Suriyeli sığınmacıları kovma vaadi
Yarım asırdır iktidara hasret kalan CHP, seçimlerde daha fazla oy alma umuduyla uçuk vaatlerde bulunuyor. Seçmenin aklını ve vicdanını hafife alıyor der, geçersiniz. Halkın oylarını makarnaya sattığı iddialarını da ciddiye almışlar galiba, diyebilirsiniz.
Bir üst aklın, “Bol vaatlerde bulun, nasıl olsa iktidara gelemeyeceksiniz, gelseniz de tek başına iktidar olamayacaksınız. Dolayısıyla verdiğiniz sözü yerine getirememenin tapu gibi mazereti olacak” tavsiyesine de aşırı güvenmiş olabilirler.
Ama bir vaat var ki öyle geçiştirilecek, görmezden gelinecek ve hafife alınabilecek cinsten değil. O da Suriyeli sığınmacılara karşı bu coğrafyanın dinî, kültürel ve tarihî kodlarına aykırı ve Neo-Nazi politikalarla uyuşan dışlayıcı vaat.
CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun seçmene eğer iktidara gelirlerse Suriyeli sığınmacıları ülkelerine geri göndereceklerini vaad etmesinden bahsediyorum. Yani ölüme.. Son dönemde Suriye’de muhaliflerin birleşerek önemli kazanımlar elde etmesiyle köşeye sıkışmış Baas rejimini umutlandıran bir vaat bu.
Ve yine son dönemde Türkiye’de Suriyeli sığınmacılara karşı birçok şehirde art arda yapılan provokasyonlarla beraber ele alınınca ehemmiyet kazanan tehlikeli bir çıkış bu. Meselenin ne kadar hassas ve tehlikeli olduğu açık değil mi?
Üniversitede Suriyeli talebelerim ve akademisyen dostlarım var. İstanbul ve bazı şehirlerimizde Suriyeli misafirlerin ev ve işlerlerinin yakılması, kimisinin bıçaklanması, linç kalkışmaları gibi hadiselerin de yaşanması sebebiyle zaten tedirginlerdi. Şimdi de CHP’nin bu vaadi 2 milyondan fazla sığınmacıyı iyice tedirgin etmiş durumda.
Böyle bir taahhüt ne adına yapılırsa yapılsın tarih bunu affetmeycektir. Sadece bu bile CHP’ye oy vermemek için yeterli sebeptir. Hâlbuki sığınmacılara karşı daha şefkatli olacaklarına dair bir şeyler söyleyip oy isteyebilirlerdi.
Seçmene böylesi yüz kızartıcı bir söz vermek aslında CHP’nin değişmeyeceğini tekrar gösteren bir veridir. CHP’nin mâzideki uygulamalarıyla da örtüşmektedir. Dersim’de kendi halkına karşı malum zulmü irtikap etmiş bir partiden bahsediyoruz sonuçta. Bu mâziyi gayet iyi bilen Dersimli Kılıçdaroğlu, Dersim halkının acılarına değil cellatlarının mirasına sahip çıkıyor.
Irak’taki Yezidiler IŞİD ilerlemesinden kaçıp Türkiye’ye sığınınca toplumun tüm kesimleri kucak açmıştı, başta da Sünniler. Ama gel gör ki, Yezidilere kucak açmayı insanî bulan CHP’liler Suriyeli Sünni Araplara karşı düşmanlık beslemekte bir beis görmüyorlar. Seçilecek yerden hayli Alevî kökenli aday gösteren CHP tehlikeli oyun oynuyor.
Batı demokrasisine öykünen CHP nedense gidip Batı’daki Neo-Nazi gruplarla buluşuyor. Bir zihniyet meselesi yani. Batı’da Neo-Nazi gruplar da göçmen düşmanlığı yapar ve seçmenine onları geri göndermeyi vaad eder. Başta da Türkleri.
Maazallah Türkiye bir iç savaş yaşasaydı, halkın bir bölümü de Suriye’ye sığınmak zorunda kalsaydı Baas rejimi de CHP’nin tepkisini verirdi. Ama eminim ki, Suriye halkı da Türkiye halkı gibi kardeşlerine kucak açardı.
CHP’nin din dersini kaldırma, Diyanet İşlerini ve imam hatipleri kapatma söylemlerini dahi Suriyeli sığınmacıları kovma sözünden daha tehlikeli bulmuyorum.
CHP kök değerlere, Müslümanları birleştiren ortak şuura düşmanlık besleyerek iktidara gelemeyeceğini yarım asırdır öğrenememiş. Öğrenmeye karşı direnen bir parti...


