--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Rusya krizinin açılımı

Serdar Demirel
Serdar Demirel

Türkiye’nin Suriye ile olan sınırını ihlal eden Rus savaş uçağını düşürmesi anında dünyanın birinci gündemine oturdu. Olay ilk etkisini petrol fiyatlarının yükselmesinde gösterdi. Ve uzmanlardan sokaktaki insanlara kadar herkesin ilk sorduğu soru; Rusya’nın buna tepkisinin ne olacağıydı.

Bu soruyu önemli kılan temel sebep, Rusya lideri Putin’in tehlikeli sularda yüzmeyi seven bir kişiliğe sahip olmasıydı. İradesini krizlerle, emrivâkilerle kabullendirmeyi tercih eden birisi çünkü. Gürcistan ve Ukrayna’da yaptıkları bunun bariz örneklerini teşkil eder. Bu da bu soruya acilen cevap aranmasına neden oluyordu.

Putin’li Rusya’nın eski emperyal günlerinin özlemini kurduğu bir sır değil. Batı’nın da acziyetinden istifade ederek Kırım’da denklemi değiştirdiği gibi Suriye’de de değiştirme planı içinde olduğunu herkes biliyor. Bunu da İran’la beraber hareket ederek adım adım gerçekleştirme yoluna gitti.

Rusya sıcak denizlerde hem emperyal çıkarlarını korumak, hem de yeni dengeler kurmak uğruna tehlikeli faaliyetlere başladı. Esed’in daha fazla dayanamayacağız taleplerini fırsat bilip sahaya fiili olarak indi. Bunda elbette İran’ın Suriye mukavemeti karşısında büyük kayıplarının da etkisi vardı. Çünkü İran ve Hizbullah’ın Esed’i daha fazla koruyamayacağı anlaşılmıştı.

Rusya, özellikle de DAEŞ’in Paris’i vurmasından sonra Batı’nın kendisine mahkûm olduğunu düşünüyordu. DAEŞ’le savaştığını iddia edip DAEŞ’in olmadığı bölgeleri ve mutedil mukavemet hareketlerini vurmanın tolere edileceğini hesaplıyordu.

Rusya emrivâkilerle yeni durumlar ihdas etmeyi adet hâline getirmiş bir ülke olduğundan savaş uçaklarının bütün uyarılara rağmen, Türkiye’nin angajman kurallarını ihlal ederek anlamsızlaştıracağını sanıyordu. Bu ihlaller pilotların gayri iradi hataları değil, bu planın bir parçasıydı. 

Putin, Erdoğan’la olan iyi ilişkilerini kullanarak Türkiye sınırlarını kevgire çevirebileceği hatasını yaptı. Karşısında güçlü bir lider, Türkiye’nin maslahatlarından taviz vermeyecek bir kişinin olduğunu hesaplayamadı. Türkiye, Rusya ile karşı karşıya gelmekten sonuna kadar kaçınsa da egemenlik haklarının ihlal edilmesine göz yumamazdı. Bir de Suriye halkının temsilcisi mutedil mukavemet hareketlerini vuran ve oldu bittilerle dengeleri bozan Rusya’ya mesaj vermenin zamanı çoktan gelmişti. 

Türkiye’nin karşılık vererek Rusya’ya verdiği siyasi mesajın özeti şuydu: Rusya Türkiye’nin milli çıkarlarını, egemenlik haklarını ciddiye almalıdır. Bu uğurda gerekirse her türlü riski alabilir. Bu meyanda son günlerdeki Türkmenlere karşı yaptığı saldırıların kabul edilemeyeceğini ve Türkiye’siz Suriye’de istikrarın kurulamayacağını göstermek. Türkmenler ve mutedil mukavemet hareketleri Türkiye’nin kırmızı çizgisidir. 

Yazının girişinde değindimizi, Rusya’nın tepkisi ne olacak sorusuna dönecek olursak şu birkaç hususu zikredebiliriz.

Türkiye’yi dünyanın hassas olduğu DAEŞ’i destekliyor gibi gösterip köşeye sıkıştırmaya çalışacak. Bunu da DAEŞ’i vuran savaş uçaklarının Türkiye tarafından düşürüldüğü gibi iddiaları gündemde tutarak yapacak. Ancak bunu satın alacak çok fazla devlet bulamayacaktır.

Rusya bu krizi kullanarak dünyayı DAEŞ ve Esed arasında bir tercihe zorlamaya gidecek. Batı’nın DAEŞ yerine laik ve İslâm karşıtı Esed’i tercih edeceğini düşündüğü açık. Bu da DAEŞ ve Esed’i aynı gören ve ikisinin de tasfiye edilmesini isteyen Türkiye’yi cezalandırmak manasına geliyor.

Türkiye ile tüm askeri temasları dondurma yoluna gitmek zaten ilk tepkisiydi Rusya’nın. İleride ise eğer kriz derinleşirse doğalgaz silahını kullanmak. 

Türkiye ile direkt bir çatışmaya girmekten kaçınacaktır. Bunda, Türkiye’nin NATO’nun üyesi olmasının da etkisi vardır. Ancak Türkiye’yi farklı yollardan köşeye sıkıştırmaya çalışacaktır. En bilinenlerinden birisi de PKK’yı desteklemek olacaktır...

Umarız Rusya, krizi daha fazla derinleştirme yoluna gitmez. Çünkü bu olayla Türkiye, ağır tahrikler karşısında sessiz kalamayacağını net olarak göstermiştir.

Serdar Demirel Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle