--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Seküler aklın bilim ve tanrı çelişkisi

Serdar Demirel
Serdar Demirel

Öncelikle başlıktaki “tanrı” kavramıyla bir Müslüman olarak benim inandığım Cenâb-ı Hak olan Allah’ı (c.c) kastetmiyorum. Burada ateist olmayan seküler zihin algısının inandığı yaratıcı tasavvurundan bahsediyorum. 

İnsanlığı bekleyen tehlikeye dikkat çekmek üzere deprem, sel, tsunami, dev hortumlar, dünyaya çarpacak bir meteor vs. sebeplerle dünyanın düzenini kaybedeceğini, ilkel hayata döneceğini, yahut yarı ve tam yok oluşunu anlatan sözde bilimsel tahminlere dayalı birçok romanlar yazılıyor, belgesel ve filmler çekiliyor. Bu tür eserler felâket senaryoları eşliğinde “âciz bir tanrı” tasavvurunu da fâş edip durmaktadır.

Çünkü yok oluşa götüren felâketler meydana gelirken var olduğu kabul edilen tanrıya yokmuş muamelesi yapılır. Manidardır, her şey bilimsel gerçekleşir. Olan her şeyin bilimsel bir izahı vardır! Âfetler bilimsel kurgu dahilinde gerçekleştiğinden bundan çıkmanın yolları da yine bilimsel olarak aranır. Felâket meydana gelirken tanrı kaybolmuştur, dolayısıyla çözüm üretilirken de tanrıya ihtiyaç hissedilmez.

Bu kurgu içinde nâdir de olsa tanrı hatırlanır. Yaşanan felâketlerde kaybı sebebiyle acısı büyük insan tanrıya serzenişte  bulunur meselâ. “Benden ne istedin!”, “Neden ben!”, “O daha çocuktu!” replikleriyle tanrının adaleti ve merhameti sorgulanır.

Zaman zaman da, “Yardım et!”, “Kurtar beni!”, “Söz veriyorum bundan sonra iyi bir insan olacağım” tarzında tanrıyı yok olan dünyayı ve insanlığı değil küçük bireyi kurtarmaya çağırır. Nedense o tanrı dünyayı kurtarmaya hiç çağrılmaz! Dünyayı kurtarmaya insan aklı ve fetişleştirilen bilim çağrılır sadece. Bütün bunlar, bana, tanrıyı âciz, bilimi kudretli gören seküler aklın bilimi tanrı yerine geçirerek içine düştüğü çıkmazı anlatır.. 

İslâm’a göre bilim dediğin şey Allah’tan bağımsız değildir, olamaz zaten. Bilim; Allah’ın kâinata koyduğu sistemi anlama faaliyetidir.İnsanın kâinatın üzerine bina edildiği bu sistemi keşfetmesi, keşfettiklerini de formüle edip günlük hayatında istihdam etmesinden ibarettir. 

Yani bilim Allah’ın (c.c) fiillerini keşfe dönük bir çabadır. Vahiy ise O’nun kelâmı kadîmidir. Dolayısıyla da bilimin hedefi olan Allah’ın fiilleriyle Allah’ın kelamı olan vahyi arasında bir çelişki mümkün değildir. 

İslâm inancının özünü teşkil eden tevhit bunu vazeder. Çünkü tevhit inancı evrenin birliğini, insanoğlunun birliğini, ilahî kanunların mükemmelliğini ifade eder. Bu inanca göre bilgi bir bütün olarak ilahî birliğin ve amacının göstergesidir.

Seküler zihin ise sebepleri mutlaklaştırma ve dolayısıyla sebepleri ilah görme yanılgısına saplanır. 

Nuh Peygamber’in (as) kendisine iman etmeyen oğlu da aynı hataya düşmüş, yok olanlardan olmuştu. Hani Nuh (as), tufan saati gelip de sular yükselmeye başladığında oğlunu uyarmış, oğlunu kurtulması için gemiye binmesini istemişti.  

O ise reddetmiş; “Yüksek tepeye çıkar kurtulurum” demişti. Zira su yükseldiğinde yüksek tepeye çıkmak kurtulmak için bir sebeptir. Ama sebebi müsebbib gibi anlamak, sebebi ilah olarak görmek Allah’ı hakkıyla takdir edememektir.

“Gemi, dağlar gibi dalgalar arasında onları götürüyordu. Nuh, gemiden uzakta bulunan oğluna: Yavrucuğum! (Sen de) bizimle beraber bin, kâfirlerle beraber olma! diye seslendi. Oğlu: Beni sudan koruyacak bir dağa sığınacağım, dedi. (Nuh): “Bugün Allah’ın emrinden (azabından), merhamet sahibi Allah’tan başka koruyacak kimse yoktur” dedi. Aralarına dalga girdi, böylece o da boğulanlardan oldu.” (Hud: 11/42-43)

Bıçak, malum olduğu üzere kesen bir araçtır ama İbrahim’in (as) bıçağı İsmail’i (as) kesmedi, kesemedi. Çünkü kesmenin müsebbibi değildir bıçak..

Bilime sonsuz güvenen insan, çoğu zaman bilimin çaresizliği karşısında çaresiz, ortada kalmaktadır. Ölüm karşısında, hastalık karşısında, sağlığını yitirdiğinde, yaşlandığında...

Bahsettiğim bu seküler zihin sahih bir tanrı tasavvuruna sahip olmadığından tanrıdan çok bilime güvenir. Bilim adına bilimi fetişleştirdiğinin farkına bile varmaz. 

 

Serdar Demirel Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle