--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Şia düşmanlığı ithamı gerçekleri örtemez

Serdar Demirel
Serdar Demirel

Son yazılarımdan sonra Şia câmiasından Şiîlik düşmanlığı yaptığım noktasında epey suçlamalara muhatap oldum. İşi, ağır hakaret boyutlarına vardıranlar da çok. Bunlara teker teker cevap vermeye ne vaktim ne de niyetim var. Ancak gerçekleri görmek isteyenlere topluca bir cevap yazısı yayınlamak da şart oldu.

Ben, Şiîliği ana akım Müslümanlardan ayrılmış bir fırka olarak görüyorum. Ehl-i Sünnet müntesibiyim. İtikatta ve füruuda ciddi ihtilaflarımız var. Ancak bu durum yeni değil, Şiîlik tarih sahnesine çıktığından beri var. Dün olduğu gibi bugün de var ve gelecekte de olacaktır. Bunu Şia da kabul eder. 

Şiîliğin Ehl-i Sünnet karşıtlığı ise Sünnîliğin Şia karşıtlığıyla yarışamaz. Şia’nın dinî kaynaklarının iskeletini bu karşıtlık oluşturur. Sadece karşıtlık değil, öfke ve nefretin de en üst düzeyde olduğu; hadis, tefsir, fıkıh, kelam, tarih ve diğer kaynaklarda sabittir. Hayır diyenler için en temel kaynaklardan yüzlerce örnek gösterebilirim. Ancak ben bunu yeni öğrenmedim, dün de biliyordum. 

Fakat bizim düsturumuz; ekol olarak bizim meşrebimiz bize, sizin meşrebiniz sizedir. Allah (c.c) din günü herkese hakikati gösterecektir. O zaman her kesim kendi inandığı hakikatleriyle yaşasın.

Bu meyanda Şia ve Ehl-i Sünnet arasında usûl ve füruuda bir vahdetin olmayacağını, mezheplerin yakınlaştırılması çalışmalarının yanlış olduğunu, Şia ve Sünnîlerin birbirinin haklarına riayet ederek beraber yaşayabileceklerini, siyasi ve iktisadi birlik yollarının aranmasının daha rasyonel ve tarihi gerçeklere uygun olduğunu hep söyledik. Bu bağlamda tavır da geliştirdik.

Meselâ 2006 yılında Hizbullah’ı İsrail’e karşı savaşırken yukarıdaki bilgilerimize rağmen  destekledik. O dönemde bu köşede Hizbullah’a destek yazılarımız kayıtlarda duruyor. Küresel hegemonik güçlerin nükleer silah sahibi oldukları bir vasatta İran’ın da nükleer enerji ve hatta nükleer silah sahibi olma hakkının olduğunu yazmıştık, bunların da kayıtları arşivlerde mevcuttur.

Zamanında İran’ın kendi içindeki Sünnîlerin haklarını gasbettiğini, 1 milyona yakın Sünnî’nin yaşadığı Tahran’da bir tek Sünnî câminin açılmasına dahi izin vermediğini falan yazan uyarılar da yapmıştık. Ama maalesef Türkiye’de her yerde câmi açan Şiîlerin bu yanlışı eleştirmek yerine hep tevil getirme yoluna gittiklerini de gördük. Ancak mesele bu türden yanlışlarla kalmadı. 

İran, Irak’ta, Yemen’de büyük yanlışlar yaptı; siyasi ve askeri olarak  Şiî yapıları yanlış yönlendirdi. İran, Suriye’yi işgal etti, gulat Nusayrîleri Sünnîlere tercih etti. Kadın, yaşlı ve çocuk demeden katliamlara icra eden Baas rejimini destekledi ve katliamlara ortak oldu. Sünnî Arap başkentlerini ele geçirme savaşı başlattı.

Ben bu satırları kaleme alırkenİran’ın yarı resmi Fars Haber Ajansı’na göre, Mehdi Kuçekzade, Seyyid Alizade, Hasan Rezzaki, Hüccetülislam Şeyh Mustafa Halili, Habib Rahimi Meneş ve Mahmud İskenderi adlı 6 İran askerinin Suriye’deki çatışmalarda öldürüldüğü haberi yayınlanıyordu.

Şimdi, biz, İran’ın yayılmacı politikalarını yanlış ve tehlikeli olduğunu söyleyince, dönüp bize Şia düşmanlığı yaptığımızı söylüyorlar.

Tekfirciliğin diğer yüzü mezhepçiliktir, İran ve ona tabi yapılar mezhepçi politikalara son versin dediğimizde, Muaviye taraftarlığı yaptığımızı söylüyorlar. Sünnîliğin yaşam alanlarını daraltan, Sünnî coğrafyalarda demografik yapıyı altüst eden İran’ın emperyalist politikalarına hayır deyince, mezhepçilik yapma diyorlar.

Adalet, eşitlik ve barış içerisinde beraber yaşamaktan yana iseniz önce İran’ın Suriye’deki katliamlarına hayır diyeceksiniz. Suriye’deki mazlumların haklarını savunacaksınız. Filistin’i savunuyoruz sloganının arkasına gizlenip onlarca Filistin meydana getirmeyeceksiniz.  

Bizi itham edenler İran eleştirilerine tahammül edemeyenler, İran eleştirisini küfür düzeyinde görenlerdir. İran’ın Şiîliği ulus devlet çıkarları için nasıl araçsallaştırdığını görün artık.

İran’a kayıtsız şartsız beyat etmiş bu kesimlere şunu hatırlatmak istiyorum: İran’ın yanlış ve yayılmacı politikalarına destek vermek öncelikle Şia toplumları azınlık olarak yaşadıkları ülkelerde hedef hâline getirmektedir. Bu tehlikeyi görün artık. Bu ne sizin maslahatınıza ne de Sünnîlerin...

 

Serdar Demirel Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle