm âleminde hangi din âlimine sahip çıktı ki şimdi Fethullah Gülen’e sahip çıkıyor? Sormazlar mı, neden “İhvan-ı Müslimin” hareketi out, “Gülen Hareketi” in oluyor?
Ortadoğu’yu ateşe verenler, Mursi’nin idam kararını göstermelik birkaç endişe beyanıyla geçiştirenler kalkmış güya demokrasiyi korumak adına Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı tehdit ediyorlar. Biz bunların çifte standartlarını da, sebeplerini de iyi biliyoruz..
Geçen hafta Cumhurbaşkanı Erdoğan A Haber’e verdiği mülakatta; “Fethullah Gülen’in ABD tarafından korunduğunu, paralel örgütün 160-170 okulunun bu ülkede olduğunu, ABD’nin bu okulları finanse ettiğini” vs. söyleyerek aslında ABD’ye yaptıklarınızın farkındayız ve sizi takip ediyoruz mesajını gönderdi.
Velhâsıl New York Times’ın bu yazısı AK Parti’nin 2023 vizyonunun İsrail ve ABD’yi ne kadar tedirgin ettiğinin başka bir karinesi olmuş. Demokrasi vurgusu ise sadece hikaye, geçin onu...


